GÜNDEM

Kalabalık Var Ama Kuyruk Dört Tezgâhın Önünde

Geçtiğimiz günlerde Cenevre'de Birleşmiş Milletler'in bir raporu açıklandı. Manşetler "dünyada yabancı yatırım toparlandı" diye sevindi. Bir ülkenin başka bir ülkede fabrika kurması, şirket alması ya da ortak olması anlamına gelen doğrudan yatırım, 2025'te yaklaşık 1,6 trilyon dolara çıkmış. İki yıllık düşüşten sonra ilk artış. Güzel haber gibi duruyor. Ama rakamların içine bakınca başka bir hikâye çıkıyor.

Hafta pazarını düşünün. Pazara gelen kişi sayısı artmış. Kapıdan bakan "iş var" der. Oysa içeri girince kalabalığın neredeyse tamamının dört tezgâhın önünde kuyruk olduğunu, diğer tezgâhların müşteri beklediğini görürsünüz. Dünyada olan tam olarak bu.

Zengin ülkelere giden yatırım yüzde 11 artmış. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelere giden ise yalnızca yüzde 2. Yatırımın yüzde 80'inden fazlası da sadece yirmi ülkede toplanmış. Yani para her yere yayılmadı, belli yerlere yığıldı.

Dört tezgâh hangisi? Yapay zekâ ve veri merkezleri, çip üretimi, temiz enerji ve kritik madenler. 2025'te dünyada yeni kurulması duyurulan yatırım projelerinin yaklaşık yüzde 44'ü bu dört alana gitmiş. Beş yıl önce bu oran yüzde 16'ymış. Sebep de değişmiş. Eskiden şirketler "en ucuz nerede üretirim" diye sorardı. Bugün "en güvenli ve en çok desteklenen yer neresi" diye soruyorlar. Devletler de fabrikayı ülkesine çekmek için vergi indirimi, garanti ve doğrudan para desteği veriyor. Bu yarışa girecek mali güç her ülkede yok.

Türkiye 2000'lerin ortasında büyük bir yabancı yatırım dalgası yakalamıştı. Bugün ise dünyadan aldığımız pay o günlere göre gerilemiş görünüyor. Bir de işin niteliği var. Bazı aylarda ülkeye giren yabancı paranın yarısından fazlası konut alımına gitmiş. İstatistikte yatırım görünüyor ama ortada fabrika da yok, yeni teknoloji de, yeni iş de.

Peki bunun Akşehir'deki bir esnafla, imalatçıyla ya da çiftçiyle ne ilgisi var? Bence çok. Hiçbirimiz çip fabrikası kurmayacağız. Ama bu dalganın çevresinde bizim ölçeğimize uygun kapılar açılıyor. Beş noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Birincisi, enerji. Dünya kesintisiz ve temiz elektrik peşinde. Bizim için de elektrik faturası, üretimin en ağır kalemlerinden biri. Fabrikanın, soğuk hava deposunun, serenin, ahırın ya da sulamanın enerjisini güneşle kısmen karşılamak, enerji tasarrufu sağlayan makineye geçmek hem maliyeti düşürür hem rekabet gücü kazandırır.

İkincisi, büyüklerin tedarikçisi olmak. Konya ve çevresinde otomotiv yan sanayi, makine, savunma ve elektrik ekipmanı alanında büyük firmalar var. Bu sektörler dünya yatırımından pay alıyor. Küçük işletmenin şansı, o büyük çarkın küçük ama sağlam bir dişlisi olmak. Bunun yolu düzenli teslimat, kalite belgesi ve temiz kayıttan geçiyor.

Üçüncüsü, tarımda ve gıdada katma değer. Akşehir'in tarım ve hayvancılık zenginliği ortada. Ürünü ham olarak satmak yerine işlemek, paketlemek, soğuk zincirle taşımak ve markalaştırmak, aynı emeğin karşılığını katlar. Dünya da güvenilir gıda tedarikçisi arıyor.

Dördüncüsü, verimlilik. Makine yenilemek, üretimin bir kısmını otomatikleştirmek, dijital muhasebeye ve e-ticarete geçmek küçük işletmede büyük fark yaratır. Aynı işçiyle daha fazla ve daha kaliteli iş çıkarabilmek, yeni dönemin en güçlü sermayesi.

Beşincisi, taşa toprağa gömülmemek. Birikimi yalnızca arsaya, daireye yatırmak güvenli hissettirir. Ama üretim, gelir ve istihdam yaratmaz. Ülkenin yaptığı hatanın küçük bir kopyasını kendi cebimizde yapmayalım. Gayrimenkul kötü değil. Fakat işiniz büyümeye muhtaçken kaynağı işinize değil, tapuya ayırıyorsanız düşünmek gerekir.

Bir finansal danışman olarak son bir hatırlatmam var. Ortak da, banka da, büyük müşteri de bir işletmeye önce kayıtlarına ve bilançosuna bakar. Düzenli defter, sağlam özkaynak, makul borç, bu dönemin gerçek vitrinidir. Yatırıma karar verirken KOSGEB, kalkınma ajansı, tarım destekleri, yatırım teşvikleri ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın yeni destek programlarına da bakın. Şartlar sık değişiyor, başvurudan önce güncel duyuruları mutlaka kontrol edin.

Bir ülkenin bu yarışta payını artırması yıllar alır. Ama bir işletmenin hangi tezgâhın önünde duracağına karar vermesi bugün mümkün. Kuyruğa camın arkasından bakmak yerine, hangi dükkânı açacağımıza şimdiden karar verelim.

Not: Bu yazı yatırım tavsiyesi değildir. Kararlarınızı kendi mali durumunuza göre, danıştıktan sonra verin.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }