GÜNDEM

Nerede O Eski Bayramlar…

Her bayram sabahı içimizde tarif edemediğimiz bir boşlukla uyanıyoruz artık. Dilimizin ucuna gelen o cümle yine aynı: “Nerede o eski bayramlar…” Ama bu kez sadece bir söz değil, kalbin en derin yerinden kopup gelen bir sızı gibi.

Eskiden bayram sabahları bambaşka doğardı. Güneş bile daha sıcak, daha içten vururdu pencerelerimize. Anneler erkenden kalkar, mutfakta telaş başlardı; mis gibi baklava kokusu evi sararken, çocuklar heyecandan uyuyamazdı. Yeni alınmış kıyafetler başucunda bekler, o gün giyilecek diye ayrı bir özenle saklanırdı. Aynaya bakarken bile insanın içi kıpır kıpır olurdu.

Sokaklar… Ah o eski sokaklar…

Çocuk sesleriyle dolardı , kapı kapı gezilen, tanıdık tanımadık herkesin “buyur evladım” diye içeri davet ettiği o sıcak dünya… Şeker toplamanın bile bir anlamı vardı o zamanlar; aslında topladığımız şey şeker değil, hatıralardı. Biriktirdiğimiz şey poşetler değil, anılarımızdı.

Büyüklerin elleri öpülürdü; sadece bir gelenek olduğu için değil, gerçekten içten geldiği için… O ellerin sıcaklığı kalbe işlerdi. Dualar edilirdi, gözler dolar ama kimse belli etmezdi. Çünkü bayram, hem sevinci hem hüznü aynı anda taşıyabilmekti.

Şimdi…

Şimdi bayramlar biraz sessiz, biraz eksik. Aynı evde oturan insanlar bile birbirine mesaj atar gibi konuşuyor. Sofralar kuruluyor ama eski tadı yok. Kalabalıklar var ama o eski samimiyet sanki aramızdan çekilip gitmiş. Kapılar eskisi gibi çalınmıyor, ziyaretler yerini kısa telefon konuşmalarına bırakmış. Çocuklar sokakta değil, ekranların içinde büyüyor artık.

Belki de en çok içimizi acıtan şey; kaybettiklerimiz…

O bayram sabahlarında yanımızda olan ama şimdi sadece dualarımızda yaşayan sevdiklerimiz… Bir sandalye eksik sofrada, bir ses eksik evin içinde… İşte o yüzden her bayram biraz daha ağır geliyor insana. Çünkü bayram, en çok da yokluğunu hissettiklerimizi hatırlatıyor.

Ama yine de…

Tüm bu eksikliklerin içinde bir umut saklı. Çünkü bayram dediğimiz şey aslında bizim kalbimizde yaşıyor. Biz istersek yeniden canlanabilir. Bir kapıyı çalmakla, bir gönlü hatırlamakla, içten bir “iyi bayramlar” demekle başlayabilir her şey.

Belki eski bayramlar geri gelmeyecek…

Ama biz o eski duyguları yeniden büyütebiliriz içimizde.

Biraz daha hatırlayarak, biraz daha sahip çıkarak, biraz daha “biz” olarak…

Ve belki o zaman, bir sabah uyanıp şunu demeyeceğiz:

“Nerede o eski bayramlar?”

Onun yerine gülümseyerek şöyle diyeceğiz:

“İşte… Bayram yine bayram gibi.”

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }