GÜNDEM

Bir Gereksiz Arama, Bir Hayatı Geciktirebilir

Günümüzde bir acil durum yaşandığında elimizin ilk gittiği yer telefonlarımız oluyor. Yangında, kazada, sağlık sorununda, kayıp vakasında ya da herhangi bir tehlikede vatandaşlarımızın ilk refleksi 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aramak oluyor. Bu aslında son derece önemli bir bilinç göstergesi. Çünkü doğru zamanda yapılan bir ihbar, bazen bir insanın hayatını kurtarabiliyor.

Ancak ne yazık ki madalyonun bir de diğer yüzü var.

Asılsız ihbarlar…

Şaka amacıyla yapılan aramalar, gereksiz meşguliyet oluşturan çağrılar, yanlış bilgilerle yapılan bildirimler ya da sadece “denemek için” gerçekleştirilen aramalar; acil durum sisteminin en büyük problemlerinden biri hâline gelmiş durumda.

Birçok insan yaptığı gereksiz aramanın nelere mal olabileceğini fark etmiyor. Oysa mesele yalnızca telefon hattını meşgul etmek değil. Asıl mesele; gerçekten yardıma ihtiyacı olan bir vatandaşın çağrısının gecikme ihtimali.

Çünkü acil durum yönetiminde saniyeler bile hayati öneme sahiptir.

Kalp krizi geçiren bir vatandaş… Yangında içeride mahsur kalan bir çocuk… Trafik kazasında ağır yaralanan bir insan… Deprem enkazında yardım bekleyen bir can…

Bu olaylarda bazen bir dakikalık gecikme bile telafisi olmayan sonuçlar doğurabiliyor.

İşte tam da bu nedenle asılsız ihbarlar yalnızca “gereksiz bir davranış” değil, doğrudan toplum güvenliğini etkileyen ciddi bir sorundur.

İçişleri Bakanlığı ve 112 Acil Çağrı Merkezi verilerine göre Türkiye’de yapılan çağrıların önemli bir kısmını hâlâ asılsız veya gereksiz aramalar oluşturuyor. Bazı dönemlerde gelen çağrıların yarısından fazlasının gerçek acil durum olmadığı açıklandı. Bu da demek oluyor ki; hatlar, operatörler, ekipler ve sistem büyük ölçüde gereksiz yoğunlukla karşı karşıya kalıyor.

Üstelik bunun sadece telefon boyutu yok.

Her asılsız ihbar; yakıt tüketimi, personel yönlendirmesi, ekipman kullanımı ve zaman kaybı anlamına geliyor. İtfaiye ekiplerinin olmayan bir yangına gitmesi, sağlık ekiplerinin gerçek dışı bir vakaya yönlendirilmesi ya da arama kurtarma ekiplerinin yanlış bilgiyle harekete geçirilmesi; gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmayı geciktirebiliyor.

Daha da acısı, bazen bu süreçte gerçekten yardıma ihtiyacı olan insanlar beklemek zorunda kalıyor.

Özellikle çocuk yaşta yapılan “şaka aramaları” konusu artık ailelerin üzerinde durması gereken ciddi bir mesele hâline geldi. Çocuklarımıza 112’nin bir oyun hattı değil, insanların yaşam mücadelesi verdiği anlarda kullanılan hayati bir sistem olduğunu anlatmak zorundayız.

Aynı şekilde sosyal medyada dikkat çekmek için yapılan sahte ihbar girişimleri ya da “merak ettim aradım” mantığı da kabul edilebilir değildir.

Unutulmamalıdır ki; 112 sadece bir telefon numarası değildir.

112; bir annenin umudu, bir yaralının yaşama tutunma ihtimali, bir yangında mahsur kalan insanın son çıkış kapısıdır.

Bizler afet ve acil durum bilinci oluşturmak istiyorsak, işe önce sistemi doğru kullanmayı öğrenerek başlamalıyız. Gereksiz yere meşgul edilen her hat, geciken her ekip ve boşa harcanan her saniye; bir başka insanın hayatından eksilebilir.

Belki de hiç tanımadığımız bir insanın…

Bu yüzden hepimiz kendimize şu soruyu sormalıyız:

Gerçekten ihtiyacım yokken yaptığım bir arama, acaba kimin yardım çağrısını geciktiriyor?

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }