Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Şenlikleri, Akşehir Belediyesinin organizasyonuyla uluslararası düzeyde ve nitelikte hazırlanmış özgün programıyla gerçekleştirilmiştir.

Bu nedenle Nasreddin Hoca Şenlikleri, halk bilgesi ve mizah ustası Nasreddin Hoca'yı ve Akşehir'i daha iyi tanıtma ve anlatma olanağı sağlamıştır. Ayrıca bu şenliklerde, Akşehir coğrafyasının sahip olduğu doğal güzellikler içerisinde; tarihi, ekonomisi, sosyal yapısı ve kültürel zenginliğini gösterme fırsatı değerlendirilmiştir. Her geçen gün "Daha İyi Akşehir" teması üzerine özgün çalışmalar sergilenmiştir.

Şenliklerin ilk günü olan 5 Temmuz 2026'da saat 10.30'da, Akşehir'in Sıra Yarenleri eşliğinde geleneksel Tellal'ın çağrısına uyan ahali, Nasreddin Hocamızın türbesinin kapısına dayandı.

Hoca Nasreddin, dört tarafı açık ve ortasından demir sürgüyle kilitli türbesinin içinden vefalı torunlarını kapıda karşılayıp, "Hoş geldiniz." diyerek şenliklerin başlatılması için iznini verdi.

Kimler ayak basmadı ki türbenin önündeki "Dünyanın Ortası" yazılı metal levhanın üzerine...

Şehrin erkânı bir bir sıralandı Nasreddin Hoca'nın karşısına. Akşehir Kaymakamı Dr. Mustafa Yiğit, Akşehir Belediye Başkanı Dr. A. Nuri Köksal, askerî ve sivil erkân ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, başta Nasreddin Hoca ve Turizm Derneği Başkanı Ahmet Buğra olmak üzere tüm halk türbenin önünde toplanmıştı.

Belediye Başkanı Dr. A. Nuri Köksal başkanlığındaki heyet ve 2026 yılının temsili Nasreddin Hocası olan tiyatro sanatçısı Müfit Can Saçıntı ile birlikte şenliklerin açılışı yapılmıştı.

Saygı duruşunun ardından gür bir sesle İstiklal Marşı okunarak resmî açılış töreni gerçekleştirildi. Şehitler ve gazilerin ruhları gölgesinde Hoca Nasreddin'e ve tüm geçmiş atalarımıza Fatihalar okundu.

Tüm olanları, sanki kuş bakışı seyrediyordu Mustafa Kemal'in ruhu, Akşehir'deki Batı Cephesi Karargâhı'nın penceresinden.

Nasreddin Hoca Şenlikleri'ne katılan bu kentin insanları; evlerinde, sokaklarında, bağında bahçesinde; çoluk çocuk, kadın erkek, büyük küçük demeden ortak coşkuyu yaşamaya başladılar.

Çamlıklardan Arasta sokaklarına kadar yayılan neşenin ortağı olmuşlardı. Sanat, edebiyat, müzik ve folklor sunumlarıyla birlikte resim sergileri ve çocuklara yönelik atölye çalışmaları gözleri ve gönülleri doyuruyordu.

Akşehirliler, kendilerine özgü yeme içme alışkanlıklarını yaşıyorlardı. Işıklı geceler ve masmavi gökyüzü altında huzurun tadını çıkarıyorlardı.

Geçmişten geleceğe doğru dolaştıkça karşımıza çıkan Akşehir manzarası, tuvalin karşısında tüller içindeki esrarlı görüntüleriyle iyice aydınlığa çıkıyordu.

Gergef işleyen şehit anaları, Dudu kadınları, Fırıncı Hayriyeler, Bermende Köyü'nden kan ter içinde kopup gelmiş köylüler, şehirli hemşehrileriyle kucaklaşıyorlardı.

Okumuşların ve cahillerin yanı başında, Kurtuluş Savaşı hikâyelerindeki her yere koşuşturanlardan Cevdetler, Şaaaliler, Ehliyarlar gibi nice "ünlülerin ruhları" dolaşıyordu ortalıkta.

