GÜNDEM

Birlik Olmadan Büyüme Olmaz

İstanbul Holding’den Akşehir’e Uzanan Bir Ders İstanbul Holding’in ortaya koyduğu ortak akıl ve birlikte yatırım modeli, sadece büyük şehirler için değil; Akşehir gibi Anadolu şehirleri için de önemli dersler barındırıyor. Bu yazı, şikâyet etmek yerine birlikte nasıl büyüyebileceğimizi anlatıyor.

Son yıllarda ekonomiye dair hep aynı cümleleri duyuyoruz:
“Piyasa durgun”, “Para pahalı”, “Krediye ulaşmak zor”, “Risk arttı.”

Bu cümlelerin tamamı doğru. Ancak çoğu zaman gözden kaçan bir nokta var:
Bu şartlara karşı biz ne yapıyoruz? Çünkü hiçbir şehir, hiçbir esnaf ve hiçbir işletme sadece şikâyet ederek büyümedi.

Tam da bu noktada, son yıllarda iş dünyasında adından sıkça söz ettiren bir yapı dikkat çekiyor: İstanbul Holding.
Bu yazı bir reklam yazısı değildir. Ancak İstanbul Holding’in ortaya koyduğu model, Anadolu şehirleri için ciddi dersler içermektedir.

İstanbul Holding, alışılmış holding yapılarından oldukça farklı bir anlayışla ortaya çıkmıştır.
Ne tek bir ailenin şirketidir ne de tek bir büyük sermaye grubunun kontrolündedir.
Bu yapı; sanayiden ticarete, tarımdan gayrimenkule kadar farklı sektörlerde yıllarca iş yapmış,
piyasayı yaşamış yaklaşık yüz iş insanının ortak iradesiyle kurulmuştur.

Bu iş insanlarının ortak noktası şudur:
Hepsi kendi işinde tecrübeliydi ama artık tek başına yatırım yapmanın pahalı, riskli ve sürdürülebilir olmadığını net şekilde görüyorlardı.
Pandemi sonrası dünya, yükselen faizler, küresel belirsizlikler ve artan maliyetler bu gerçeği daha da görünür hale getirdi.

İstanbul Holding 2021 yılında kuruldu. Ancak kuruluşun hemen ardından büyük yatırımlara girilmedi.
Önce şu sorulara cevap arandı:
Bu yapı nasıl yönetilecek?
Kararlar nasıl alınacak?
Riskler nasıl paylaşılacak?
Ortakların hakları nasıl korunacak?

Bu nedenle İstanbul Holding aceleyle değil, planla ve akılla büyüyen bir yapı oldu.
2024 yılına gelindiğinde ise artık aktif yatırım yapan, kamuoyunda konuşulan ve dikkat çeken bir yapıya dönüştü.

Yaklaşık yüz ortağı olmasına rağmen İstanbul Holding’de bir karmaşa yoktur.
Çünkü herkes yönetici değildir, herkes her karara doğrudan müdahil olmaz.
Yönetim kurulu, yatırım komiteleri ve profesyonel yöneticiler aracılığıyla kararlar alınır.
Duygusal değil, veriye dayalı kararlar tercih edilir.

Bu anlayış, holdingin kısa sürede güven kazanmasının temel nedenlerinden biridir.
Çünkü yatırımcının parası, kişisel heveslere değil; ortak akla emanet edilmiştir.

Şimdi dönüp Akşehir’e baktığımızda aslında tablo çok farklı değildir.
Bu şehirde para da vardır, arsa da vardır, tecrübe de vardır.
Ancak bu unsurlar çoğu zaman birbirinden kopuktur.

Birinin arsası vardır ama yatırım yapacak gücü yoktur.
Birinin parası vardır ama riski tek başına almak istemez.
Birinin fikri vardır ama güveneceği ortak bulamaz.

Sonuç olarak para bekler, yatırımlar gecikir, şehir yavaşlar.

Oysa İstanbul Holding modeli bize şunu göstermektedir:
Sorun para eksikliği değil, birlikte hareket edememektir.

Akşehir için böyle bir model mümkündür.
Ancak bire bir kopyalamak yerine, ölçeği küçültmek gerekir.
Yüz kişi yerine on veya on beş güvenilir insanla başlanabilir.
Önemli olan sayı değil, güven ve niyettir.

Tarım ve gıda Akşehir’in en güçlü alanlarından biridir.
Soğuk hava depoları, paketleme tesisleri ve markalaşma yatırımları birlikte yapıldığında çok daha sağlıklı sonuçlar doğurabilir.

Ancak Akşehir sadece tarımdan ibaret değildir.
Bir diğer önemli alan ise depolama, lojistik ve küçük sanayi yatırımlarıdır.
Bugün birçok esnaf ve işletme depo bulamamaktan, alan yetersizliğinden ve yüksek kiralardan şikâyet etmektedir.

Tek başına depo yapmak çoğu kişi için zordur.
Ama on kişinin bir araya gelerek yapacağı bir lojistik veya küçük sanayi alanı,
kısa sürede kiraya verilebilir, düzenli gelir üretebilir ve riski düşük bir yatırım haline gelir.

Bu tür yatırımlar sadece yatırımcıya değil, şehre de nefes aldırır.
Dağınık yapı yerine planlı alanlar oluşur.
Esnaf rahatlar, üretim düzenlenir.

Burada önemli olan büyük hayaller değil, küçük ama çalışan projelerdir.
Bu coğrafyada en ikna edici cümle şudur:
“Bak, oldu.”

Bir proje çalıştığında, ikinci proje kendiliğinden gelir.
Güven oluşur, cesaret artar.

Artık şunu net şekilde kabul etmeliyiz:
Eski düzen geri gelmeyecek.
Ancak yeni düzeni birlikte kurabiliriz.

İstanbul Holding’in bize anlattığı şey çok nettir:
Para tek başına büyütmez.
Birlik, akıl ve sabırla birleştiğinde gerçek kalkınma mümkün olur.

Belki adına holding demeyiz.
Belki başka bir isim koyarız.
Ama birlikte yatırım yapmayı, birlikte risk almayı ve birlikte büyümeyi öğrenemezsek,
sadece bugünü değil, yarını da başkalarına bırakmış oluruz.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }