Bu sözleşmede iki temel taraf bulunmaktadır:

  • Bakım alacaklısı: Bakım hizmetinden yararlanacak kişi
  • Bakım borçlusu: Bakım hizmetini sağlayacak kişi

Bakım borçlusu; bakım alacaklısının barınma, beslenme, sağlık, temizlik ve günlük ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük sadece maddi destekten ibaret değildir; aynı zamanda insani bakım ve gözetimi de içerir. Ayrıca belirtilmesi gereken bir diğer husus da bakıma muhtaç kişi kendisine bakacak kişiye vaat ettiği şeyi hemen devretmeyip ölümünden sonra hüküm ve sonuç doğurmasını sağlayarak kendini garanti altına da almaktadır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi resmi şekilde yapılmak zorundadır. Uygulamada bu sözleşmeler çoğunlukla tapu devri içerdiği için tapu müdürlüğünde veya noter huzurunda düzenlenir. Resmi şekle uyulmaması halinde sözleşme geçersiz sayılır.

Örneğin bir kişi evini bakım karşılığında devretmeyi vaat etmiş ancak bu durum yalnızca sözlü olarak kararlaştırılmışsa, hukuken geçerli bir ölünceye kadar bakma sözleşmesinden söz edilemez.

Uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biri mirasçılar ile bakım borçlusu arasında çıkan uyuşmazlıklardır. Özellikle bakım alacaklısının taşınmazını bakım karşılığında devretmesi, bazı mirasçılar tarafından “mal kaçırma” olarak ileri sürülebilmektedir.

Ancak burada önemli olan nokta şudur:
Eğer sözleşme gerçekten bakım amacıyla yapılmış ve taraflar yükümlülüklerini yerine getirmişse, bu işlem hukuken geçerli kabul edilir. Yani sırf mirasçılar mağdur oldu diye sözleşmenin iptali mümkün değildir.

Buna karşılık sözleşme görünüşte bakım sözleşmesi olup gerçekte bağış niteliği taşıyorsa, mirasçılar tarafından dava konusu yapılabilmektedir.

Bakım borçlusunun en temel görevi, bakım alacaklısına sözleşmede öngörülen şekilde bakmaktır. Eğer bakım borçlusu bu yükümlülüklerini yerine getirmezse:

  • Sözleşmenin feshi istenebilir
  • Devredilen malvarlığının geri alınması gündeme gelebilir

Mahkemeler bu tür davalarda genellikle tarafların birlikte yaşama durumu, bakımın fiilen yerine getirilip getirilmediği ve tanık beyanlarını ayrıntılı şekilde değerlendirmektedir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, usul ve kanunlara şekilde düzenlendiğinde hem yaşlı bireylerin bakım ihtiyacını karşılayan hem de bakım sağlayan kişiye güvence sunan önemli bir olanaktır, yaşamın son döneminde güvence sağlamak amacıyla yapılan bu sözleşme, doğru uygulanmadığında aile içi uyuşmazlıklara ve uzun süren davalara da yol açabilmektedir. Bu nedenle hem sözleşmenin kurulmasında hem de uygulanmasında dikkatli olunması, ileride doğabilecek sorunların önüne geçecektir.

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere sağlıklı günler dilerim.