Gönül dostlarından Seyyid Mahmud Hayranîler, Nimet Babalar ve Sultan İbrahim Velîlerin manevi destekleri de Hoca Nasreddin Türbesi'nin önüne çağrılmıştı.

Bu daveti duyan dünya mizah ustalarından Hitar Peter, Diyojen ve Aldar Köse de görünmüştü.

Ayrıca mahallî halk sanatçılarından orta oyuncuları, meddahlar, saz ustaları, Karagöz-Hacivat, Keloğlan, İsmail Dümbüllü, Arap Bacı ve Tuzsuz Deli Bekir de kuşun kanadıyla bu tarihî çağrıya katılmışlardı.

"Açıl Susam Açıl." diyerek mizah sofrasını kurmuşlardı Nasreddin Hoca diyarı Akşehir'de.

Şenlik takvimi ilerledikçe konserler Açık Hava Tiyatro Alanı'nda sergileniyordu. "Dünya Dillerinde Nasreddin Hoca Şarkıları" izleyenleri büyülemişti. Akşehir semalarından tüm dünyaya, dünyadaki savaşlara inat, barış besteleri yayılıyordu. Hıdırlık Parkı'nda anlatılan hikâyelere ve masallara çocuklar kendilerini kaptırmışlardı.

Müzikaller, yerli ve yabancı folklor ile dans gösterileri, kentin her yerinde şenlik havasını estiriyordu. Oğuz Kağan Destanı'ndan başlayıp Yunus Emre ve Nasreddin Hoca'ya kadar uzanan farklı mizah yolunun yolcuları, Gülmece Parkı'nda beş gün boyunca otağ kurmuşlardı.

Her günün akşamında alanları dolduran halk, sanatçıların sunduğu müzik ziyafetleriyle gönüllerini besliyordu.

Açık Hava Tiyatro Alanı, Akşehir Çayı, Hıdırlık Mesire Alanı, Tekke Kent Ormanı, çok güzel restore edilmiş Yukarı Hamam (Gavur Hamamı) sergileri ve Cumhuriyet Meydanı'nda cıvıl cıvıl şenlik türküleri yankılanıyordu. Adları festival, panayır, şölen ve şenlik olsa da gerçekleştirilen küçük ve büyük ticari etkinlikler şehre ekonomik canlılık getirmişti.

Müzik etkinlikleri farklı mekânlardaki konserlerle her yeri kuşatmıştı. Leonida, Yağmur Bostan, Melek Mosso, Jazz Songs, Erman Uysal, Trioviva (Enstrümantal Müzik), Bavyera ve İpek Yıldız gibi sanatçıların konserleri ile "Alevli Günler" tiyatro grubunun gösterileri halk tarafından ilgiyle izlenmişti.

Akşehir'in suyunu içmiş, ekmeğini yemiş ve kendilerini Akşehirli kabul eden yaklaşık 30 kişilik Akşehirli şair ve yazarlar grubuna haber salınmıştı. Ankara AKSEVDER Başkanı Ali Baki Çağlayan'ın çağrısına uyup gelebilenler, Nasreddin Hoca Türbesi'nin duvarına sırtlarını dayayarak kitaplarını imzalamışlardı.

Bu kitap fuarında buluşan şair ve yazarların edebiyat ve sanat söyleşilerinin en önemli konusu, doğal olarak Nasreddin Hoca ve Akşehir olmuştu.

Ben de bu çağrıya katkı sağlayacak grubun içerisinde olduğumu düşünerek Akşehir'e gelmiştim.

1966 yılında Akşehir Lisesinden mezun olmuştum. Sonrasında Selçuk Eğitim Enstitüsünü ve Ankara Üniversitesini bitirerek Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak eğitim ordusunda görev yapmaya başladım.

Daha sonra, 1972-1986 yılları arasında Akşehir'in farklı liselerinde 14 yıl Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak çalıştım.

Öğrencilik ve öğretmenlik dönemlerimde yazdığım şiir ve yazılar; Akşehir gazetelerinden Pervasız, İstasyon ve Akşehir Postası'nda yayımlandı. Ulusal dergilerde de şiir ve yazılarım yer aldı. Bugüne kadar altı kitabım yayımlandı. Şair ve yazarların bulunduğu kuruluşların kitap fuarlarına katıldım.

Lise yıllarımdan itibaren çok okuyup yazmaya başladım. Başta 1950-1960'lı yılların müderrislerinden dedem Ahmet Fevzi Özdemir olmak üzere diğer aile büyüklerim ve öğrenim hayatım boyunca her kademedeki öğretmenlerim, okuma ve yazma konusunda beni daima yüreklendirdiler.

Akşehir'de yaşamaya başladığım lise yıllarından itibaren gazeteye yazı göndermem için beni destekleyen Pervasız Gazetesi sahibi ve yazarı Ahmet Şener başta olmak üzere, okuma ve yazmaya destek veren bütün büyüklerimi rahmet ve minnetle anmak isterim.

Şenlikler dolayısıyla kitaplarımı imzaladığım Akşehir'de öğrencilerim beni yazarlar standında ziyaret ederek sevgi ve saygılarını gösterdiler. Karşılıklı paylaşımlar sırasında hasret giderdik. Hepimizi mutlu eden bu buluşma, benim için unutulmayacak kadar değerli bir anı olarak kalacaktır.

Kitap imza etkinliklerinin son gününde Akşehir Belediye Başkanı Dr. A. Nuri Köksal'ın yazdığı "nÂÇARe" adlı şiir kitabını okuyucularına imzalayarak armağan etmesi de günün en anlamlı etkinliklerinden biri oldu.

Akşehir'in yerel basın kuruluşlarından Pervasız, İstasyon ve Akşehir Postası gazeteleri ile Asi Medya, şenlik programı boyunca halkı günü gününe bilgilendirdi. Gazetelerinde şenlik haberlerine, fotoğraflara ve röportajlara yer vererek halkın gözü ve kulağı oldular.

Bu şenlik süresince etkinliklere katılan devlet kurumları, Akşehir Kaymakamlığı, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Akşehir Nasreddin Hoca Derneği, sivil toplum örgütleri ve emeği geçen diğer kişi ve kuruluşlara; birlik ve beraberlik bilinciyle Akşehir halkının destek verdiğini basından öğrendiğimizde memnuniyet duyduk.

Bu uluslararası organizasyonlarda bazı aksaklıkların yaşanabileceği de göz önüne alınırsa, yapılacak eleştirilerin doğal olduğu açıktır. Yararlı olacağına inandığımız bu yöndeki geri bildirimlerin, geleceğe dönük çalışmalara ışık tutacağına inanıyoruz.

Şimdi sözümüzü "bildik meseleye" getirmek istedik. O da, "Akşehir'in il olması" desek yeridir.

Bu konuda bizim de bir önerimiz olsun istedik.

Ey Akşehirliler ve Akşehir'i sevenler!

Bundan böyle Akşehir'in yıllardır dillendirilen "il olma arzusu" yolculuğunda izlediğiniz rotayı değiştirin artık. Yoksa bu yolda harcadığınız enerji boşa gidecektir.

Bu sorun, 67 yılı aşarak bir 67 yıl daha süreceğe benziyor.

O hâlde Akşehir ve Akşehirliler, kendi potansiyel gücüne dayanarak her alanda yepyeni bir strateji belirlemeli; "il olma" yönünde planlı, programlı ve uzun soluklu çalışmalar yürütmelidir.

Bu yöndeki tavsiyemizi dile getirmek en samimi arzumuzdur.

"Akıl veren çok olur, para veren olmaz." demeyin.

Her fikir, kendine göre üzerinde konuşulmaya değerdir.