On sekiz yaşındaki bir genç, ASKERLİĞİNİ YAPMAMIŞ- ÜNİVERSİTE ve hatta, YÜKSEK OKULDA OKUMAMIŞ- BELKİ LİSEYİ BİTİRMEMİŞ, GENELLİKLE KENDİ HARCADIĞI PARAYI KAZANMAMIŞ-YAŞAM TECRÜBESİ OLMAYAN BİRİ OLUR. Yaşı gereği, heyecanları coşkuludur. Bir de milletvekili olursa, taşkınlarının önüne geçilemeyebilir.

 Elbette olağanüstü kabiliyet ve zekaya sahip olanları da vardır. Fakat seçilme hakkı böyle bir ayırım olmadan tüm on sekiz yaşındakilere verilmek isteniyor. Adayları ise, o partinin genel başkanı tespit ediyor. Demek ki şanslı sekizlileri o seçecek!

 Seçilme yaşının on sekize indirilmek istenmesindeki gerekçeyi, mantıklı ve yararlı görmek, olanaksız! Şimdi bile seçilme yaşı otuz olduğu halde; kelli felli adamların tartışmaların heyecanıyla Yüce Meclisi, nasıl boks ringine ve dövüş arenasına çevirdiklerini; herkes görüyor. 25 yaş teklif edilseydi, belki o kadar sakıncalı olmazdı.

 Seçilebilmek için bir ili ve seçim bölgesini, köy-köy, sokak-sokak dolaşarak halka kendini tanıtmak ve insanlarımızın derdini, durumunu anlamak gerekir. Böyle yapıp halkı tanımayan, dertleri ve problemleri yerinde görmeyen birinin seçilmesi; halkın çıkarlarına uygun olmaz.

 Bir seçim kampanyası epeyce parayı gerektirir. On sekiz yaşındaki genç, henüz para kazanmadığı için; seçim gezilerinin giderlerini kendisi karşılamayacaktır. O giderleri kimin parasıyla karşılayacaksa; ona medyun ve borçlu kalacaktır. Birilerine maddi ve manevi borcu olanlar; halkın ve ülkenin çıkarlarını değil, borçlu oldukları kişinin çıkar ve isteklerini yerine getirmek zorunda kalabilirler.

 On sekiz yaşındaki genç bir yoklama ve kendini tanıtma kampanyası yürütmeyecekse; genel başkan tarafından atanacak demektir. Yüce Meclisimiz ise, atanmışların değil, halkımız tarafından seçilmişlerin Meclisi olmalıdır. Demokrasi ve ülkemizin çıkarları bunu gerektirir.

Gerçek bu iken, milletvekillerinin görevleri devam ettiği sürece; bir patronun işinde ücretli olarak çalışmamaları gerektiği de; açıkça ortaya çıkıyor. Bir işverenin yanında para alarak çalışan ecir(ücretli), patronun dediklerini yapar. Ne kadar dürüst olursa olsun, işveren kişinin de çıkarları ve problemleri olacaktır. Para verip çalıştırdığı eleman, kendisine rica edilmese bile; o çıkarlar yönünde bir şeyler yapar. En azından kendine ücret veren firmanın batmaması ve kendi ücretinin kesilmemesi yönündedir duyguları ve çalışmaları.

Belki, 18 yaş  düşüncesi, anladığı-anlamadığı her konuda genel başkanının emrine göre parmak kaldıran kişileri seçtirmek icat edilmiş olabilir.