GÜNDEM

Nasreddin Hoca Sadece Güldürmüyordu

Her yıl Temmuz ayında Akşehir yalnızca bir festival düzenlemez; aslında yüzyıllardır insanlığa ışık tutan bir bilgeliği yeniden hatırlar.

Çoğumuz Nasreddin Hoca’yı güldüren fıkralarıyla tanırız. Oysa biraz dikkatle bakıldığında görülür ki Hoca’nın amacı insanları yalnızca güldürmek değildir. O, önce gülümsetir; sonra düşündürür. Çünkü insan, en derin gerçeği çoğu zaman tebessüm ederken fark eder.

Zihnin Kapısını Sessizce Aralamak

Modern psikoloji, insanların doğrudan eleştirildiğinde savunmaya geçebildiğini ortaya koyuyor. Buna karşılık hikâyeler, metaforlar ve mizah; insan zihnine daha doğal ve kalıcı bir şekilde ulaşabiliyor.

Aslında Nasreddin Hoca bunu yüzyıllar önce keşfetmişti.

Hoca’nın hiçbir fıkrası, “Bundan şu dersi çıkarın.” diye bitmez. Çünkü gerçek bilgelik, cevabı doğrudan vermek değil; insanın kendi cevabını bulmasına imkân tanımaktır.

Fıkraların Satır Aralarındaki Psikoloji

Hoca’nın her anlatısı, insan psikolojisine ve toplumsal hayata tutulmuş bir aynadır.

“Ye kürküm ye…” fıkrasında eleştirilen yalnızca bir kürk değildir; insanın dış görünüşe ve statüye verdiği değerdir. Günümüz psikolojisinde buna, ilk izlenimin diğer özellikleri de etkilemesi anlamına gelen hale etkisi (halo effect) denir.

“Parayı veren düdüğü çalar.” sözü yalnızca bir alışverişi anlatmaz. Hayatta emek vermeden, bedel ödemeden kalıcı sonuçlar beklemenin mümkün olmadığını hatırlatır.

“Göle maya çalmak” ise çoğu kişinin düşündüğü gibi boş bir umut değildir. Büyük değişimler, çoğu zaman önce imkânsız görünen bir fikre inanma cesaretiyle başlar.

Sık sık kullandığım bir cümle vardır:

“İnsan önce zihninde inşa eder, sonra hayatında yaşar.”

Belki de Hoca’nın göle çaldığı maya, sudan çok insanın zihnineydi.

Kendine Tebessüm Edebilen Olgunluk

Nasreddin Hoca’nın en dikkat çekici yönlerinden biri de gerektiğinde kendisini de fıkraların kahramanı yapmasıdır. Hiçbir zaman “Ben kusursuzum.” demez; gerektiğinde kendi zaaflarına da güler. Çünkü olgun insan, hatasını inkâr eden değil; onu fark edip dönüştürebilen insandır.

Bugün toplum olarak belki de en çok buna ihtiyacımız var:

Birbirimizi gerçekten dinlemeye,

Önyargılarımızı fark etmeye,

Kendimize tarafsız bir gözle bakabilmeye,

Ve bazen haklı olmaktan vazgeçip bilge olabilmeye…

Zamansız Bir Bilge

Nasreddin Hoca yüzyıllardır Akşehir’de yaşamaya devam ediyor. Çünkü o yalnızca türbesinde değil; her insanın vicdanında, her çocuğun gülüşünde ve her düşündüren tebessümde yeniden doğuyor.

Belki de Hoca’nın en büyük mucizesi, insanları sadece güldürmesi değil; gülerken onları kendileriyle yüzleştirebilmesidir.

Festival biter, meydanlar boşalır, kalabalıklar dağılır…

Ama eğer bir fıkradan sonra durup düşünmeye başladıysak, işte o zaman Nasreddin Hoca görevini bir kez daha yerine getirmiş demektir.

Çünkü gerçek bilge, cevapları çoğaltan değil; doğru soruları sorduran kişidir.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }