Haber/Yorum: Ümit Aykut Şener
Peki, karşılığında ne aldı? Karşılıksız bir iyiliğin, memleket sevdasıyla atılmış bir adımın ödülü ne oldu? Büyük bir vefasızlık, derin bir sessizlik ve YÖK eliyle atılan bir hafıza silme nişanesi!
Kendinizi bir an olsun merhum Mehmet Kıyıcı’nın ailesinin yerine koyun. Babanızın, dedenizin bu topraklara kalıcı bir eser bırakma gayretiyle, tamamen Allah rızası ve memleket aşkıyla inşa ettirdiği bir eğitim yuvasından, bir masa başında alınan kararla isminin kazındığını görüyorsunuz. Bu sadece bir tabelanın sökülmesi değildir; bu, Akşehir’in bir değerine, merhumun aziz hatırasına ve ailesinin onuruna vurulmuş ağır bir darbedir. Bu haksızlık karşısında ailenin feryat etmesi, tepki göstermesi sadece haklı değil, aynı zamanda kutsal bir hafıza nöbetidir.
Kaldı ki ortadaki tek ayıp YÖK’ün aldığı o masa başı kararla da sınırlı değil! Kampüsteki o koca tabela toteminin hava şartları karşısında yerle bir olmasına, adeta bir enkaz gibi günlerce, haftalarca yerlerde sürünmesine seyirci kalan bir üniversite yönetimi var karşımızda. Merhumun kemiklerini sızlatacak şekilde o ismin yerde çiğnenmesine göz yumanlar, tepkiler çığ gibi büyüyünce adeta bir lütuf gösterircesine, koskoca hayır eserini minnacık bir tabelaya sığdırıp duvara asıverdiler! Siz kimin malıyla, kimin adıyla, kime lütuf gösteriyorsunuz? O binanın harcında merhum Mehmet Kıyıcı’nın alın teri, Akşehir’in geleceğine adanmış ömrü var. Sizin o küçücük tabelalara sığdırmaya çalıştığınız şey, aslında kendi vefa anlayışınızın ne kadar cüceleştiğinin resmidir!
Her fırsatta iş insanlarımıza seslenip "Eğitime katkı verin, okul yaptırın, geleceğe yatırım yapın" diyen üst düzey bürokratlar ve YÖK yetkilileri, şimdi bu ayıbı nasıl izah edecek? Akşehir’de taş üstüne taş koymuş, ömrünü hayır işlerine adamış başarılı bir iş insanının adını silerek, bundan sonra hangi hayırseveri okul yaptırmaya ikna edeceksiniz? Karşılıksız iyiliği hiçe sayan, "yaptın, bitti, işimiz görüldü" mantığıyla hareket eden bu sığ anlayış, bu şehrin kadim kültürüne de vefa duygusuna da tamamen yabancıdır.
Bu durum, adıyla müsemma Pervasızca sorulması gereken bir soruyu ve utancı önümüze koyuyor: Akşehir’in değerlerine karşı sergilenen bu kör ve sağır tutuma daha ne kadar seyirci kalınacak? Yapılan bu vefasızlık, sadece Kıyıcı ailesine değil, tüm Akşehir halkına ve bu ülkenin tüm hayırseverlerine yapılmış bir hürmetsizliktir.
Bizler biliyoruz ki, memlekete hizmet edenlerin, yetimin, mazlumun ve hayırseverin hakkını gözetmek devletin en tepe makamının her zaman önceliği olmuştur. Akşehir’de yaşanan bu idari hataya, bu vicdan yaralayan vefasızlığa Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın asla müsaade etmeyeceğine inanıyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın, ömrünü hayır işlerine adamış merhum bir iş insanının hatırasına karşı takınılan bu yakışıksız tavra el atmasını, YÖK’ün ve üniversite yönetiminin bu bürokratik, vicdandan uzak kararını acilen uyarmasını talep ediyoruz.
Ahde vefa imandandır. Mehmet Kıyıcı’nın adı o fakültede sadece bir tabela değil, Akşehir’in geleceğine inanmış bir yüreğin mührüdür. O mührü sökmeye, yerlerde süründürmeye çalışanlar, Akşehir halkının vicdanında çoktan mahkum olmuştur. Bu yanlıştan derhal dönülmeli, merhumun adı ait olduğu yere, gururla yükseldiği o duvara noksansız ve layık olduğu hürmetle iade edilmelidir!