GÜNDEM

Nankörlük: İyiliğin Hafızasını Kaybetmek

Bazı kelimeler vardır, anlamından önce kökeni insanı düşündürür.

“Nankör”, Farsça kökenli bir kelimedir. “Nân” ekmek, “kör” ise görmeyen anlamındadır. Kelimenin tarihsel anlam dünyasında nankör; kendisine verilen ekmeği, yapılan iyiliği görmeyen, kıymet bilmeyen kişi demektir.

Ne kadar da çarpıcı…

Çünkü nankörlük yalnızca yapılan iyiliği unutmak değildir.

İyiliği görüp de görmemiş gibi davranmaktır.

Bir sofraya oturup o sofrayı kuran eli unutmak…

Zor gününde yanında olanı, iyi gününde hatırlamamak…

Düştüğünde uzanan eli, ayağa kalkınca görmezden gelmek…

Nankörlük tam da budur.

İnsan bazen birine bir kapı açar. Onu içeri alır, destek olur, önünü açar. O kişi güçlenir, yükselir, kendine yeni çevreler edinir.

Sonra dönüp baktığında, kendisini o kapıya getirenleri göremez.

Çünkü bazı insanların hafızası, menfaatleri kadar çalışır.

İşleri düşünce dostluk hatırlanır.

İşleri bitince dostluk unutulur.

İşte insanı yaralayan da budur.

Yaptığınız iyiliğin karşılığını beklemek değildir mesele. İnsan bazen bir teşekkür bile istemez.

Ama insan şunu bekler:

“Ben seni zor gününde yalnız bırakmadım, sen de bugün beni hiç yaşamamış gibi silme.”

Ne yazık ki hayat, bize insanların gerçek yüzünü çoğu zaman makamla, parayla ve güçle gösterir.

Bir insanın karakterini tanımak istiyorsanız, onun sizden bir şey istediği güne değil; artık size ihtiyacı olmadığı güne bakın.

Çünkü gerçek karakter orada ortaya çıkar.

Dün sizin kapınızdan çıkmayan insan bugün sizi görmüyorsa…

Dün “Sen olmasan ne yapardım?” diyen insan bugün selamınızı almıyorsa…

Dün sizin desteğinizle yürüyen insan bugün sizi yolunun üzerinde bir engel gibi görüyorsa…

Bilin ki sorun sizin iyiliğinizde değildir.

Sorun, onun iyiliğin kıymetini bilecek kadar vefalı olmamasındadır.

Fakat nankörlük karşısında insanın yapması gereken, iyilikten vazgeçmek değildir.

Çünkü bir kişinin nankörlüğü, sizin iyiliğinizi değersizleştirmez.

Sadece size bir ders verir:

Kime el uzatacağınızı değil, kimin elinizi tutacağını daha dikkatli seçin.

İyilik yapın ama kendinizi kullandırmayın.

Affedin ama aynı kapıyı sonsuza kadar açık bırakmayın.

Vefalı olun ama vefasızlığın karşısında kendinizi tüketmeyin.

Çünkü insan herkese iyilik yapabilir.

Ama herkese aynı değeri vermek zorunda değildir.

Hayatta bazı insanlar vardır; ekmeğinizi paylaşır, derdinizi paylaşır, yolunuzu paylaşır.

Bazıları ise sadece ekmeğinizi ister.

Sofra bitince de sizi unuturlar.

İşte aradaki farkın adı vefa ile nankörlük arasındaki farktır.

Ve belki de hayatın en acı tarafı şudur:

Bazı insanlara iyilik yaptığınız için değil, yaptığınız iyiliği unutacaklarını bile bile onlara inandığınız için üzülürsünüz.

O yüzden bundan sonra kimseye düşman olmayın.

Ama herkese de eski yerini vermeyin.

Çünkü bazıları hayatınızdan çıkınca kayıp değildir.

Bazen insan, bir nankörü hayatından çıkararak kendine olan saygısını geri kazanır.

Hayat bize şunu öğretir:

Kimileri ekmeğinizi paylaşır, kimileri ekmeğiniz bitene kadar yanınızda durur.

Aradaki farkı zaman gösterir.

Ve sonunda geriye tek bir soru kalır:

Sofradan kalktığında ekmeği mi hatırladın, yoksa o ekmeği seninle paylaşanı mı?

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }