Aytaç, Akşehir Kirazı'nın yalnızca bahçeden tüccara satılan bir ürün olmaktan çıkarılması gerektiğini belirterek, coğrafi işaretli, sınıflandırılmış, soğuk zincirde muhafaza edilen ve markalı premium bir ürün haline getirilmesi gerektiğini söyledi.

Açıklamasında mevcut ekonomik tabloyu değerlendiren Serdar Aytaç, ihracatlık kirazın kilogram fiyatının 50-60 TL, fabrikalık ürünün ise yaklaşık 25 TL seviyesinde olduğunu belirtti. Ortalama üretici gelirinin 43-46 TL arasında kaldığını ifade eden Aytaç, hasat işçiliği ve diğer üretim maliyetlerinin kilogram başına 50 TL'nin üzerine çıktığını vurguladı.

Bu nedenle kaliteli üretim yapılmasına rağmen üreticinin zarar sınırında üretim yapmak zorunda kaldığını dile getirdi.

Serdar Aytaç, Akşehir kiraz üreticilerinin daha fazla gelir elde edebilmesi amacıyla sekiz başlık altında çözüm önerilerini sıraladı.

Aytaç, üreticilerin tek tek satış yapmak yerine ortak bir yapı altında birleşmesi gerektiğini belirterek, Akşehir Kirazı Üretici Pazarlama Birliği'nin kurulmasını önerdi.

Kurulacak birliğin belediye, ticaret borsası, ziraat odası, ilçe tarım müdürlüğü ve üretici temsilcilerinden oluşacak şeffaf bir yapıyla faaliyet göstermesi gerektiğini ifade eden Aytaç, bu sayede taban fiyatın belirlenebileceğini ve ihracatçılarla daha güçlü pazarlık yapılabileceğini söyledi.

Kirazın hasat edildikten sonra hızla değer kaybettiğine dikkat çeken Aytaç, Akşehir'e ortak kullanım amaçlı modern bir soğuk hava ve paketleme merkezi kurulmasının önemine değindi.

Merkezde ön soğutma ünitesi, kalite sınıflandırma hattı, boylama makineleri, coğrafi işaretli ambalaj sistemi, soğuk hava deposu ve ihracata uygun paketleme alanlarının bulunması gerektiğini belirtti.

Aytaç, kirazın premium ihracatlık, iç piyasa sofralık ve sanayi ürünü olmak üzere üç ayrı kalite sınıfına ayrılması gerektiğini ifade etti.

Bu uygulamayla kaliteli ürünlerin hak ettiği değeri bulacağını, sanayi ürünlerinin ise katma değerli ürünlere dönüştürülerek ekonomiye kazandırılabileceğini söyledi.

Coğrafi işaret tescilinin tek başına yeterli olmadığını belirten Aytaç, "Akşehir Kirazı" markasının Türkiye genelinde güçlü bir marka haline getirilmesi gerektiğini kaydetti.

Ambalajlarda coğrafi işaret logosu, üretici kodu, bahçe bilgisi, hasat tarihi, soğuk zincir ibaresi ve QR kod ile izlenebilirlik bilgilerinin yer almasını önerdi.

Fabrikalık olarak değerlendirilen ürünlerin düşük fiyatlarla satılmasının büyük ekonomik kayıp oluşturduğunu ifade eden Aytaç, bu ürünlerin dondurulmuş kiraz, kurutulmuş kiraz, kiraz suyu konsantresi, reçel, marmelat, çekirdeksiz kiraz ve doğal aroma ürünlerine dönüştürülmesini önerdi.

Üreticinin belirsizlik içinde üretim yaptığını belirten Aytaç, sezon başlamadan kalite sınıfına göre asgari alım fiyatlarının açıklanması gerektiğini söyledi.

Premium ihracatlık ürünlerde maliyet üzerine en az yüzde 35, iç piyasa ürünlerinde ise en az yüzde 20 kâr sağlayacak fiyat politikası uygulanmasını önerdi.

Şeffaf piyasa yapısının önemine dikkat çeken Aytaç, ihracat fiyatları, hal fiyatları, fabrikalık ürün fiyatları, üretici maliyetleri ve günlük taban alım fiyatlarının kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılacağı dijital fiyat ekranı kurulmasını istedi.

Serdar Aytaç, hasat işçiliği, ambalaj, soğuk zincir, analiz ve sertifikasyon, elektrik, sulama ile don ve dolu risklerine karşı sigorta desteği gibi alanlarda üreticiye hem yerel hem de merkezi idare tarafından destek verilmesi gerektiğini ifade etti.

Açıklamasının sonunda üreticilerin hak ettiği kazancı elde edebilmesi için birlik içinde hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Serdar Aytaç, "Akşehir Kirazı para etmeyen bir ürün değildir. Para eden ürünün kazancı üreticinin cebine girmemektedir. Üretici kurtulacaksa birlik olacak, ürün sınıflandırılacak, soğuk zincire alınacak, markalı satılacak, fabrikalık ürün işlenecek ve fiyatlar şeffaf hale gelecektir. Akşehir Kirazı'nın gerçek sahibi üreticidir. Bu ürünün bereketi önce üreticinin evine girmelidir." ifadelerini kullandı.