İnsan çalışır kazanır, ücretini cebine koyduktan sonra kaybetse buna üzülür. Bundan daha kötüsü bilerek bilinçle kumar, içki vb. kötü yollarda harcayarak kazancını kaybetmesi de sonu hüsran olan bir kayıptır.

Maddi kazançları korumak, değerlendirmek nasıl arzulanan bir durum ise manevi dünyamızda da kazandığımızı kaybetmek değil, dahada değerlendirmek önemlidir.

Ramazanda oruç ile aldığımız eğitim ve terbiye ile takvâ, sabır, helal haram duyarlılığı, merhamet, nefis terbiyesi, kötülükleri terk gibi güzellikler hayat boyu ihtiyacımız olan güç kaynağımızdır.

Bayramda ise bayramlaşmalarla başlayan ziyaretler müminleri hem Allah'a hem birbirimize yaklaştırdı. Her şey samimiyet, İhlas ve Allah için idi. Yalnızlaşan insan için birlik ve beraberlikler ne kadar önemli sosyal yakınlaşma oldu. Gönül köprüleri kuruldu, insani değerler hatırlandı. Yaratandan ötürü yaratılanları severek hem sevdik, hem sevildik. Herkesim hatırlandı.

Allah yaratılanlara gösterilecek ilgiyi kendisine yapılmış gibi kabul ettiği bir Kutsi hadiste şöyle buyuruyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “ Allah Teâlâ kıyâmet gününde şöyle buyurur: “Ey âdemoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin”. Âdemoğlu: - Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl ziyaret edebilirdim? der. Allah Teâlâ: - “Falan kulum hastalandı, ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin, beni onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun?

Ey Âdemoğlu! Beni doyurmanı istedim, doyurmadın” buyurur. Âdemoğlu:- Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl doyurabilirdim? der. Allah Teâlâ:- “Falan kulum senden yiyecek istedi, vermedin. Eğer ona yiyecek verseydin, verdiğini benim katımda mutlaka bulacağını bilmez misin? Ey Âdem oğlu! Senden su istedim, vermedin” buyurur. Âdemoğlu: - Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbi iken ben sana nasıl su verebilirdim? der. Allah Teâlâ: - “Falan kulum senden su istedi, vermedin. Eğer ona istediğini verseydin, verdiğinin sevâbını katımda bulurdun. Bunu bilmez misin?” buyurur." (Müslim, Birr 43)

Hasta ziyaretini, açları duyurmayı, susuz kalanları sıkıntısın sulamayı vb. ni gidermeyi, Allah kendine yapılmış bir iyilik kabul ediyor. Bu durum bundan daha açık, daha güzel nasıl anlatılabilir. Yaratıklara yapılacak her iyiliğin Allah katında bir mükafatı vardır.

Her hâl ve şartta yaşanan/yaşatılan dinimizi belli zaman ve günlerde kutlanan değil, hayat tarzımız olarak yaşayacağız. Ve yaşatacağız. Allah Teâlâ da o zaman bizim yardımcımız olacaktır.

Allah'a tevbeler etmişken, ihlâsla sözler vermişken örgüsünü söken gibi olmamak için şimdi sözüne sadakatle Allah yolunda devam etmek zamanıdır. O yol en doğru sıratı müstekım yoludur. O yol Dünya ve âhiret saadetine götüren yoldur. Hayat o yolda güzeldir. Sonunda nice güzel bayramlar onları beklemektedir.