Avrupa Birliğinde birçok değişik diller kullanılıyor. Avrupa'nın bir ülkesindeki işsiz; diğer bir ülkeye gittiğinde, oranın dilini bilmediği için kolay iş bulamıyor. Bulsa bile uyum sağlayamıyor. Bu yüzden Avrupa ülkelerinde ve özellikle Yunanistan-Portekiz ve İspanya'da işsizlik rakamları ve oranları artıyor; bir türlü düşürülemiyor. Çünkü Avrupa Birliği vatandaşları, gittikleri diğer ülkenin dilini bilmediklerinden; kendi ülkeleri dışındaki Avrupa'nın her yerindeki işlere girip çalışamıyorlar. Avrupa dillerinden hiçbirini bilmeyen uzaktan gelmiş bir yabancı bile; az ücretle köle gibi ve ağır angaryaya razı olarak iş bulabiliyor. Fakat Avrupalı biri, ağır çalışma şartlarını göze alıp göğüslemediği için, kendi ülkesi dışında kaliteli iş bulsa bile; o ülkenin dilini bilmediğinden açıkta kalıyor. Uzak ve yoksul ülkelerden gelenlerin katlandığı ağır şartlara katlanamayan Avrupalı işçilerin şansları, geri kalmış ülkelerden gelenlerden daha düşük oluyor.
İngiltere ve ABD vatandaşlarının ise hepsi aynı dili konuştukları için; ülkelerinin her yerine kolayca uyum sağlayabiliyorlar ve iş bulma şansları artıyor. Bu yüzden Avrupa'da işsizlik oranı, Amerika'dan ve İngiltere'den daha yüksek!
Dil birliği olmayan Avrupa Birliğinin dağılma sürecinde olduğu, düştüğü krizlerden de anlaşılıyor.
1-İngiliz Başbakanı, "Yeni seçim döneminde Avrupa Birliğinden çıkmayı halk oyuna sunacağını" şimdiden ilan etti.
2-Avrupa Birliği, Yunanistan'ı ağır yüküne rağmen besleyip bize karşı kullanmayı mı? Yoksa Avro bölgesinden ve sonra da A.B. topluluğundan atmayı mı? seçeceğine bir türlü karar veremiyor.
Çok dilli bir toplum yaratma hevesleri, mantıklı ve tutarlı bir yol değil! Kimsenin hangi dili konuştuğuna ülkemizde karışılmıyor ve yasak konulmuyor. Toplumsal kardeşliğin pekişmesi ve eşitliğin sağlanması için ülkemizin resmi dili olan Türkçenin, her vatandaşımıza öğretilmesi, ekonomi yönünden de başka birçok bakımdan yararlıdır ve gereklidir. Zaten yoksul ve uzak ülkelerden kaçak gelenler bile; birkaç haftada Türkçeyi öğreniyorlar.
Tek dilli ülkelerin problemleri, çok dilli olanlara göre daha az. Çıkacak bazı ihtilaflar daha kolay çözüme ulaşıyor. Başka dilleri konuşanlara ve öğrenenlere hiç kimse engel olmuyor. Böyle bir yasaklamaya kalkışan da yok zaten. Uzak ve yoksul ülkelerden kaçak gelip, İstanbul'da ve başka kentlerimizde iş bulanlar bile; Türkçeyi öğrendiklerinde şansları artıyor. Bu yüzden hepsi dilimizi konuşmaya gayret ediyorlar. Kendi vatandaşlarımızın anadilimizi mükemmel öğrenmeleri, hem iş bulma şanslarını artırır; hem de iç barışımıza katkı sağlar. Çok dilli bir ülke yönünde atılacak her adım yanlıştır ve zararlı olur.
İNGİLİZCE VE BAŞKA DİLLERDE MAĞAZA İSİMLERİ, YANLIŞ BİR HEVESİN ESERİ
İş yerlerine ve ticarethanelere, yabancı dillerde ve özellikle İngilizce adlar koymak moda oldu. Bu heves, aşağılık kompleksidir. Mağazalarına ve dükkanlarına yabancı dillerde isim koyanların aklına şaşıyorum. Oralardan alışveriş etmiyorum. Aynı tepkiyi gösteren birçok vatandaşımız var. İş yerlerine yabancı ad verenler, daha çok müşteri bulmuyor. Kendi komplekslerini tatmin etmiş oluyorlar. Sizler de, yabancı isim koyan mağazalardan, hiçbir şey almayın!
Değerli okuyucularım ve arkadaşlarım; www. nazifkurucu.com.tr adresli Web siteme, yeni belgeler ve yazılar eklendi. Saygı ile duyururum.