Ama asıl soru şudur: Kurban sadece kesmek midir?
Bugün birçok insan kurbanı sadece et olarak görüyor.
Oysa kurban; bir ibadetten önce bir vicdan imtihanıdır.
Çünkü kurbanın özü paylaşmaktır.
Kendin tokken açın halini düşünmektir.
Çocuğuna yeni kıyafet alırken, başka bir çocuğun bayram sabahına da umut bırakmaktır.
Asıl kurban;
bencilliği kesmektir.
Kibri boğazlamaktır.
Nefsi susturmaktır.
Et dağıtıp gönül kıranların değil; az verip insan kazananların bayramıdır kurban.
Bir kapıyı çalmanın, bir yaşlının duasını almanın, bir yetimin gözündeki sevinci görmenin değerini hiçbir kilo et ölçemez.
Bugün milyonlarca insan aynı sofraya oturamayacak.
Kimi ekonomik sıkıntıyla, kimi yalnızlıkla, kimi de unutulmuşlukla mücadele edecek.
İşte tam da bu yüzden kurban, paylaşmanın adıdır.
Çünkü bazı insanlar ete değil; hatırlanmaya muhtaçtır.
Hz. İbrahim’in teslimiyetiyle başlayan bu ibadet, bize sadece Allah’a yakınlaşmayı değil, insana yaklaşmayı da öğretir.
Komşusunun açlığından habersiz yaşayan bir toplumun bayramı eksik kalır.
Kurban Bayramı; gösterişin değil, kardeşliğin bayramıdır. Fotoğraf vermenin değil, gönül almanın günüdür.
Ve unutulmamalıdır ki; paylaşılmayan nimet yük olur, paylaşılan nimet bereket olur.
Kurban kesilir ve biter…
Ama bir gönle dokunursanız, onun duası yıllarca sürer.
Bugün dünyanın en çok ihtiyacı olan şey de budur: İsmailce bir teslimiyet, İbrahimce bir sadakat, ve Allah’a sarsılmaz bir bağlılık…
Gerçek kurban; bencilliği kesip kardeşliği büyütebilmektir.
Kardeşlik ve huzur içinde nice mutlu bayramlara erişebilmek dileğiyle...