GÜNDEM

Bir Diziden Bir Hayata: Babaların Fedakârlığı

“Bana bir masal anlat baba İçinde bütün oyunlarım Kurtlar kuzular olsun Şekerle ballar olsun…”

Sanırım 1996 yılıydı. Harp Okulu üçüncü sınıftaydım. O yıllarda Yeni Türkü’nün seslendirdiği “Bana Bir Masal Anlat Baba” adlı o güzel şarkı, Süper Baba dizisinin fon müziği olarak kullanılıyordu. Birçoğumuzun hafızasında yer eden bir eserdi.

O dönem dizinin çekildiği yer olan Çengelköy’de evi olan ve çocukluğu orada geçen bir devre arkadaşım vardı. Murat’la birlikte her cuma akşamı Süper Baba’yı izlerdik. Aslında belki de bu dizi bana başka bir sebeple daha yakın geliyordu. 1993 yılında evden ayrılmış, ailemden uzak bir hayatın içine girmiştim. Anneme, babama ve evime duyduğum özlemi, bu diziyi izlerken içimde daha derinden hissediyordum. O yıllardan kalan hatıralar hâlâ zihnimde canlıdır.

Harp Okulu öğrenciliği disiplinli bir hayat demekti. Hafta içi dersler bittikten sonra okul dışına çıkmak serbest değildi. Sadece hafta sonları, belli bir kontenjan dâhilinde çarşı izni olurdu. Cuma akşamları ise farklı bir hareketlilik yaşanırdı. Evci olan az sayıdaki arkadaşımız ailelerinin yanına gider, geri kalanlar okul sınırları içinde kalırdı.

O akşamlar kapalı devre televizyon sistemi üzerinden sinema filmleri yayınlanırdı. Öğrenciler genellikle ikiye ayrılırdı: çoğunluk sinema filmlerini izler, daha küçük bir grup ise başka bir kısımda toplanıp Süper Baba’yı izlerdi. Biz de Çengelköylü arkadaşım Murat’la birlikte kısımları dolaşır, nerede Süper Baba izleniyorsa oraya giderdik. Adeta bir maç izliyormuş gibi kalabalık bir ortamda diziyi takip ederdik. Onlarla birlikte sevinir, onlarla birlikte üzülürdük. Filmin içinde gibi hissederdik…

Başrolünde Şevket Altuğ’un yer aldığı dizide, Fikret yani nam-ı diğer “Fiko”, annesiz kalan çocuklarını büyütmeye çalışan fedakâr bir babayı canlandırıyordu. Belki de o yüzden hikâye hepimize çok dokunuyordu. Ne şarkısı ne de o günlerin hatırası aklımdan hiç çıkmadı.

Bugün ben de bir babayım. Baba olduktan sonra, kendi babamın bizler için yaptığı fedakârlıkları çok daha iyi anladım. Aslında her baba, evlatlarının hayatında görünmeyen bir kahramandır. Bu devirde baba olmak da kolay değil. Hayat pahalı, sorumluluklar ağır. Pek çok baba, ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için gece gündüz çalışıyor. Bazen yorgunluktan evlatlarına yeterince vakit ayıramayabilir. Ama bu, onları sevmediği anlamına asla gelmez.

Ben şuna inanıyorum: Her baba evladını sever. Kimisi sevgisini başını okşayarak gösterir, kimisi sarılarak… Ama hepsinin kalbi aynı duyguyla çarpar.

Babalar, fırtınalı denizlerde gemisini sağ salim limana ulaştırmak için kendi canından rüzgâr yaratan kaptanlar gibidir. Çoğu zaman kendi hayallerinden vazgeçip çocuklarının hayallerine basamak olan gizli kahramanlardır onlar. Yemez yedirir, giymez giydirir; ömrünü ailesine adar.

Kimi babalar da vardır ki, tıpkı Süper Baba’daki gibi hem anne hem baba olur. Evlatlarını tek başına büyütür, onların geleceği için iki kat mücadele verir…

Bu yüzden sevgili evlatlar; babalarınıza sımsıkı sarılın. Bir babanın en büyük ödülü, yetiştirdiği evlatlarının hayırlı, başarılı, vefalı insanlar olduğunu görmek ve onların da bir gün iyi birer anne baba olduklarına şahit olmaktır.

Babalar Günü’nün ortaya çıkış hikâyesi de aslında oldukça anlamlıdır. Bu özel gün, bir evladın babasına duyduğu minnet duygusunun tüm dünyaya yayılmasıyla doğmuştur.

Babalar Günü fikri ilk kez Amerikalı Sonora Smart Dodd tarafından ortaya atılmıştır. Sonora’nın annesi altıncı çocuğunu doğururken hayatını kaybeder. Babası William Jackson Smart ise altı çocuğunu tek başına, büyük bir fedakârlıkla büyütür. Sonora, Anneler Günü kutlanırken babası gibi fedakâr babaların da bir günü hak ettiğini düşünür ve bu konuda çalışmalar başlatır. İlk Babalar Günü kutlaması 19 Haziran 1910’da Washington’da yapılır. Daha sonra 1972 yılında ABD Başkanı Richard Nixon’ın onayıyla Haziran ayının üçüncü pazarı resmi olarak Babalar Günü kabul edilir. Günümüzde Türkiye dâhil dünyanın birçok ülkesinde Babalar Günü bu tarihte kutlanmaktadır. Bu yıl 21 Hazirana denk gelmiştir.

Yorulduğumuzda sığınabileceğimiz en sakin liman, yolumuzu kaybettiğimizde pusulamız olan o nasırlı ellerin ve sessiz fedakârlıkların değeri hiçbir kelimeyle ölçülemez.

Kendi hayallerinden vazgeçip evlatlarının hayallerine basamak olan tüm babalara minnettarız.

Hayatın fırtınaları ne kadar sert eserse essin, evlatlarının arkasında bir çınar gibi dimdik duran; gölgesiyle huzur, dallarıyla güven veren tüm BABALARIN GÜNÜ KUTLU OLSUN.

Evlat için yanan bir mum, sönmeyen bir ocaksın,

Fırtınada sığınılacak en güvenli kucaksın.

Hakkın ödenmez, ömür yetmez tek bir damla yaşa,

Gölgen yeter, sen çok yaşa, hep kal başımızda canım babam…

Başta kızım olmak üzere, 20–21 Haziran’da yapılacak YKS sınavına girecek tüm gençlerimize gönülden başarılar diliyor, emeklerinin karşılığını almalarını temenni ediyorum.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…

Saygılarımla

Tolga Yuvalı

Sizden birisi

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }