Deprem anında doğru yere çömelmek,
Yangında paniğe kapılmadan hareket etmek,
Acil bir durumda organize olabilmek…
Bunlar sonradan, kısa süreli anlatımlarla yerleşen davranışlar değildir. Özellikle yetişkinlik dönemine gelmiş bireylerde, daha önce hiç oluşmamış bir afet bilincini yerleştirmek oldukça zordur. Çünkü refleksler ve alışkanlıklar yıllar içinde şekillenir.
Bu nedenle afet bilinci, küçük yaşta verilmesi gereken bir yaşam kültürüdür.
Okullar sadece akademik bilginin aktarıldığı yerler değildir. Aynı zamanda hayata hazırlığın başladığı en önemli kurumlardır. Çocuklara kazandırılan her doğru davranış biçimi, ileride hem kendi hayatlarını hem de çevresindekilerin hayatını koruyabilir.
Afetler beklenmedik anlarda yaşanır. O an geldiğinde kimsenin uzun uzun düşünme şansı olmaz. İşte bu yüzden doğru reflekslerin önceden yerleşmiş olması hayati önem taşır.
Kamu kurumlarının planlı çalışmaları, eğitim sisteminin disiplini ve sahadaki tecrübelerin bir araya gelmesi; çocuklarımız için daha güvenli bir gelecek anlamına gelir.
Bugünün öğrencileri, yarının karar vericileri olacak.
Onlara sadece bilgi değil, bilinç de kazandırmak zorundayız.
Çünkü afet bilinci sonradan öğrenilen bir detay değil, erken yaşta inşa edilen bir hayat kültürüdür.





