SANAT FESTİVALİNDEN BİR DAĞ KÖYÜNE

Bartın’da 14. Tiyatro Festivali, Kütüphaneler Haftası’yla aynı günlere denk gelmişti. Bartın’a davetliydim. Benim dışımda, yine İzmir’den Ferda Akıncı İzbulak da davet edilmişti. Daveti Bartın Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Altaş yapmıştı.

Bartın’a gidince oteldeki kalabalık beni şaşırttı. Tiyatro festivaline gelen tiyatro topluluklarının bir bölümüyle aynı otelde kalıyorduk. Bartın’da iki söyleşi yaptım. Şahin Şahin İlköğretim Okulu Arıt’tan kalkıp gelmişti. Söyleşimiz çok güzel geçti. Ertesi gün ise masal anlatma yarışmasında seçici kuruldaydım. Birbirinden hoş masallar dinledik.

Akşamları ise tiyatro izliyorduk. Ege Bölgesi’nden iki grup katılmıştı. Balçova Belediyesi Şehir Tiyatrosu ve Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu. İki grupta da tanıdık dostların olması beni sevindirdi. Tiyatro gösterisine Bartın Valisi İsa Küçük de katılıyordu. Turizme, kültüre, sanata sevdalı güzel bir insandır Vali Bey. Sanat dolu birkaç gün geçirmek beni mutlu etmişti.

Bartın Valisi İsa Küçük’ün daveti üzerine Ulus ilçesi Şirinler Köyüne bir geziye katıldık. Küre Dağlarının eteğindeki köy, adıyla tam anlamıyla uyuşuyordu. Geziye Ulus Kaymakamı Mehmet Uğur Arslan, Bartın Turizm ve Kültür Müdürü Mehmet Altaş da katıldı. Küre Dağları Milli Parkı’nın eteğindeki köyde kış aylarında Köy Muhtarı Ramazan Yılmaz ve eşi Gümüş Yılmaz’dan başka kimse yaşamıyordu. Yazın ise serin olması yüzünden büyük kentlerde yaşayan Şirinler Köyü sakinleri köye akın ediyorlarmış.

Köye gidene dek masalsı güzellikler yaşadık. Dağlarda, ormanlarda yayılmaya başlayan yumuşak yeşillik insanı kışkırtıyordu. Ağaçların çoğu bir gelin edasıyla bembeyaz donanmıştı. Bazı ağaçlarda hafifçe yayılan pembeliğe ne demeli… Orhan Veli boşa söylememiş, “deli eder insanı bu dünya/ bu gece, bu yıldızlar, bu koku / bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç” diye. Bartın Valisi İsa Küçük, her güzellik karşısında, buraları turizme kazandırmak için bir şeyler yapılmalı, diyor. Yıllar önce Marmaris Kaymakamlığı sırasında yaptıkları, turizme katkıları unutulacak gibi değildi. Şimdi bile özlemle anılır Vali Bey… 

Vahşi bir güzellikle karşı karşıyaydık, yılan gibi kıvrılan yollar gerimizde kalıyordu. Arabanın içinde tüm konuştuklarımız yatırım ve insanlara iş alanlarıydı. Mehmet Altaş da düşüncelerini söylüyordu. İki saate yakın süren yolculuğumuz bitmiş köye varmıştık. Hava serindi ama çok sıcak karşılanmıştık. Hem geziyor, hem de Muhtar Ramazan Beyi dinliyorduk. Muhtar da köye bir şeyler yapmak için yanıp tutuşuyordu.   

Köy Muhtarı Ramazan Gümüş; “Kışın biraz zorlanıyoruz. Bu yıl karın kalınlığı iki metreyi aştı. Yine de köyümüz bir başka güzeldi o haliyle bile. Milli Park alanı içinde olmamız nedeniyle doğadaki hayvanlarla iç içe yaşıyoruz. Bu kış yaban hayvanlar yiyecek bulmakta zorlandılar; kurtları, tilkileri ellerimle besledim. Köyümüzün havasın çok temiz. Hele uzun yıllar İstanbul’da yaşadıktan sonra köyümüz cennet gibi geliyor insana. Sadece kışları yalnızlık çekiyoruz. En yakın mahallemiz beş kilometre uzaklıkta. Bu sakinliğe alıştım. Bize her türlü imkanı sağlayan Valimiz Sayın İsa Küçük’e teşekkür ediyorum. Kaymakamımız Sayın Mehmet Arslan da her zaman yanımızda” diye konuşuyor.

Köydeki evler yapı itibarıyla ahşaptan yapılmış. Bu özelliğiyle de turist çekebileceğini düşünen Bartın Valisi İsa Küçük; “Sekiz dokuz ay boş kalan köyü değerlendirmek, ülke turizmine sunmaktan mutluluk duyacağız. Köyümüz doğasıyla, bulunduğu yer bakımından çok ilgi çekici. Burada yaşayan insanlarımızı da düşünerek bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyorum. Kararı verecek olan kuşkusuz köy halkı olacaktır” diyordu.   

Köy Muhtarının eşi Gümüş Yılmaz ise köyü çok sevdiklerini, sessizliği, sakinliği başka bir yerde bulamayacaklarını dile getiriyordu.

Köyün içinde ve çevresinde gezip güzellikleri gördükten sonra köyden ayrılmak bizlere çok zor gelmişti…

Editörün Notu: Dönemin Bartın Valisi İsa Küçük, 1957 Konya doğumludur. ‘Halet Abla Destanı’, ‘Bütün Hürriyetler Serbest Bu Akşam’, ‘Atlas ve Ateş’, ‘Başka Şeylerin Şiirleri’ ve ‘Olympos Mektupları’ adlı şiir kitapları ile 2019 yılında yayınlanmış ‘Sarışın ve Kara’ isimli bir de romanı bulunmaktadır.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }