a)İnkar, şirk gibi batıl düşünceler,
b) Bütün ahlaksızlıklar,
c) Sömürü ve yoksullukla mücadeledir. İnsanlığın hak, adalet ve barış içerisinde dünya ve âhiret saadetine ulaştırmak asıl hedefti.
Zenginliğin ve fakirliğin şerrinden Allah'a sığınan peygamberimiz, "İyi mal, iyi insan için ne güzeldir" buyurarak herşeyde orta yolu göstermiştir.
Zenginlik, göreceli bir kavramdır. Mal ve servet çokluğu gibi anlaşılsa da maddi ve manevi zenginlikleri beraber düşünmelidir. Cennet gibi bir vatanda, şanlı bir bayrağın gölgesinde, bağımsız güçlü bir devlet de, hür olarak yaşamak ne büyük bir şereftir. Sağlık gibi bir zenginliği kimse paraya pula değişmez.
Zenginlik anlamına gelen "E'l Ğaniyy" kelimesi; Hiç kimseye, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, yerlerin ve göklerin sahibi, Allah'ın güzel isimlerinden biri olarak Kur'an-ı Kerim'de18 defa Allah'ın ismi olarak kullanılir. Mutlak zengin O'dur. İnsan için zenginlik Allah'ın bir emaneti ve imtihanıdır. Hz. Peygamber’in, “Allahım! Hak mâbud sensin, senden başka ilah yoktur. Ganî-i mutlak sensin, biz ise sana muhtacız, bize yağmur gönder” buyurmuştur. Allah’tan başkasına izâfe edilen bütün zenginlikler, hem muhtaç bir varlık olan insanın bir ihtiyacının giderilmesi açısından nisbî ve mecazidir.
Yokluk gibi zenginlik de insana imtihan için verilen bu emanet; Helalinden kazanıp, helal yollarda harcamak, şükretmek, zekatını vermek, üretimde değerlendirmek, fakir fukaranın elinden tutmak Allah katında büyük bir mükâfattır.
İslam, sermayeye düşman bir duruş sergilemez. Sermaye ve malın helal yoldan kazanılmasını, helale harcanmasını, zekâtının çıkarılması ve zekâtın dışında da kalpten geçtiği kadarını kendi rızasıyla infakı emreder.
Hz. Peygamber fakirlerin ihtiyacını gidermek için çalışan Allah yolunda cihad eden ve gece namaz kılıp gündüz oruç tutan kimseye denk görüyordu. (Buhâri nafakat 1) Müslüman sahip olduğu zenginliği Allah'tan emanet bir imtihan olarak bilir. Kendisi, ailesi ve insanlığın faydalanması için üretime, istihdama çevirmesi ülkenin kalkınması, insanlığın faydasına atılan hayırlı adımlardır.
Serveti gayri meşru yollarda kullanılması, kibir, gurura götürmesi insan için bir şer olduğu gibi saklanarak hapsedilmesi bir vebaldir. Servet şahsın elinde milli bir servettir. Kur'an-ı Kerim servetin saklanmasını KENZ olarak isimlendirmiştir. "Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!" ( Kasas suresi 82) örneği servetin biriktirilerek, çalıştırmadan sadece saklanmasını doğru bulmaz.
"Takva sahibi kimse için zenginliğin bir zararı yok! Sağlık ise takva sahibi için zenginlikten daha hayırlıdır. Gönül huzuru da (gerçek) nimetlerdendir."
Fakirlere yardımı bu derece teşvik eden bir dinin fakirliğin devam etmesini istemesi ve helâl bir şekilde kazanılan servet ve zenginliği kötülemesi, çirkin görmesi düşünülemez. Kısacası İslâm meşru yoldan kazanılan insanlığın faydasına kullanılan zenginliği teşvik etmiştir. Bu bağlamda Hz. Peygamber, Müslümanlara el emeği ile geçinmenin faziletini anlatarak fakirliği ortadan kaldırmak ve insanların daha iyi imkânlara kavuşmasını sağlamak için herkesin çalışmasını da cihad olarak bildirmiştir.
Üreten, çalışan, kazanan, paylaşanlar için zenginlik hayırlı bir fırsattır. Kibir, zulüm, sömürü aracı yapan Kârun gibiler için bir felakettir. Karun'un zenginliğine imrenenler onun helak olduğunu görünce; "Daha dün Karun’un yerinde olmayı isteyenler bu defa, “Yazıklar olsun bize! Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol, dilediğine de ölçülü veriyormuş. Allah bize lutufta bulunmuş olmasaydı, bizi de mutlaka yerin dibine geçirmişti. Vah ki vah! Demek inkârcılar iflâh olmazmış!” der oldular." (Kasas 82) Zira dünyadaki servet geçici, âhiret ise daha hayırlı ve daha kalıcıydı (Kehf suresi 18/46) âhiretteki bu nimetlere kavuşabilmek için iman, sâlih amel ve sabır sahibi olmak gerekmektedir.
Ayakkabısı olmadığı için üzülen birisi, ayağı kesik birini görünce sağlığın ne büyük bir nimet olduğunu anlar. Kanaat büyük bir zenginliktir. Gönül zenginliği mutluluğun anahtarıdır. En büyük zenginlik ise şüphesiz îman, sâlih amel ve güzel ahlâktır.