"Ameller niyetlere göredir. Herkes sadece niyetinin karşılığını alır..." Buhârî, Bedü"l"vahy, 1) Hadisi Şerifi bize amellerde önceliğin niyet, niyetteki ihlâs ve Allah'a ulaşacak olanın takvâ olduğu anlatılmaktadır.
Kurban tarihi bir olaydır. İnsanlık her dönemde insan kurban etme dahil nice kurban olayına şahitlik etmiştir. İslam kurban olayınıda ulvî gayelere haline getirmiştir.
İlk kurban; "Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini gerçeğe uygun olarak anlat: Hani ikisi de birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, diğerine, “Andolsun seni öldüreceğim!” dedi. O da dedi ki: “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder." âyeti amellerdeki niyeti anlatır.
Hz İbrahim ve Hz İsmail (salât ve selâm olsun) Allah'a itaat ve teslimiyet kıssasında bir zirve örneği sunularak en sevdiğini Allah yolunda feda etme imtihanını kazanınca kendilerine insan gibi alemin özü bir varlığın değil, Allah'ın insanlar için yarattığı hayvanların kurban edilmesi ve istifade edilmesi dersi insanlığa verilmiştir.
Nasıl ki İbrahim as Allah'tan ileri yaşında "Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı.
“Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.” diye dua etti. İsteği gerçekleşince, belli bir yaşa gelince kendisinen kurban etmesi ile imtihan edildi. O da oğlu İsmail'i Allah'a itaat, teslimiyet, O'nun rızası için emri yerine getirmek isteyince "Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun.” İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz. Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı. Biz, (oğlunun canına) bedel olarak ona iri bir kurbanlık verdik." Saffat suresi 100-107) buyurularak bir insan canının (Maide 32. âyette ) bütün insanlık kadar önemli olduğu, insan değil hayvan kurban edilmesi istenmiştir.
Kurbana niyetlenen bir mü’min; evvelâ gönlündeki niyeti doğrultmalı, tam bir ihlâs duygusu içinde olmalı, niyetine fânîleri ortak etmekten titizlikle sakınmalır. Sadece et, ayıplanma duygusu, toplumdaki îtibârının zedelenmesinden korkmak veya gösteriş yapmak gibi süflî ve nefsânî kaygılarla kurban kesmemelidir. Sadece Allah rızası, mal esaretinden kurtuluş, Allah yolunda fedakarlık duygusu ile kesilmelidir.
Mevlânâ Hazretleri, kurbanın takvâya dönük şartlarından habersiz şekilde sırf şekil plânında takılıp kalanları şöyle îkaz buyurur:
“Sakın ola ki keçinin gölgesini kurban etme!..”
Zira kurban edilen hayvanın eti, kemiği, gölge varlıktır; aslolan, onun ifâde ettiği mânâdır. Gönül, bu mânânın farkında olmalıdır.
Rabb'im bütün niyetlerimizin rızasına uygun niyet olması noktasında yardımcımız olsun.