GÜNDEM

Yolda Bulduklarını, Yola Çıktıklarına Değişme

Bazı insanlar vardır; sen daha yolun başındayken yanında yürür. Bazıları ise yolun sonunda karşına çıkar ve kendisini yol arkadaşın sanır. İşte insanın gerçek karakteri, bu iki insan arasında yaptığı tercihte ortaya çıkar.

Bir hikâye anlatılır…

Vaktiyle uzun bir yolculuğa çıkan iki dost varmış.

Yola çıktıklarında ceplerinde fazla paraları, sırtlarında gösterişli elbiseleri yokmuş. Birbirlerinden başka dayanacak kimseleri de yokmuş. Bazen aç kalmışlar, bazen yağmur altında yürümüşler, bazen de yollarını kaybetmişler.

Ama ne zaman biri yorulsa diğeri:

“Biraz daha dayan, bu yolu birlikte tamamlayacağız.” demiş.

Günler, aylar geçmiş.

Derken yollarının üzerinde büyük ve zengin bir şehre ulaşmışlar.

Şehirde güçlü insanların yaşadığı büyük bir konak varmış. Konağın sahibi, yolculardan birini beğenmiş. Ona iş, makam ve itibar teklif etmiş.

Dostlardan biri konağa davet edilmiş.

Yeni elbiseler giymiş, güzel sofralara oturmuş, çevresinde insanlar çoğalmış.

Bir süre sonra eski dostuna bakıp:

“Sen de artık kendi yoluna git. Benim işlerim değişti.” demiş.

Oysa diğeri, yıllardır birlikte yürüdükleri yolu hatırlıyormuş.

Yağmurda paylaştıkları ekmeği…

Geceyi geçirmek için sığındıkları harabeyi…

Birbirlerine verdikleri sözü…

Ve en önemlisi, hiçbir şeyleri yokken birbirlerine sahip çıkmalarını…

Sessizce dönmüş ve yoluna devam etmiş.

Yıllar sonra şehirde büyük bir fırtına kopmuş.

Konağın sahibi servetini kaybetmiş, makamlar değişmiş, insanlar dağılmış.

Bir zamanlar etrafında kalabalıklar bulunan adam, bir gün kendisini sokakta yapayalnız bulmuş.

Hatırladığı tek kişi eski dostu olmuş.

Onu bulmak için yola çıkmış.

Günler sonra eski dostunu küçük bir köyde bulmuş.

Başını öne eğip:

“Beni hatırladın mı?” diye sormuş.

Dostu gülümsemiş:

“Ben seni hiç unutmadım. Sen beni unuttun.” demiş.

İşte hayatın en ağır cümlelerinden biri budur.

Çünkü insan bazen birini kaybettiğini, onu kaybettiği gün değil; ihtiyaç duyduğu gün anlar.

Bugün hayatımızda da bunun örneklerini görüyoruz.

İnsanlar makam değiştiriyor, çevre değiştiriyor, şartlar değiştiriyor. Dün yanında yürüyenleri bugün tanımıyor gibi davrananlar çıkıyor.

Bir selamı, bir vefayı, bir dostluğu; üç günlük menfaate değişenler oluyor.

Oysa insanın gerçek zenginliği, etrafındaki kalabalık değildir.

Düştüğünde elini tutacak kaç kişinin olduğu önemlidir.

Çünkü yolda karşına çıkan herkes yol arkadaşın değildir.

Bazıları sadece menzile kadar seninle yürür.

Bazıları ise menzil görünmese bile yanında kalır.

İşte onları birbirinden ayırabilmek gerekir.

Bu yüzden insan, yeni tanıştığı insanların alkışına kapılıp eski dostlarının sessiz fedakârlıklarını unutmamalı.

Çünkü hayatın acı bir kuralı vardır:

Yolda buldukların çoğalabilir; ama yola çıktıklarının yerini her zaman dolduramazsın.

Ve gün gelir insan dönüp arkasına baktığında şunu fark eder:

Asıl kaybettiği yol değildir. Asıl kaybettiği, yolun başında yanında olan insanlardır.

Bir kefeye, hiçbir şeyiniz yokken yanınızda duranları koyun.

Diğer kefeye, her şeyiniz olduktan sonra yanınıza gelenleri.

Sonra karar verin.

Kimin gerçek, kimin kalabalık olduğunu anlarsınız.

Ve sakın unutmayın:

Yolda bulduğunuz herkes, yol arkadaşınız değildir.

Bazıları sadece nereye vardığınızı görmek için yanınızdadır.

Bazıları ise nereye varacağınızı bilmeden sizinle yürür.

İşte onları birbirinden ayırabilen insan, hayatın en büyük zenginliğine sahiptir:

Öyleyse yol uzun, hayat kısa…

Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişme.

Çünkü bazı insanlar yolun sonunda karşına çıkar; bazıları ise yolun kendisidir.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }