GÜNDEM

Müslümana ‘’Işıklar İçinde Uyusun’’ Denmez!

Toplumların kimlikleri kullandıkları kelimelerde, davranışlarında, giyimlerinde ve vedalarında gizlidir.

Bir yakınınızı kaybettiğinizde ağzınızdan dökülen ilk cümle, sadece bir üzüntü ifadesinden ziyade, sizin hayata, ölüme, ahirete ve yaratıcıya olan inancınızın göstergesidir.

Maalesef son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle, televizyon ekranlarında, şov programlarında ve cenaze törenlerinde “Işıklar İçinde Uyusun” ifadesinin kullanımı hızla artmaya başladı.

Ne oldu da İslam inancına mensup bu millet, kökleri derin bir medeniyete dayanan bu topraklarda, asırlardır kederimizi ve dualarımızı taşıyan ifadeler yerine, kaynağı belirsiz dünyevi ifadeleri kullanır oldu.

Masonik öğretilerde ve bazı ezoterik yapılarda bize ait olmayan geleneklerde, kelimelerin seçimi tesadüfi olmaz.

Işık (Luciferiyen gelenekte ışık getiren figürler) ile Rahmani olan “Nur” kavramı arasındaki nüans, görünüşte masum duran bir temenninin arka planında bambaşka bir felsefeyi taşıyabileceğini gösterir.

İslam geleneğinde “Kabri nur dolsun” denirken kastedilen şey, yaratıcının ilahi rahmeti ve aydınlığıdır.

“Işıklar İçinde Uyusun” ifadesi, toplumsal hafızayı ve İslami taziyeyi unutturma operasyonunun bir parçasıdır.

Nasıl ki bir dönem kadim selamımız "Selamün Aleyküm" yerini, ruhsuz ifadelere bırakmaya zorlandıysa; bugün de ölülerimizin ardından edilen rahmet duaları "Işıklar içinde uyusun" veya "Devrin daim olsun" gibi, bu toplumun baskın inanç dokusuyla bağdaşmayan cümlelerle ikame edilmeye çalışılıyor. Kullandığınız kelimeler, yüzlerce yıllık kültürümüzün devam etmesine ya da zamanla yozlaşarak bozulmasına sebep olur.

Son dönemde cenazelerde bu ifadeleri kullanan bazı popüler figürlerin, eleştirilince "Alevilikte böyle denir" diyerek, konuyu çarpıtmaya çalıştıklarına tanık oluyoruz. Oysa Alevi-Bektaşi geleneği de özü itibarıyla Hak-Muhammed-Ali sevgisine dayalı, duasını ve taziyesini Allah’ın rahmeti üzerine kuran bir gelenektir.

Cenazeye "Işıklar içinde uyusun" demek, ne Ehl-i Sünnet’in ne de geleneksel Aleviliğin özünde yoktur. Bu durum, seküler medyanın ve popüler kültürün, inanç alanını yeniden tanımlama ve kendi dilini kabul ettirme çabasından başka bir şey değildir.

İslam dininde ölen kişinin ardından dua edilir. Dua; Kadir-i Mutlak olan Allah’a yöneltilen bir ilticadır. "Işıklar içinde uyusun" ifadesi Kur’an-ı Kerim’de veya hadis-i şeriflerde yer almaz.

Bir Müslüman, vefat eden bir din kardeşinin ardından köksüz ve içi boş modalaştırılan cümleleri değil, Peygamber Efendimiz ’in (s.a.v.) ve medeniyetimizin bize öğrettiği gibi; "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" (Biz şüphesiz Allah’a aitiz ve sonunda O’na döneceğiz) şeklinde olmalıdır.

Veya;

"Allah rahmet eylesin."

"Mekânı cennet olsun."

"Rabbim kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin."

İnancınıza, örfünüze ve dilinize sahip çıkın; kullandığınız kelimeler, giydiğiniz kıyafetler, kimin safında durduğunuzun ve hangi kültüre hizmet ettiğimizin bir göstergesidir. Farklı görünmek veya moda olduğu için ya da kulağa hoş geldiğini düşündüğünüz için veya ekranlardaki popüler figürler kullanıyor diye, inancımıza ve geleneklerimize yabancı ifadeleri meşrulaştırmaya çalışmayınız.

Eğer farklı inanca mensup olduğunuz halde kendini saklayanlardan değilseniz, vefat eden sevdiklerinizin ardından süslü ve içi boş temenniler savurmayı bırakınız. Onların ışığa değil, Allah'ın rahmetine, mağfiretine ve dualarınıza ihtiyaçları var.

Unutmayın; dilini kaybeden, dinini de kimliğini de kaybeder.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }