Bugün sizlerle hepimizin zaman zaman sorduğu ama yüksek sesle konuşmaktan kaçındığı bir soruyu paylaşmak istiyorum:

Çocuklarımız gerçekten eşit şartlarda mı yarışıyor?

Üniversite sınavı ve LGS sonuçları açıklandığında istatistikler paylaşılıyor. Matematik ortalaması şu kadar, fen netleri bu kadar, sıfır çeken öğrenci sayısı bu kadar…

Peki bu tablo bize ne söylüyor?

Gerçekten herkes aynı çizgiden mi başlıyor?

Zekâ mı? Çevre mi?

Ortaokul yıllarımda benimde katıldığım bir münazara konusunu hiç unutmam:

Çocuğun gelişiminde zekâ mı etkilidir yoksa çevre ve aile mi?”

O gün jüriyi ikna eden taraf kazanmıştı. Ama hayat bize şunu gösterdi: Bu sorunun tek bir cevabı yok.

Bugün geldiğimiz noktada ise başka bir soru var:

Mevcut sınav sistemimiz herkese eşit görünüyor olabilir, ama gerçekten adil mi?

Aslında Çocuklar Değil, Aileler Yarışıyor

Açık konuşalım…

Bugün sınavlara sadece çocuklar girmiyor. Aileler de yarışıyor resmen. Özel dersler, Kurslar, Özel okullar, Yardımcı kaynaklar, Bilimsel yayınlar, Eğitim kampları…

Ekonomik imkânı olan aileler çocuklarına büyük avantaj sağlıyor.

Peki ya imkânı olmayanlar?

İstisnalar Var mı? Elbette Var

Çocuk ailesini seçebilir mi?

Ekonomik durumunu belirleyebilir mi?

Cevaplar maalesef kocaman bir HAYIR.

Bazen zor şartlardan çıkıp büyük başarı gösteren çocuklar görüyoruz. Ailesinin imkânı sınırlı ama kendisi azimli ve zeki.

Ama dürüst olalım…

Bu örnekler azınlıkta maalesef.

Genel tabloya baktığımızda imkân eşitsizliği başarıyı ciddi şekilde etkiliyor.

Peki Zengin Olan Herkes Başarılı mı?

Tabi ki Hayır. Ekonomik gücü olan her ailede de başarı garanti değil elbette. Çünkü mesele sadece para değil. Ailenin ilgisi, Çocuğun isteği, Çalışma disiplini, İç motivasyon ve daha bir çok görünmez faktör de etkili ve önemli.

Sadece imkân sunmak yetmez. Sadece zekâ da yetmez. Sadece istemek de yetmez. Başarı, bütün bu unsurların birleşimidir.

Eşitlik başka şey. Adalet başka şeydir.

Biz çocuklarımızı yarıştırırken, onlara gerçekten adil bir zemin sunabiliyor muyuz? Yoksa bazıları maratona 100 metre önden mi başlıyor?

Herkese aynı soruyu sormak eşitlik olabilir. Ama herkesin aynı imkânla hazırlanıp hazırlanmadığını sorgulamak adalettir.

Sevgili hemşerilerim,

Belki sistemi bir anda değiştiremeyiz. Ama şunu yapabiliriz diye düşünüyorum; Çocuklarımızı sadece sonuçla değil, emekle değerlendirelim. Onları başkalarıyla değil, kendi imkan ve gelişimleriyle kıyaslayalım. Çünkü her çocuk aynı şartlarda başlamasa da, her çocuk değerli ve özeldir.

Sınav nasıl geçerse geçsin, lütfen çocuklarımızı üzmeyelim, kırmayalım, baskı altına almayalım.

Evet, önemli bir sınav. Ama ne hayatın sonu ne de tek başlangıcı.

Önlerinde uzun bir yol, sayısız fırsat, yeniden deneme imkânı var. Olmadıysa bu yıl, seneye olur. Seneye olmazsa başka bir kapı açılır. Hayat, tek bir sınava sığmayacak kadar geniştir.

Evlatlarımıza güvenelim. Onlara sonuçlarıyla değil, varlıklarıyla değer verdiğimizi hissettirelim.

En çok ihtiyaç duydukları şey; kıyas değil, anlayış… Baskı değil, destek…Eleştiri değil, omuzdur.

Biz arkalarında durursak, onlar zaten bir yol bulur.

Unutmayalım;

Bir sınav sonucu, bir çocuğun değerini ölçemez. Önemli olan sadece kazanmak değil, dimdik kalabilmek ve her düştükçe eskisinden daha güçlü ayağa kalkabilmektir…

Sonraki yazılarımda da meslek seçimi ve farklı alternatifler konusunda görüşüp, fikirlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Görüşmek dileğiyle…

Saygılarımla

Tolga Yuvalı

Sizden birisi