Bu önemli bir tespittir. Çünkü sanayi konuşulacaksa önce altyapı konuşulur. Arsa, yol, enerji, lojistik… Bunlar olmadan üretim olmaz. Ancak şimdi Akşehir için asıl ve ertelenemez soru şudur:

Bu alanları kim dolduracak?
Hangi sektör dolduracak?
En önemlisi, hangi genç dolduracak?

Bugün Akşehir’de yaklaşık 6.600 aktif vergi mükellefi bulunmaktadır. Bu sayı bize Akşehir’de ciddi bir ekonomik hareketlilik olduğunu gösterir. Ancak aynı tablonun içinde ikinci ve daha çarpıcı bir gerçek vardır: İmalat yapan işletme sayısı yaklaşık 200 civarındadır.

Yani her 100 faal vergi mükellefinden yalnızca 3’ü üretim yapmaktadır.
Bu oran, OSB alanlarının büyüklüğüyle yan yana konulduğunda ciddi bir yapısal çelişkiye işaret eder.

OSB alanı büyürken imalatçı sayısı artmıyorsa, burada mesele arsa değildir.
Mesele, girişimci üretemeyen bir ekonomik yapıdır.

Akşehir’de gençlerin önemli bir bölümü okuldan sonra üç yol ayrımına gelmektedir:
Ya büyük şehirlere göç,
ya kamuya yönelme,
ya da aile işletmesinde sıkışıp kalma.

Oysa sanayi alanı büyüyen bir ilçede gençlerin üretimde yer alması, yeni işletmelerin doğması, yan sanayinin gelişmesi ve yerel refahın artması beklenir. Bu kendiliğinden olmaz.

Sanayi alanı toprağı düzenler, insanı düzenlemez.
İnsanı düzenleyen şey; bilgi, yönlendirme ve doğru başlangıçtır.

İşte tam bu noktada Akşehir için Genç Girişimci Çalıştayı bir tercih değil, zorunluluk haline gelmektedir.

Bu çalıştay bir motivasyon toplantısı değildir.
Bu çalıştay bir başarı hikâyesi anlatımı da değildir.
Bu çalıştay, Akşehir’in gerçekleriyle yüzleşme ve çözüm üretme zemini olmalıdır.

Çalıştayın temel amacı şudur:
Akşehir’de 90 gün içinde başlayabilecek, sürdürülebilir ve gerçekçi iş fikirlerini ortaya çıkarmak.

Bu amaç doğrultusunda çalıştay;
hayal değil, gerçeklik üzerinden ilerlemelidir.

Akşehir’in güçlü olduğu alanlar bellidir:
Tarım ve tarıma dayalı üretim,
bölgesel ticaret potansiyeli,
OSB’lerin sunduğu yan sanayi imkânları,
usta–çırak kültüründen gelen iş yapma becerisi.

Ancak Akşehir’in zayıf olduğu ama dönüştürülebilecek alanlar da vardır:
markalaşma,
ürün standardizasyonu,
dijital satış kanalları,
kalite ve sertifikasyon süreçleri.

Genç Girişimci Çalıştayı bu iki alanı birbirine bağlamak zorundadır.
Gençlere “büyük oyna” demek yerine,
“doğru oyna” demelidir.

Çalıştayın ana sorusu şudur:
Gençler ne istiyor değil,
Gençler ne yapabilir?

Bu çerçevede çalıştayda;
Akşehir’de gerçekten para kazandıran işler,
yanlış yatırım örnekleri,
küçük sermayeyle yapılabilecek model girişimler,
nakit akışı ve maliyet yönetimi,
krediyle değil satışla büyüme,
devlet teşviklerinin gerçek işlevi

açık, sade ve şeffaf şekilde ele alınmalıdır.

Bu çalıştaydan;
uygulanabilir iş fikirleri,
90 günlük yol haritaları,
pilot girişim ekipleri,
kurumlara sunulacak politika notları

çıkmadan kalkılmamalıdır.

Akşehir’in geleceği tabelalarla değil,
gençlerin emeğiyle,
aklıyla ve cesaretiyle şekillenecektir.

Bu nedenle Genç Girişimci Çalıştayı bir etkinlik değil,
Akşehir’in kalkınma yolculuğunda bir başlangıç hattı olmalıdır.