GÜNDEM

Halkın Oyuna İhanet, En Büyük Hırsızlıktır

Milletvekili ya da belediye başkanı olmak isteyenler, söylem ve hedeflerini uygun gördükleri bir partiye, seçim öncesinde form doldurup bağış yaparak aday adayı olurlar. Sonrasında ise, yapılan kamuoyu ve parti içi mülakatlar neticesinde aday ilan edilirler.

Maddi ve manevi birikimine, çevresine, yaşantısına, karizmasına güvenenler ise bir partiye değil, bağımsız olarak seçim kuruluna müracaat ederek, sadece halkın vicdanına kendilerini emanet ederek bağımsız aday olabilirler. Sonuçta partili ya da partisiz, siyaseten seçilebilmenin yolu bunlar.

Her ne kadar seçilmenin iki yolu olsa da bağımsız adayın yolu meşakkatli, masraflı, ekip ister ve daha önemlisi belediye başkanı meclis üyesi seçtiremeyeceğinden, ilk yol olan bir partinin bayrağı altında seçimlere girmek tercih edilir.

Partili olduğunuzda, arkanızda büyük bir teşkilat ve gönüllüler ordusundan oluşan hizmet erlerini bulursunuz. Bunlar sizden önce ellerini ceplerine atan, size söylenen her söze veya davranışa karşı korumacılık yapan insanlar topluluğudur.

Hal böyle olunca, seçim öncesi çalışmalar sırasında halkın oyu daha sandığa girmeden (23 Nisan da olduğu gibi) insanlar sizi başkan ilan ederler. Sizde bu havayla köy kahvelerinde, esnaf ziyaretlerinde ağzınıza ne gelirse sonunu düşünmeden konuşursunuz. Ve günün sonunda parti yöneticileriyle kritik yapmak için oturursunuz, hatalarınız yüzünüze vurulduğunda bunlardan ders çıkartmak yerine boş sözlerle mevzunun içinden çıkmaya çalışsanız da, artık sonunuzun hüsran olmasından kurtulamazsınız. Kaybetmenize türlü bahaneler bulmak adına, teşkilat mensuplarını suçlamayı hak olarak görür veya gösterirsiniz ama gerçeğin şahsınızdan kaynaklandığını zamanla en azından belki kendinize ikrar edersiniz. Neyse bunlar işin mutfak kısmı, olan olmuş iş bitmiş.

Siyaset değil, siyasetçiler acımasızdır, vefasızdır, söz verir unuturlar, dışarıdan geleni ayakta karşılarlar ama dostlarını görmezden gelirler!

Seçmen farklı mı? Onların da bir kısmı oy verdiği aday kaybetmişse o gece oy vermediği adayın yanında poz verme yarışına girerek, kazananın yanında alkış tutarlar.

Fakat bir kesim seçmen vardır ki, önce inandıkları partiye, sonrada o partinin hedeflerine hizmet edeceğine söz veren adaya oy verirler. Bunlar verdikleri oyun vebalini bilirler. Teşkilatta bir bardak çay içmek şöyle dursun, olmadığınız yerde sizi savunurlar, haberiniz olmadan kapı kapı eş dost ziyareti yaparak oy toplarlar, hatta dürüst çalışkan olduğunuza dair yemin billah edip söz bile verirler. Onların oylarının vebali ağırdır, ihanet edildiği vakit zehirdir.

İşte bu tarz isimsiz kahramanlar her parti tabanında az veya çok, mutlaka vardır. İşin özü, aslında sizin o koltuğa oturmanıza vesile olanlar da bu tür insanların çokluğu ile doğru orantılıdır.

Makalemizin güncel konusuna gelirsek; seçilmişler zaman içinde parti teşkilatlarıyla veya genel merkezin politikalarıyla ters düşebiliyorlar. Bazen bu uyuşmazlık o kadar artıyor ki, çekip gitmek gerekiyor.

Seçilmişler böyle bir durumda genellikle oturdukları koltuktan kalkmamak adına araya aracılar koyarak, siyasi hayatlarını garanti altına alacakları veya usulsüzlüklerinden kurtulmak için pazarlıklara girişiyorlar.

Milletvekiliyse garanti seçileceği sıra, belediye başkanıysa görev süresinin sonunda devam etmek istemezsem kazanacak sıradan milletvekilliği isterim diyorlar.

Her dönemde bu tür transfer görüşmelerine şahit olmasak da, neticelerini görüyoruz.

Bazı sözüm ona uyanık tipler, il veya ‘’ilçemin yüksek menfaatleri için geçiyorum’’ diyerek, seçmenin gözünde düşen değerini korumak içgüdüsüyle hareket ediyorlar.

Böyle durumlarda partisine ve verdiği oy’a sahip çıkan onurlu seçmenlerin beklentisi ise, milletvekili ya da belediye başkanı oy aldığı seçmenin önüne çıkarak; ‘’kusura bakmayın, seçilmeme vesile olan oylarınız baki partiden istifa ediyorum, başka partiye de geçmiyor ve görev sürem sonuna kadar, bağımsız kalmayı taahhüt ediyorum’’ veya en doğrusunu ‘’partimle olan uyuşmazlığım neticesinde oylarınıza ihanet etmemek adına, parti üyeliğimden ve bulunduğum makamdan istifa ediyorum’’ demesini bekliyorlar. Maalesef bu tür karakter gerektiren istifaların örneği varsa bile çok az.

Kıymetli okurlar en büyük hırsız, insanların güvenini ve yetki aldığı oyları şahsi çıkarları uğruna kullananlardır.

Velhasıl; vadettiği projeleri yapan, yolsuzluğa bulaşmayan, alnı açık şekilde halkın karşısına çıkarak seçmenine hesap veren, bağlı olduğu partisiyle sorun yaşadığında görevine bağımsız devam eden, veyahut partisinden ve görevinden istifa eden her kim olursa olsun halkın gözünde adamdır ve her daim gönlünde yeri vardır.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }