İlk bakışta bu açıklama, Konya, Kayseri, Eskişehir gibi sanayi geleneği olan büyük merkezleri ilgilendiriyor gibi algılanabilir.
Ancak işin özü çok daha derindir. Bu karar, Anadolu’daki her il ve ilçe için açık bir yol ayrımıdır.
Üretenle tüketenin, planlayanla bekleyenin, cesaret edenle seyredenin ayrıldığı bir eşiktir.

Ve bugün Akşehir, tam da bu eşikte durmaktadır.

Konya, Kayseri, Eskişehir ve Aksaray gibi şehirlerin bu listede yer alması tesadüf değildir.
Bu şehirler yıllardır sanayiye alan açmış, lojistik altyapılarını güçlendirmiş ve girişimcilerini üretime teşvik etmiştir.
Peki Akşehir bu listenin neresinde?

Bu sorunun cevabı ne coğrafyasın da ne de kaderindedir.
Cevap vizyondadır.

Çünkü Akşehir; Ege, İç Anadolu ve Akdeniz hattının kesişim noktasında yer alan,
İzmir ve Mersin limanlarına erişim imkânı bulunan,
tarım ve ticaret kültürü güçlü,
yaşam ve yatırım maliyetleri görece düşük olan bir ilçedir.

Buna rağmen bugüne kadar bu avantajlar sanayi ölçeğinde bir planlamaya dönüştürülememiştir.
Oysa sanayide avantaj tek başına yeterli değildir.
Hazırlık yoksa, fırsat da gelmez.

Bugün mega endüstri bölgeleri konuşulurken yalnızca büyük fabrikalar değil,
onları besleyecek yan sanayi, lojistik merkezleri, depolama alanları, gıda işleme tesisleri,
enerji ve geri dönüşüm yatırımları da eş zamanlı olarak büyümektedir.

Eğer Akşehir bu süreci bugünden planlamazsa;
üretim Konya’da olur,
lojistik başka şehirde kurulur,
Akşehir ise yalnızca seyirci kalır.

Bu durum yalnızca bugünün değil, önümüzdeki 30 yılın kaybı anlamına gelir.

Ancak hâlâ geç kalınmış değildir.
Çünkü sanayi yalnızca dev holdinglerin işi değildir.
Yeni dönemin sanayisi; akıllı, çevik, yerel ve katma değer üreten girişimlerin sahasıdır.

Akşehir hâlâ;
lojistik destek merkezi,
yan sanayi üssü,
yeşil üretim ve geri dönüşüm merkezi
olabilecek potansiyele sahiptir.

Bunun için gereken üç temel unsur vardır:
yerel irade, genç girişimci cesareti ve ortak akıl.

Burada özellikle gençlere ayrı bir parantez açmak gerekir.
Bugün büyük şehirlerde girişim kurmak; yüksek kira, yüksek maliyet ve yoğun rekabet anlamına gelmektedir.
Oysa Akşehir gibi ilçeler, geleceğin üretim merkezleri olmaya adaydır.

Gıda işleme ve paketleme,
tarım teknolojileri,
soğuk zincir ve depolama,
lojistik ve mikro dağıtım merkezleri,
makine ve yan sanayi,
geri dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımları,
genç girişimciler için somut ve ulaşılabilir alanlardır.

Bu alanlar hayal değildir.
Akşehir gerçeğidir.

Ancak bu gerçek, bekleyerek değil, talep ederek ortaya çıkar.
Gençler yalnızca iş arayan değil, iş kuran konumuna geçmelidir.
“Devlet yapsın” demek yerine “biz hazırız” demelidir.

Akşehir’in geleceği konuşulurken gençlerin masada olmadığı her toplantı eksiktir.
Sanayi konuşulup da gençler yoksa, o masa yarımdır.

Bu nedenle Akşehir’in önünde çok net bir soru vardır:
Bu dönüşümün parçası mı olacağız, yoksa sonuçlarını izleyen mi?

Sanayi Anadolu’ya yayılırken Akşehir’in en büyük riski geri kalmak değildir.
Asıl risk hiç başlamamaktır.

Akşehir’de üretmek mümkündür.
Ama cesaret etmeyenler için hiçbir şehir yeterli değildir.