GÜNDEM

Ruhsal Sıkıntılarda Önce İlaç mı, İnanç mı?

Sağlık, insan hayatındaki en büyük nimetlerden biridir. Dinimizin temel amaçlarından biri de sağlığı korumaktır. Bu sebeple koruyucu hekimlik, yani hastalanmadan önce tedbir almak son derece önemlidir. Ancak sağlık denildiğinde yalnızca beden sağlığı değil; akıl, ruh ve gönül sağlığı da birlikte düşünülmelidir. Hatta çoğu zaman ruh sağlığı, beden sağlığından daha belirleyicidir.

İslam’ın birçok emir ve yasağının insanın bedenini, aklını ve ruhunu korumaya yönelik olduğu görülür. Helal ve temiz gıdalarla beslenmek, uyku düzenine dikkat etmek, temizlik kurallarına uymak, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak nasıl beden sağlığını koruyorsa; doğru inanç, güzel düşünce ve sağlam ahlak da ruh sağlığını korur.

Yanlış düşünceler, anlamsızlık duygusu, ümitsizlik, yalnızlık ve değersizlik hissi insanı strese, depresyona ve ağır ruhsal bunalımlara sürükleyebilir. Modern dünyada maddi imkanlar arttığı halde huzurun artmaması da bunun açık göstergesidir. Çünkü insan sadece beden değildir; aklı, kalbi, ruhu ve anlam arayışıyla bir bütündür.

Kur’an insanın bu yönüne dikkat çeker ve şöyle buyurur:

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”

(Ra’d, 28)

Bugün psikolojinin “iyi oluş hali”, “iç denge”, “ruhsal iyilik” gibi kavramlarla açıklamaya çalıştığı gerçek, bu ayette çok açık şekilde ifade edilmiştir. İnsan yalnızca maddi imkanlarla değil; iman, anlam ve maneviyatla huzura kavuşur.

Elbette ilaçlar ve tıbbi tedavi önemlidir. Özellikle depresyon, anksiyete (kaygı) ve diğer ruhsal rahatsızlıklarda uzman desteği almak ihmal edilmemelidir. Ancak ilaç tek başına her zaman yeterli değildir. Çünkü insan, neden yaşadığını, niçin var olduğunu ve acısının anlamını kavrayamadığında iç boşluk devam eder.

Bu sebeple ruhsal sıkıntılarda soru “ilaç mı, inanç mı?” şeklinde değil; “ilaçla birlikte inanç, tedaviyle birlikte manevi destek nasıl olmalı?” şeklinde sorulmalıdır.

Sabır, şükür, dua, tevekkül, sevgi, merhamet, affetme, umut ve güzel ahlak; ruhu iyileştiren manevi ilaçlardır. Kin, nefret, haset, öfke, düşmanlık ve umutsuzluk ise insanı içten içe tüketir.

Sonuç olarak; beden için ilaç ne kadar gerekliyse, ruh için de iman o kadar gereklidir. En doğru yol, tıbbi tedbir ile manevi desteği birlikte yürütmektir.

Rabbim, bedenimize sıhhat, kalbimizi, ruhumuzu tatmin edecek iman reçetesi ile dünya ve ahiret saadeti versin.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }