banner178
banner241

MÜZELER GÜNÜ, MÜZECİLİK VE AKŞEHİR MÜZELERİ

Akşehir Müze Müdürü Arkeolog Ömer Faruk Türkan, Müzeler Günü vesilesiyle Müzecilik ve Akşehir Müzeleri’ne dair kronolojik bilgileri de içeren bir açıklamada bulundu.

MÜZELER GÜNÜ, MÜZECİLİK VE AKŞEHİR MÜZELERİ

Akşehir Müze Müdürü Arkeolog Ömer Faruk Türkan, Müzeler Günü vesilesiyle Müzecilik ve Akşehir Müzeleri’ne dair kronolojik bilgileri de içeren bir açıklamada bulundu.

19 Mayıs 2018 Cumartesi 00:09
433 Okunma
MÜZELER GÜNÜ, MÜZECİLİK  VE AKŞEHİR MÜZELERİ
banner155

   Türkan’ın açıklaması şöyle:’’Dünya kültür mirasının korunması ve müzeciliğin tanıtılması amacıyla UNESCO tarafından tüm dünyada 18 Mayıs günü “Müzeler Günü” olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde de 1982 yılından itibaren kutlanan Müzeler Haftası, 2011 yılından itibaren Müzeler Günü olarak kutlanmaktadır.

    Amacımız; yeryüzündeki eserlerin büyük bir kısmına sahip Anadolu’muzdaki kültür varlıklarımızı korumak, koruma bilincini aşılayarak gelecek kuşaklara aktarabilmek için gerekli çalışmaları yapmak, müze ve eserlerimize halkımızı yakın kılmak, vatandaşlarımızın tarih ve kültür bilgisini artırmak, bu değerlerimizi sevdirip sahip çıkılmasını sağlamaktır.

   Yurdumuzda müze çalışmaları, 1846 yılında Ahmet Fethi Paşa tarafından başlatıldı. İlk müze İstanbul’ da Aya İrini Kilisesi’nde kuruldu. Daha sonra Osman Hamdi Bey zamanında, yurdun çeşitli bölgelerinde yapılan arkeolojik kazılarda çıkan eserler ile İstanbul’da Arkeoloji Müzesi kuruldu. Yine Osman Hamdi Bey tarafından 1906’da çıkarttırılan Asar-ı Antika Nizamnamesi (Eski Eserler Kanunu) ile eserlerimizin korunmasına ve yurt dışına kaçırılması engellenmeye çalışılmıştır. Osman Hamdi Bey’in ölümünden sonra bu göreve Halil Ethem atandı. Onun zamanında Türk İslam Eserlerini içine alan ‘ İslam Müzesi’ kuruldu.

   1924 yılında Topkapı Sarayı Müzesi, 1928 yılında Ankara’daki Etnografya Müzesi. 1934 yılında da, Ayasofya Müze olarak hizmete açıldı. Bu arada Konya, Bursa, Manisa, İzmir, Kayseri, Afyon, Antalya, Edirne, Adana illerimizde müzeler açıldı. Açılan müzeler geliştirildi. Eski müzeler onarıldı.

   Cumhuriyet döneminde bir yandan müzeler açılırken, öte yandan da arkeolojik kazılar yapıldı. Ankara’da Roma hamamı ve Ahlatlıbel, Çorum’da Alaca höyük, Yozgat’ta da, Alişar ve Boğazlıyan kazıları, ilk milli arkeolojik kazılardır. Bu kazılardan çıkan eserler Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndedir.

   Ülkemizin toprakları üzerinde birçok uygarlıklar yaşamıştır. Bu uygarlıkların kalıntıları,  belgeleri müzelerimizde korunup sergilenmektedir. Yurdumuzda bu gün Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 108 müze ve ona bağlı 193 birim bulunmaktadır. Bakanlığımızın denetiminde ise 195 özel müze bulunmaktadır. Bu müzelerimizde 4 milyona yakın eser yer almaktadır.

   Yüzyıldan fazla bir geçmişi olan Türk Müzeciliği, ilk zamanlar yalnız İstanbul’da ve belirli bir kesime seslenirken, sonradan yurt düzeyine yayılmıştır. Bu gün çağdaş batılı müzelerle boy ölçüşecek düzeye gelinmiştir. Uzun süre camilerde, medreselerde, yıkık binalarda çeşitli zorluklarla müzeciliğimizi sürdüren Anadolu’nun müzecilerine bu gün çok şey borçlu olduğumuzu belirtmeliyiz. Eski ve yıpranmış müzelerimizin yerine, kültür birikiminin zengin olduğu il ve ilçelerde yapılan yeni modern müzelerimiz,  azımsanmayacak oranda çoğalmıştır.

Devletimizin bunca katkı ve ilgisine rağmen, halkımızın müzelere ilgisi ne yazık ki beklenilen düzeyde değildir. Özellikle büyük müzelerimizde yerli ziyaretçi sayısı yabancılardan çok çok az olmaktadır. Bunun tabi ki de, değişik birçok sebebi vardır.  

           

MÜZECİLİK: Müzeler, geçmişin ve bugünün gelecek için korunduğu kurumlardır. Günümüz müzeleri, toplumun geçmişini yansıtan ve geleceğini biçimleyen öğeleri araştıran, toplayan, koruyan, sergileyen, belgeleyen, yaşatan, yönlendiren yaygın eğitim kurumlarıdır.   Müzeler öncelikle toplumun geçmiş değerlerinin korunmasını sağlar. Yine bu birikimleri sergiler, açıklarken insanlığın oluşmuş ve oluşmaktaki düşünce gücüne ışık tutar. Böylece müzeler toplumun genel gelişimine katkıda bulunabilecek, ileriye yönelik işlevleri de üstlenerek, toplumsal ve eğitsel etkinliklerde bulunur. Kültür merkezleri olarak yeni sorumluluklar kazanır. Diğer taraftan müzeler günümüzde araştırma laboratuvarları görevini de üstlenmektedirler. Müzecilerin, sanatçıların, öğretmen ve öğrencilerin çalışabilecekleri bu kurumlar kültür ve sanatın sürekliliğini sağlar. Toplumsal değerler burada nesnel olduğu kadar tinsel olarak korunur, topluma aktarılır yaygınlaştırılır.

   Birçok önemli görevi üstlenmiş müzelerde birçok alanda, uzman kişiler ortak çabaları ile çalışmalarını sürdürürler.

İLÇEMİZDE MÜZECİLİK: Akşehir’de müzecilik; 1946 yılında Belediye Başkanlığınca İbrahim Hakkı Konyalı’ya, ilçe tarihi yazma görevi verilmesi ile başlar.Konyalı‘nın kültür varlıkları üzerinde çalışması, dikkatlerin bu yöne çevrilmesini sağlar. Özellikle mezar taşları ve diğer kültür varlıkları toplanılmış ve bunların, o tarihlerde boş bulunan İmaret Camide korumaya alınması sağlanmıştır. Bu eserlerin, derlenip koruma altına alınması görevi de, Marif memurluğunca atanan, bir memura verilmiştir.  1950 yılında İmaret Caminin ibadete açılması üzerine, eserler Taş Medreseye taşınmıştır. Taş Medrese 1960 yılı başlarına kadar, marif memurlarının sorumluluğunda müze-depo olarak işlevini sürdürür. Milli Eğitim Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce bir müze memuru atanmasıyla asıl müzecilik başlar. Daha sonra, Taş Medresenin onarımına başlanır ve 08.Haziran.1965 tarihinde Arkeoloji Müzesi olarak resmen ziyarete açılır.

TAŞ MEDRESE -TAŞ ESERLER MÜZESİ : Selçuklu Sultanı II. Keykavus zamanında, Sahip Ata Fahreddin Bin Ali tarafından, 1250 yılında yaptırılan Taş Medrese, son dönemde, 1960-1965 yılları arasında ve 1971 yıllarında kapsamlı restorasyonlara tabi tutulmuştur. Yine restorasyon amacıyla 1986 yılında ziyarete kapatılmış olup, halen kapalıdır. Şu anda depo müze olarak kullanılmaktadır. 2013 yılında restorasyon çalışmalarına başlanılan Taş Medrese ’de restorasyon çalışmaları tamamlanmıştır.  Müze olarak açılabilmesi için teşhir-tanzim çalışmaları devam etmektedir. Medreseye dair anlatımların yapılacağı, İslami döneme ait taş eserlerin sergileneceği “TAŞ ESERLER MÜZESİ” olarak ziyarete açılacaktır.

BATI CEPHESİ KARARGÂHI MÜZESİ: Akşehir’imiz için büyük gurur kaynağı olan bu yapı, ulusal kurtuluş savaşımızda önemli bir yeri olan karargâh binamızdır. Bina 1904-1905 yıllarında, dönemin Belediye Başkanı tarafından, Belediye binası olarak planlanarak yapılmıştır. 18. Kasım. 1921 de Akşehir’e taşınan Batı Cephesi Komutanlığına karargâh binası olarak tahsis edilmiştir. Karargâh bu binada 24. Ağustos. 1922 tarihine kadar hizmet vermiştir. Büyük taarruzun hazırlıkları ve planlarının yapıldığı, kararının verildiği belediye binası, 1964 yılında müze yapılmak üzere Bakanlığımıza devredilmiştir. Onarılıp, düzenlenerek, umut ve mücadele günlerinin belgesi olarak, 5 Temmuz 1966 tarihinde “ Atatürk ve Etnografya Müzesi” adıyla ziyarete açılmıştır. 1981 yılında yapılan onarım ve düzenlemeden sonra da adı, “ Batı Cephesi Karargâhı Müzesi” olmuştur. 1988-1995 ve 2001 yıllarında restorasyon ve teşhir-tanzim düzenlemeleri yapılmış olup, bu günkü haliyle 5 temmuz 2001 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır. Bina 2004 ve 2013 yıllarında basit onarım geçirmiştir.

   Halen alt katı idari bölüm olarak kullanılan binanın, üst katındaki teşhir salonlarında bulunan sofa ve ona açılan 8 oda da sergileme vardır.  Orta salonda duvardaki panoda Atatürk ve İsmet İnönü’nün Akşehir’de çekilmiş fotoğrafları, orta vitrinde, Akşehir’li gazilerin madalya ve beratları bulunmaktadır. Merdiven çıkışındaki; soldaki oda da, kurtuluş savaşında kullanıldığı düşünülen ateşli ve ateşsiz silahlar,  Akşehir Milletvekili Hacı Bekir Sümer’in biyografisini anlatan pano ve ona hediye edilen tüfeği bulunmaktadır. Bu odanın simetriğindeki oda ise, karargâhta çalışmış subayların biyografileri ve Akşehir’li kurtuluş savaşı şehitlerinden bazılarının künyeleri bulunmaktadır.

   Büyük taarruzun kararının verildiği Atatürk’ün çalışma odası, kendi orijinal eşyalarıyla döşenmiş, duvardaki panolarda, savaş planları, belgeler ve fotoğraflar sergilenmiştir. Diğer iki odadaysa  Atatürk’ün orijinal baskı fotoğrafları, kendi el yazısı ile yazdığı nutuk dan alıntılar, karargaha ait   belgeler, havacılık ile ilgili fotoğraflar, Anıtkabir Müzesi’nden müzemize gönderilen, Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra kullandığı ve kendisine hediye edilen özel eşyaları bulunmaktadır.

   Taarruz kararının alındığı odanın batısındaki oda, Batı Cephesi Karargâhı Komutanı İsmet Paşa’nın, doğusundaki oda ise, Karargâh Kurmay Başkanı Asım Gündüz’ün çalışma odalarıdır. 

NASREDDİN HOCA ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ  (RÜŞTÜ BEY KONAĞI): Konağı yaptıran Rüştü Bey Akşehir Mustantıkı, sorgu hakimidir. İlçede kendi adına bilinen iki yapısı bulunmaktadır. Bunlardan biri 1904’de yaptırılmış Rüştü Bey Hanı, diğeri I. Dünya Savaşı başlarında yapımına başlanan Rüştü Bey Konağı’dır. Rüştü Bey aynı parsel üzerinde bulunan ve babası Mustafa Ağa’ya ait evi yıktırdıktan sonra, Ermeni ustalar tarafından Konağın yapımına başlamış, Türk ustalar tarafından da tamamlamıştır. Bodrum ve zemin kat üzerine 2 katlı, ahşap taşıyıcılı, kerpiç ve taş malzemeli ikiz ev olarak planlanan yapının bir bölümünde Rüştü Bey’in oğulları, bir bölümünde kendisi oturmuştur.

   Tarih boyunca farklı etnik grupların bir arada yaşadığı Akşehir ilçesinde karma bir kültür dokusu görülmektedir. Bu nedenle kentin mimari dokusunda Geleneksel Türk Evleri’nden farklı öğelere sıkça rastlanılmaktadır. Rüştü Bey Konağı’nda da bu karma Kültürün izleri açıkça görülmektedir.

   Kültür Bakanlığı Yüksek Kurulunun 15.11.1985 tarih ve 1569 sayılı kararı ile tescil edilen Rüştü Bey Konağı 1989 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırılarak

1992 yılında onarımına başlanmıştır. 05. Temmuz. 2007 tarihinde ziyarete açılan “Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi” olarak düzenlenen Rüştü Bey Konağı özgünlüğünü günümüze kadar korumuştur.

   İkiz ev plan tipinde yapılan konak, bodrum ve kat üzerine iki katlı olarak inşa edilmiştir. Giriş katında idari birim olarak kullanılmakla birlikte, toplam 6 oda bulunmaktadır. Müdür, Uzman, Memur ve Bekçi odaları, ayrıca Etnografik ve Arkeolojik Eser Deposu, bu katta bulunmaktadır. II. kat Arkeolojik eserlerin sergilendiği bölümdür. Binanın bir bölümünde 3, diğer bölümünde 3 olmak üzere toplam 6 oda bulunmaktadır. Odalar,  kronolojik olarak dönemlere ayrılarak sıralanmış olup Eserler teşhir edilmektedir. III. katta Etnografik eserlerin sergilendiği bölümdür. Bir tarafta, Nasredddin Hoca’nın fıkrasının betimlendiği oda, Sıra yarenlerinin betimlendiği oda ve Akşehir’e ait gelin odasının sergilendiği odalarda vardır. Diğer tarafta ise etnografik nitelikteki eserler sergilenmektedir. Orta salonda, 13. yy.’ a ait ahşap işçiliği gösteren, Seyyid Mahmut Hayrani Türbe kapısı ve Şeyh Eyüp Türbesi’ne ait sanduka teşhir edilmiştir.

Her yıl 18 Mayıs tarihinde kutladığımız “Müzeler Günü’nün”, kültür varlıklarımızın, korunup değerlendirilmesine katkı sağlaması dileği ile saygılar sunuyorum.’’

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner262

banner249

banner250

banner252

banner263

banner229

banner266

banner255

banner240

banner216

banner260

banner233

banner248

banner253

banner256

banner259

İpek Eşarp Burada