Termal kamera ile yaptığı araştırmalarda, abdestli Müslümanların vücutlarını çevreleyen nûrânî hareler (enerji katmanları) olduğunu görmüş. İlk katman olan kırmızı hare, insanda güven ve huzur hissini sağlamakta ve harelerin eksik veya düzensiz olduğu bölgelerde ise hastalık tespit edilebilmektedir.

Kenzi, 50 bin kişi üzerinde yaptığı çalışmada, İslam usulüne göre alınan abdestin vücuttaki bu hareleri tam ve düzenli hale getirdiğini gözlemlemiş; abdest almayanlarda bu enerji dengesinin oluşmadığını fark ettiğini bildirmiştir.

Nijeryalı Müslüman bir iş insanının, abdest aldıktan sonra bu harelerin tamamen görüldüğünü belirtmesi üzerine Kenzi, abdesti bizzat öğrenmiş ve yaptığı 37 ayrı deneyde sonucun her seferinde aynı olduğunu doğrulamıştır. Bu deneylerin ardından Müslüman olan Kenzi, 67 yaşında Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş ve kullandığı cihaza "İmanı Ölçen Cihaz" adını vermiştir. Daha sonra hastalarına sakinleştirici olarak İslami usulde abdest almayı reçete etmeye başlamıştır.

Abdestin tespit edilebilen tıbbî ve fiziksel faydaları şunlardır:

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Gün boyu temas edilen mikroplar, ağız, burun, el ve yüzün yıkanmasıyla temizlenir.

Yorgunluk ve stresi azaltır. Vücutta biriken statik elektriği alarak sinir sistemini yatıştırır.

Cildi tazeler ve güzelliği korur. Yüzün yıkanması damarları harekete geçirir.

Kan dolaşımını hızlandırır. Ayakların yıkanması varis oluşumunu engellemeye yardımcı olur.

Öfkeyi dindirir ve manevi huzur verir. Stresi azaltır.

Sinir merkezlerini uyarır. Kulakların mesh edilmesi, vücuttaki pek çok organla bağlantılı sinir merkezlerini harekete geçirir.

Dolaşım ve lenf sistemini düzenler. Günde beş vakit alınan abdest, deri altı kaslarını canlandırarak yaşlanma etkilerini geciktirir, lenf sistemini uyararak kan dolaşımına destek olur.

İslam'da Abdestin Yeri ve Önemi:

Abdest, İslam'ın temizlik anlayışının merkezinde yer alan, hem maddi hem manevi boyutlarıyla yalnızca namaz için bir hazırlık değil, hayatın her anında mümini kuşatan büyük bir nimettir. Bedeni temizleyen, ruhu arındıran ve Rabb'in korumasına vesile olan bu ibadet, kul için hem dünyada hem ahirette bir kalkan, yükseliş vesilesi ve Rabbine yakınlığın nişanesidir.

İstiğfar ve Abdest Birlikteliği:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), uykudan önce bolca istiğfar etmeyi tavsiye etmiştir. Yüce Allah, iblisin "Senin izzetin ve celâline yemin ederim ki kullarını saptıracağım" sözüne karşılık: "İzzetime ve celâlime yemin olsun ki onlar istiğfar ettikçe, ben de onları bağışlayacağım" buyurmuştur.

Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar, istiğfar sırasında dilin üst dişlerin arkasına değmesiyle hipofiz bezinin uyarıldığını ortaya koymuştur. Hipofiz bezi; hücreleri kötü düşüncelerden, vesveseden ve evhamdan arındırır, olumlu duygulara sevk eder, vücudu oksidanlardan temizler ve bedene oksijen taşınmasını kolaylaştırır. Bu durum, abdest ve istiğfar gibi ibadetlerin insan ruhu ve bedeni üzerindeki derin etkisini bilimsel olarak da göstermektedir.

Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

"Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağrılacaktır. Yüzünün nurunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın."

Sürekli Abdestli Olmanın Manevi Faydaları:

Kişi namaz sonrasında da abdestli bulunduğu sürece ibadet halinde sayılır.

Abdestli olarak uyuyanın başında sabaha kadar bir melek, "Ya Rabbi, bu kulunu affet" diye dua ve istiğfar eder.

Devamlı abdestli olmak, rızkın genişlemesine ve berekete vesile olur.

Hadis-i şeriflerde abdestli olanın ölüm anının kolaylaşacağı müjdesi verilmiştir.

Abdestli olmaya devam edenlerin şehitlik mertebesine ulaşacağı rivayet edilmiştir.

Abdest, insanı manevi kirlilikten, vesveseden ve görünen/görünmeyen kötülüklerden koruyan bir kalkandır.

Bizi Müslüman olarak yaratan ve yaşatan Rabb'imize ne kadar şükretsek azdır.