Belediye Başkanı Ferhan Ballı’ya konuyu aktardım. “-Çık iyi olur, sözcü olarak da sen git.”
Aynı tarihe denk gelen iptali söz konusu olmayan tatil rezervasyonum var, iki günüm de yanacak. Söyledim ama konu şehrim olunca akan sular bile durur... Yanarsa yansın!
“-Abi dedim ama sende mutlaka katıl.”
“-Canlı yayın bu sen de çıkıp bir şeyler söyle ki daha etkili olsun” dedim.
İtiraz etmedi ama çok işi olduğunu bizim otobüsle gitmemizi, kendisinin de makam aracıyla geleceğini söyledi...
24 saat içinde grubu yaptım, belediyenin külüstür aracıyla yola çıktık. Ben yine Nasreddin Hoca’yım, sahneye çıkıp şehrimizin reklamını yapacak, il olma beklentisini de anlatacağım.
İzmir TV stüdyosunda ön toplantı için bir odaya girdik.
Niyetimi Anlayan Erkan Yolaç;
“-Arkadaşlar bu bir canlı yayın sakın burada Akşehir için propaganda yapmayın” diye uyarınca patladım!
Ne yani biz buraya dolgu malzemesi olarak mı geldik, kesinlikle kabul etmem geldiğimiz gibi döner giderim.
Olurdu olmazı giderek sertleşen bir ortam içine girdiğimizde sayın belediye başkanımız Ferhan Ballı geldi, Erkan Yolaç biraz rahatladı.
“-Başkanım dedi, bu arkadaş formatımızı kabul etmiyor başka şeyler söylüyor” deyince başkanımız;
“-Konuyu bilmiyorum, bilmem de gerekmiyor. O bizim Nasreddin Hoca’mız, ne söylediyse doğrudur ona aynen katılıyorum” dedi.
Zatı muhterem susmak zorunda ve grubumuz salona geçtik o günlerin flaş programı başladı önceden yine bir uyarı geldi;
“-Masada duran meyveleri sakın yemeyin onlar dekorumuzun bir parçası” dediler, meyveniz batsın!
Gerçekten zengin bir program içinde Harika Avcı falan da var, yeri geldiğinde Evet-Hayır yarışması için bir kişiyi davet etti. Eşim Aynur bir anda karşısına dikildi o herkesi mağlup eden yarışmanın belki de ilk galip geleni oldu ve Erkan Yolaç’ı gömdü.
Zaman geçiyor sunucu N.Hoca’nın yüzüne bile bakmıyor... Anladım beni sahneye çıkarmayacak.
Yermiyim bu numarayı, canlı yayının içinde yerimden fırlayıp sahneye çıktım.
“-Kroşe yemiş Boksör gibiydi.
“-Ooo, Akşehir’den Nasreddin Hoca’mız gelmiş” dedi. Sıra bana gelince Akşehir için ağzıma geleni uygun bir dille söyledim ve artık işin sonuna gelmiştik, dışarı çıktığımızda kutlamaya gelen başkanımız; “Bak Erdoğan, şehrimiz için fedakarlık yaptın ben seni makam arabasıyla tatil yerine göndereceğim, ben otobüsle dönerim. Hiç değilse kalan 5 gününü değerlendir.” dedi ve öyle de oldu. Sonunda makam aracı beni ve ailemi tatil şehrime götürürken, o gurupla birlikte o her yeri dökülen otobüsle Akşehir’e döndü... Ailesiyle birlikte bu yaşadığım anıyı yıllar önce yaptığı jestle ilgili olarak kendisine teşekkür ediyor, uzun, mutlu ve sağlıklı bir ömür diliyorum.
YİĞİDİ ÖLDÜR AMA HAKKINI VER!