İşte onlardan biri: Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey.
Ali Şükrü Bey, 1884’te Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde dünyaya geldi. Heybeliada Bahriye Mektebi’nden mezun olarak, kurmay subay oldu. İngiltere’de aldığı eğitimle, hem İngilizce öğrendi hem de deniz hukuku alanında uzmanlaştı. Donanmanın zayıflığını Osmanlı’nın çöküş sebeplerinden biri olarak gördüğünden, 1909’da Donanma Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı.
Genç yaşından itibaren fikir ve neşriyat hayatının içinde de yer alan Ali Şükrü Bey, İstanbul’da kendi adıyla bir matbaa kurdu.
Sadece düşünce adamı değil aynı zamanda vizyoner, gözü pek, lider karakterli bir eylem adamı olarak, Millî Kongre Cemiyeti’nin faaliyetlerine katıldı. Cemiyetin başlattığı işgal karşıtı çalışmaların içinde yer aldı ve kurduğu matbaayı direniş amaçlı yayınların basılmasında kullandı.
Ali Şükrü Bey Mondros Mütarekesi sonrasında işgaller başladığında Osmanlı Meclisi’nde Trabzon mebusu olarak, mücadelenin Anadolu’dan yürütülmesi gerektiğine inananların başındaydı.
Mustafa Kemal’in çağrısıyla Ankara’ya geçerek, 1. TBMM’de yer aldı. Yakın arkadaşı Mehmet Akif Ersoy’u, Anadolu’ya geçiren kişiydi.
Meclis’te Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğindeki Birinci Grup’a karşı oluşan, İkinci Grup’un önde gelen isimlerinden biri oldu.
28 Nisan 1920’de verdiği teklifle, içki yasağını kanunlaştırdı.
Meclis güvenliği için Muhafız Müfrezesinin kurulmasını sağladı.
Başkumandanlık Kanunu’nun verdiği olağanüstü yetkilere, şiddetle muhalefet etti.
Lozan’da Misak-ı Millî ’den taviz verildiği gerekçesiyle, İsmet Paşa’yı sert dille eleştirdi. Lozan Konferansı’nın 3 Şubat 1923’te kesintiye uğraması üzerine Ankara’ya dönen Türk heyeti başkanı İsmet Paşa’nın gelişmeler hakkında, 26 Şubat 1923 tarihinde düzenlenen gizli celsede Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bilgi vermesi üzerine, bu hususta günlerce süren tartışmalara en çok katkı verenlerdendi.
Bu tartışmaların temelini, özellikle ikinci grup temsilcilerince öngörülen Lozan’da, Mîsâk-ı Millî’den tâviz verildiği iddiaları oluşturmaktaydı. Şubat ayı boyunca devam eden görüşmeler mart ayına sarktı ve en sert tartışmalar, 5 Mart tarihli celsede meydana geldi.
Bu görüşmelerde Ali Şükrü Bey, Musul meselesinin bir yıl sonraya ertelenmesinin Mısır ve Girit gibi kaybedilmesi anlamına geleceğini, Ege adalarının Yunanistan’a bırakılması halinde Anadolu’nun denizden savunulmasının zor bir hal alacağını ifade etti. Bunları vurguladıktan sonra, ülkenin kaderinin İsmet Paşa liderliğindeki Lozan Heyeti’ne emanet edilemeyeceğini belirtti ve konuşmasını, “Mehmetçik’in süngüsüyle kazanılan bu muazzam zafer Lozan’da heba edilmiştir. Bu murahhasa heyetinin barış meseleleri üzerinde sözleri olamaz efendiler! Artık bunların vazifeleri bitmiştir” sözleriyle tamamladı.
Demokrasinin olmazsa olmazı muhalefettir ve Ali Şükrü Bey unutulan unutturulmaya çalışılan bu gerçeğin, en acı tanıklarındandır. Cesurdu, ilkeliydi, doğru bildiğini sonuna kadar savunmaktan çekinmiyordu. İşte bu yüzden hedefe konmuş olacak ki, 27 Mart 1923 akşamı ortadan kayboldu.
Günler süren aramaların ardından, Ali Şükrü Bey’in cesedine Ayrancı’da Papazınbağı mevkiinde gömülmüş vaziyette ulaşıldı. Tanık ifadelerinden edinilen bilgilere göre, Ali Şükrü Bey’in Topal Osman’ın evinde boğularak öldürüldüğü ortaya çıktı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa tarafından muhafız alayı komutanı İsmail Hakkı Bey’e verilen talimatla, 1-2 Nisan 1923 gecesi gerçekleştirilen baskın da Topal Osman öldürüldü. Cesedin başı olmadığından, meclis önünde ayaklarından asıldı.
Trabzon’a gönderilen cenaze 40 bin kişinin katıldığı bir törenle Boztepe’de toprağa verildikten sonra, hükümete karşı büyük protestolar düzenlendi.
Ali Şükrü'nün trajik ölümü, Cumhuriyet tarihinin karanlıkta kalmış en önemli siyasi meselelerinden biri olarak, hâlâ tartışılmaktadır.
“Ey ruh-i mübarek, seni bir sâil-i menhus/ Şehrah-ı hakikatde şehid eyledi, efsus.” Bu beyit, Mahir İz tarafından 1923 yılında öldürülen Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey için yazılan mersiyenin başlangıç dizesidir. “Ey mübarek ruh, seni uğursuz bir dilenci/serseri hakikat yolunda şehit etti, yazıklar olsun” anlamına gelen bu ifade, cinayeti işleyen Topal Osman ve bu talimatı verenlere yönelik ithamlar içermektedir.
Ali Şükrü Bey, emperyalizme karşı bağımsız duruşuyla, millî egemenlik ve hukukun üstünlüğü ilkesine olan bağlılığıyla hatırlanmayı hak ediyor. Trabzon’un yetiştirdiği bu büyük milletvekili, fikir ve eylem adamını, vefatının 103. Yılında vefa ve rahmet ile anıyoruz.
Kaleminden Vatanına…
Hayatı, Mücadelesi ve Mirasıyla Ali Şükrü Bey adına, Cihannüma ve paydaşlarının 27/28 Mart tarihlerinde Trabzon’da sempozyum düzenleneceğini öğrenince, karınca misali bu makaleyi yazmayı bir borç bildim. Şehit ve Gazilerimize, Allah Rahmet Eylesin.





