Geçen hafta okullarda yaşanan acının gölgesinde de olsa, içimiz hala yanmaya devam etse de, bu haftaki yazıma, bugün 23 Nisan olması vesile ile, hepimizin çocukken ezbere bildiği bu şiirle başlamak istedim. Melodisi hâlâ kulaklarımızda… Çocuk aklımızla söylediğimiz ama büyüdükçe anlamını daha derinden kavradığımız bir armağan aslında 23 Nisan.
23 Nisan 1920, millet iradesinin tecelli ettiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gündür. Mustafa Kemal Atatürk ise bu anlamlı günü yalnızca bir egemenlik bayramı olarak bırakmamış, geleceğin teminatı olan çocuklara armağan etmiştir. Dünyada çocuklara ithaf edilmiş ilk ve tek bayramdır bu.
Ama benim için 23 Nisan, sadece tarih kitaplarında yazan bir bilgi değil…
Benim için 23 Nisan; çocukluğum demek.
Yıllar önce okuduğum Yıldırım İlkokulu’nda 23 Nisan’dan günler önce hazırlıklara başlardık. Gramofon kâğıtlarından süsler yapar, bayraklar ve olmazsa olmaz “kedi merdivenleri” ile sınıfı süslerdik. O heyecanı, o telaşı, o masum coşkuyu hâlâ dün gibi hatırlıyorum.
Okulda müsamereler yapardık. Güzel kıyafetler giyer, saçlarımızı özenle tarardık. Önceden kartonları keserek ve boyayarak hazırladığımız elma, armut, şeftali resimlerinden bir tanesini kıyafetimizin önüne asardık. Önümüzde bir testi durur, bir kız bir erkek karşılıklı olacak şekilde yan yana dizilir, gösterimizi yapardık. Ailelerimiz izlemeye gelirdi. O sahneye çıkarken yaşadığımız heyecanı tarif etmek zor… Alkış sesleri hâlâ kulaklarımda. Bu coşkuyu yıllar sonra kızımın ilkokul yıllarındaki 23 Nisan gösterilerine gittiğimde, azda olsa yeniden hissettim.
Bir de Akşehir’de bulunan kışladan gelen asker abiler vardı. 23 Nisan gösterileri kapsamında okula gelirlerdi. Bizlerden bir takım oluşturur, tahtadan yapılmış tüfeklerle, uygun adım yürüyüşler, çeşitli hareketler yaptırlardı. Bende katılmıştım. O disiplin, o gurur, o askerî duruş çocuk kalbimde derin bir iz bırakmıştı.
Kim bilebilirdi ki….Yıllar sonra o birliğe kışla komutanı olarak gelmek… Bu, çoğumuza nasip olmayacak kadar özel ve duygusal bir durum. Hayat bazen insana, çocukken hayranlıkla baktığı yerden yıllar sonra sorumluluk makamında bakma fırsatı veriyor.
Bu yüzden sevgili çocuklara bir tavsiyem var:
Hayallerinizi yüksek tutun. “Olmaz” diye bir şey yoktur. İnanırsanız, çalışırsanız, her şey olabilir.
Bugün Yıldırım İlkokulu’nun önünden sık sık geçiyorum. Bizim okuduğumuz eski bina artık yok. Yerine daha büyük, daha modern bir okul yapılmış. Öğrenci sayısı artmış, imkânlar gelişmiş. Ama ne zaman önünden geçsem içimde bir burkulma olur. Sanki o binayla birlikte anılarımız da yıkılmış gibi… bazen okula doğru bakıp derin derin düşüncelere dalıyorum….
Belki bu, modernleşmenin bir gereği. Dilerim ki yapılan yeni binalar daha sağlam, daha uzun ömürlü olur. Ve bizden sonra yetişen nesiller de yıllar sonra dönüp baktıklarında aynı sıcak duyguları hissedebilsinler.
Çocukların güven içinde olması gereken yerler olan okulların, korkunun ve şiddetin yaşandığı alanlara dönüşmesi kabul edilebilir bir durum değildir.
23 Nisan, çocuklara armağan edilmiş bir bayramdır. Ama çocuklara sadece bayram armağan etmek yetmez. Onlara güvenli okullar, sağlıklı aile ortamları, iyi örnekler ve umut dolu bir gelecek de bırakmak gerekir.
Çünkü çocuklar bizim geleceğimizdir. Ve geleceğimizi korumak, hepimizin sorumluluğudur.
Yaşanan acı olaylarda yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevenlerine sabır, yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Sevinin küçükler, övünün büyükler…
23 Nisan kutlu olsun.
Çok büyük bayram bu bayram,
Herkese kutlu olsun.