LAİKLİĞİN ÖNEMİ

Laiklik dinsizlik değildir. Din işleriyle devlet işlerinin karıştırılmamasıdır. Cumhuriyet anayasamıza laiklik prensibini koyanlar da, dindar Müslümanlardı. Osmanlı devleti döneminde paşalık rütbesine erişmiş insanlardı. Fakat din işleriyle devlet işlerinin karıştırılmasının sakıncalarını, çoğu kez görmüşlerdi.

Anadolu'ya karşı Haçlı saldırıları; Selçuklu Osmanlı devletinin kurulmasından çok önce başlamıştır. Fransa'da papazların kışkırtmasıyla ayağa kalkan yüz binlerce barbar Avrupalı; Bugün bizim yaşadığımız topraklara doğru saldırmış; Müslüman Arap ülkelerine varmak için geldikleri Hıristiyan Konstantinopolis'i yağmalamışlar ve yakmışlardı.

Laiklik bizi, aslında tarafı olmadığımız saldırılardan ve savaşlardan koruyarak kalkınmamıza ve halkımızın refaha ulaşmasına yarayacaktı. Ne yazık ki bu prensibe, artık uyulmuyor.                                       Laiklik prensibine uyulsaydı, Suriye ve Mısır'daki savaşlar ve darbelerle kendimize karşı saldırılmış gibi  ilgilenmezdik. Savaşa girme olasılığı bulunan bir ülke gib,i algılanmazdık. Ekonomimiz ve ihracatımız da zarar görmezdi.

Suriye'deki iç savaş, iki Müslüman görüşüne bağlı fakat yorumları ve tarikatları olan insanların çatışmasıdır. Bu konuyu yazdığım için benim Müslümanlığımdan kimse şüphe etmesin. İlkokuldan sonra Kuran kursuna gittim;hafız olmadım ama; Amme cüzünü ezberledim. Amcam Kör Nuhtu hafızdı. Her iki dedem de din adamıydılar. Anam babam beş vakit namazındaydılar;onlar da hacıydı. Elhamdülillah gerçek ve koyu Müslümanım. Umre'ye gittim. Ertesi yıl da Hacca gitmeyi nasip eyledi yüce Tanrım.

Laikliğe önem verilmesini istiyorum; çünkü Laikliğin boş verilmesinin sakıncalarını, ülkemiz çekiyor. Suriye'de Müslüman Kardeşler örgütüyle; o görüşe karşıt olanlar çatışıyor.   Oysa yüce Peygamberimiz; farklı mezhep ve tarikatlara bölünmeyi hoş görmemiş ve bundan sakınılmasını emretmiştir.

Arap ülkelerindeki farklı mezhepler ve görüşler, genellikle sülale üstünlüğü yarışma ve çekişmelerine dayanır. Eğer biz, laiklik prensibine bağlı kalsaydık; farklı Arap görüşlerinin çatışmasından kaynaklanan bu savaşa ve diğer Arap çatışmalarına taraf olmazdık. Ekonomimiz sarsılmazdı; ülkemiz milyarlarca dolar zarar görmezdi; barışçı  imajımız da bozulmazdı. Olimpiyatların bize verilmemesinde; savaşa taraf olma tehlikesinin de payı vardır.

DİKTATÖRLÜKLER VE KRALLIKLAR SON BULMALI!

DEVLET MAKAMLARI BABADAN OĞULA GEÇMEMELİ- Değil miras yoluyla; seçimle de olsa; Devlet başkanının oğlu da devlet başkanı seçilememeli. Devlet başkanlığını diktatörlüğe çeviren hasta kafalı insanlar; öyle bir düzen kuruyorlar ki; makam oğullarına geçiyor. Aynı ailenin zulmü ve saltanatı sürüp gidiyor. Suriye devlet başkanı Hafız Esat idi; o öldükten sonra oğlunun aynı makama geçmesi; Suriye'nin felaketi oldu. Bize göre çok daha az nüfusu olan komşu ülkede milyona yakın insan öldü.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }