6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Acılar hâlâ taze, kayıplar hâlâ yüreklerimizde. Ancak zaman geçtikçe karşı karşıya kaldığımız en büyük risk, yaşananların sıradanlaşması ve unutulmasıdır. İşte bu nedenle bu paneli düzenlerken temel hedefimiz; unutmamakla yetinmeyip, anlamak ve hazırlanmak oldu.
Panelde; arama kurtarma çalışmalarında sahada yaşananlardan, sivil toplum kuruluşlarının afet sürecindeki rolüne; bilimsel gerçeklerden, toplum olarak yapmamız gerekenlere kadar geniş bir çerçevede deprem gerçeği ele alındı. Konuşulan her başlık aslında tek bir gerçeği işaret ediyordu: Afetler kader değildir, hazırlıksız yakalanmak ise bir tercihtir.
Bu yıl bizleri ayrıca umutlandıran önemli bir gelişme vardı. Geçtiğimiz yıllara kıyasla katılımın belirgin şekilde artmış olması… Salonun dolu olması, gençlerin, ailelerin ve farklı kesimlerden vatandaşların programa ilgi göstermesi, toplumda afet bilincine yönelik farkındalığın giderek güçlendiğini gösterdi. Bu ilgi, yapılan her çalışmanın karşılık bulduğunu ve doğru bir noktada durduğumuzu açıkça ortaya koydu.
Afet bilinci sadece kurumların ya da uzmanların sorumluluğu değildir. Bu bilinç; evde başlar, mahallede güçlenir, toplumda karşılık bulur. Her bireyin “Ben ne yapabilirim?” sorusunu sormasıyla anlam kazanır. Gerçek şudur ki; afetler konuşulduğu için değil, konuşulmadığı ve gündemden düştüğü zaman daha yıkıcı sonuçlar doğurur.
Yaren Arama Kurtarma olarak bu tür programları birer etkinlik değil, birer sorumluluk alanı olarak görüyoruz. Bundan sonraki süreçte afet bilinci eğitimlerine daha fazla ağırlık verecek, bu çalışmaları yaygınlaştıracak ve toplumun her kesimine ulaşmak için eğitim faaliyetlerimizi hızlandıracağız. Çünkü biliyoruz ki hazırlıklı toplum, kayıpları azaltmanın en güçlü yoludur.
6 Şubat’ta hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor; onların bize bıraktığı en büyük emanetin, unutmamak, ders çıkarmak ve daha güvenli yarınlar için çalışmak olduğunu hatırlatmak istiyorum.