Gizli buz; gündüz saatlerinde eriyen karın ya da yağan yağmurun, gece hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesiyle yol yüzeyinde ince bir tabaka halinde donmasıyla oluşur. Tehlikeli olan kısmı, çoğu zaman çıplak gözle fark edilememesidir. Asfalt siyah ve kuru gibi görünür, ancak aslında cam gibi kaygandır.
Bu durum özellikle; Köprü ve viyadüklerde, Gölge alanlarda, Rüzgâra açık yollarda, Sabahın erken saatlerinde ve gece geç vakitlerde çok daha sık görülür.
Sürücüler için gizli buz, birkaç saniyelik bir dikkatsizlikle telafisi zor sonuçlara yol açabilir. Hafif bir direksiyon hareketi ya da refleks olarak yapılan ani fren, aracın kontrolünü tamamen kaybettirebilir. Bu tür kazaların büyük bölümünde aşırı hızdan ziyade, kaygan zeminin hafife alınması ön plana çıkar.
Kış şartlarında araç kullanırken alınacak tedbirler aslında oldukça nettir. Kış lastiği yalnızca yasal bir zorunluluk değil, hayati bir güvenlik önlemidir. Hız mutlaka düşürülmeli, takip mesafesi artırılmalı, ani manevralardan ve sert frenlerden kaçınılmalıdır. Gizli buz ihtimalinin yüksek olduğu saatlerde farların açık olması, görüş mesafesinin doğru değerlendirilmesi ve “yol boş” düşüncesiyle rehavete kapılmamak büyük önem taşır.
Yaya güvenliği ise çoğu zaman göz ardı edilen bir diğer önemli konudur. Kaldırımlar, merdivenler, yaya geçitleri ve bina girişleri gizli buzun en çok kazaya neden olduğu alanlardır. Bir anlık kayma; düşme, kırık ve uzun süreli sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle acele etmemek, uygun tabanlı ayakkabılar tercih etmek ve mümkün olduğunca tutunarak yürümek hayati önemdedir.
Unutmamak gerekir ki kazalar ve felaketler her zaman büyük gürültülerle gelmez. Bazen sessiz, görünmez ve fark edilmediği için daha yıkıcı olur. Gizli buz da tam olarak böyledir. Ne bağırır, ne uyarır… Sadece hata kollar.
Buradan yerel yönetimlere açık bir çağrıda bulunmak gerekiyor. Ana arterler kadar ara sokakların, yaya yollarının, kaldırımların ve kamuya açık alanların da düzenli olarak tuzlanması ve kontrol edilmesi hayati önem taşımaktadır. Özellikle sabah erken saatlerde ve gece geç vakitlerde yapılan önleyici çalışmalar, birçok kazanın ve yaralanmanın önüne geçebilir.
Aynı çağrı sürücülere de yapılmalıdır. Kış geldi ve bu şartlara göre davranmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. Direksiyon başına geçen herkesin yalnızca kendi canından değil, trafikteki herkesin hayatından sorumlu olduğunu unutmaması gerekir. Birkaç dakika erken varmak için alınan riskler, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir.
Kış şartlarıyla mücadelede başarı; bireysel dikkatin, kurumsal sorumluluğun ve toplumsal bilincin bir araya gelmesiyle mümkündür. Tedbir almak zor değil, ama ihmalin bedeli her zaman ağırdır.





