Hukuka güven azalınca ekonomi sarsılıyor; ekonomi sarsılınca gençlerin geleceğe dair inancı aşınıyor. En ağır tarafı da bu oluyor sanırım: İnsan kendi sıkıntısına dayanıyor ama gençlerin umutsuzluğunu görünce içim daha çok acıyor.
Bugün birçok genç iyi eğitim alsa bile “emeğimin karşılığı olacak mı?” diye düşünüyor. Kimi yurtdışını hayal ediyor, kimi kendi ülkesinde tutunmaya çalışıyor. Bir kısmı da sürekli gergin bir gündemin içinde büyüyor. Bu durum toplumun ruh hâlini etkiliyor.
Ama bir başka gerçek daha var: Türkiye’nin hafızası çok uzun. Ülkemiz sert dönemlerden geçti, sonra yeniden toparlandı. Tarihte ekonomik krizlerin, siyasi gerilimlerin ve hukuki tartışmaların çok yoğun olduğu dönemler oldu. Hiçbiri sonsuza kadar sürmedi. Toplumlar bazen salıncak gibi hareket ediyor; baskı arttığında denge arayışı da büyüyor.
Üretmeye devam eden sanatçıların varlığı küçümsenecek şey değil. Çünkü gençler sadece siyaset dinlemiyor; samimiyet, birikim ve hayat tecrübesi de arıyor. Bazen bir beste, uzun bir nutuktan daha fazla umut bırakabiliyor.
Bir sözümüz vardı ya:
“Yorulduğum şey yol değil yük.”