GÜNDEM

İnsan Neden Yanlış Kişilere Umut Bağlar?

Bazen birine âşık olmaktan çok, onun olabileceği kişiye âşık oluruz.

Bize iyi davranmayan, tutarsız kalan, yarım bırakan birini değil… bir gün değişirse diye hayal ettiğimiz hâlini severiz.

Yanlış kişilere umut bağlamak, çoğu zaman bir zayıflık değil; insan olmanın en kırılgan yeridir.

Çünkü umut, akıldan önce çalışır.

Bir mesajın arasına sıkıştırılmış küçücük bir ilgi kırıntısı, uzun suskunlukları unutturur. Arada gelen bir özür, aylarca süren ihmali affettirir. “Yoğunum” cümlesi, değersiz hissettirilmenin bahanesine dönüşür. Ve insan kendine şunu söyler:

Belki bu kez farklı olur.

Olmaz.

Ama biz yine de bekleriz.

Çünkü bazen vazgeçmek, beklemekten daha çok acıtır. Birini hayatımızdan çıkarmak; sadece onu değil, onunla kurduğumuz geleceği de kaybetmek demektir. Umut tam da burada devreye girer: Kaybı erteleyen küçük bir teselli gibi.

Bir başka sebep de şudur:

İnsan çoğu zaman sevildiği kadar değil, alıştığı kadar bağlı kalır.

Alışkanlık, en güçlü bağdır. Her gün konuşmaya, birine dert anlatmaya, “biz” demeye alışınca; ortada artık sağlıklı bir ilişki kalmasa bile kopmak zorlaşır. Çünkü kayıp korkutur. Yeni bir başlangıçtan çok, tanıdık bir acıyı seçeriz.

Yanlış kişilere tutunmamızın bir nedeni de kendimizle ilgilidir aslında.

Kendini yeterince değerli hissetmeyen biri, karşısındakinin eksik sevgisini daha kolay kabullenir. “Benden fazlası gelmez” düşüncesi, insanı en azı kabul etmeye ikna eder.

Oysa gerçek sevgi, insanı sürekli sorguya çekmez.

Değerini ispatlamaya zorlamaz.

“Acaba beni seviyor mu?” cümlesini gündelik bir alışkanlığa dönüştürmez.

Yanlış kişiye umut bağladığını çoğu zaman şu sorudan anlarsın:

Seni mutlu eden anlardan çok, kafanı karıştıran cümlelerini biriktiriyorsundur.

İyi hissettiren değil, çözümlenmesi gereken bir bilmece hâline gelmiştir karşındaki.

Ve bir noktada fark edersin…

Aslında onu değil, vazgeçemeyen hâlini taşıyorsundur içinde.

İnsan yanlış kişilere umut bağlar çünkü gitmek cesaret ister.

Kalmayı ise çoğu zaman “sabır” diye adlandırırız.

Ama her sabır erdem değildir; bazen sadece kendimizi tüketmenin daha yumuşak adıdır.

Belki de sormamız gereken soru şudur:

Neden hâlâ bekliyorum?

Cevap “seviyorum”dan çok “korkuyorum”sa… işte orası durup düşünme yeridir.

Çünkü insan, kendini gerçekten seven birinin yanında umut üretmek zorunda kalmaz.

Umut, zaten oradadır.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }