GÜNDEM

Takvim Değişti, Biz Değiştik mi?

Yeni bir yıla girdik. Takvim değişti, rakamlar yenilendi. Ama insan aynı yerden bakmaya devam ediyorsa, yılın kaç olduğunun ne önemi var?

Her yılbaşında umutlarımızı biraz parlatıyoruz. Daha iyi bir yıl, daha sakin günler, daha az yorgunluk diliyoruz. Fakat dileklerle gerçekler arasındaki mesafe, takvim yaprakları kadar kolay kapanmıyor. İnsan, bir gecede değişmiyor. Alışkanlıklar, korkular ve yaralar yılbaşını tanımıyor.

Yeni yılın en büyük yanılgısı da burada başlıyor. Değişimi bir tarihe havale ediyoruz. Oysa değişim, cesaret ister; yüzleşme ister. Kimi zaman da vazgeçmeyi… Her şeyi geride bırakmak değil, bazı şeyleri artık taşımamayı seçmek gerekir.

Bu yıl belki daha az konuşup daha çok dinlemeliyiz. Daha az göstermeye çalışıp daha çok anlamalıyız. Sosyal medyada paylaşılan mutlu anların ardında saklanan yorgunlukları fark etmeli, herkesin aynı hızda iyileşemeyeceğini kabul etmeliyiz. Çünkü hayat, yarış değil; dayanma meselesidir.

Yeni yıl, kendimize sorular sormak için bir fırsattır. Neyi sırf alışkanlık olduğu için sürdürüyoruz? Kimleri hayatımızda tutarken kendimizden vazgeçiyoruz? Ve en önemlisi, ne zaman gerçekten durup nefes alacağız?

Belki bu yıl büyük sözler vermeyeceğiz. Büyük kararlar almayacağız. Ama küçük bir şey yapabiliriz: Kendimize karşı daha dürüst olmak. Güçlü görünmek zorunda olmadığımızı kabul etmek. Her şeye yetişemediğimizde kendimizi suçlamamak.

Yeni yıl, mucize vaat etmez. Ama bir ihtimali hatırlatır. Aynı hataları tekrar etmeden yaşamanın mümkün olduğunu, susulması gereken yerde susmanın da bir erdem olduğunu bize anlatır.

Takvim değişti. Asıl soru şu: Biz neyi değiştirmeye cesaret edeceğiz?

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }