banner8

banner9

banner28

banner10

HAYIRSIZ

GÜNDEM 20.12.2013, 21:06 20.12.2013, 21:06
11
HAYIRSIZ
banner12

color:#444444;background:white;mso-fareast-language:TR">        Hıdırlık’tan şehre kuvvetli bir rüzgâr esiyor; sanki Hıdırlık’ta tüm ağaçlar birbirleriyle kuvvetli bir şekilde bağrışarak konuyordu. Ayakkabı boyacısı Ahmet, İbre’ye yakın evinin odasının penceresinden dışarıya baktı. Yine, ellerinde su kaplarıyla, kadın, kız çoluk, çocuk İbre Çeşmesi’ne doğru yürüyorlardı. Akşehir’in bütün suları güzeldi; güzel olmasına ya her daim akan bu İbre Çeşmesi’nin suyu daha bir soğuk, daha bir güzel ve üstelik şifalı idi. Esen rüzgâra karşı İbre Çeşmesi’nin yolunu tutan Akşehirliler, bugün bayram da olsa haksız da sayılmazlardı. 


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Ayakkabı Boyacısı Ahmet, esen kuvvetli rüzgâra rağmen, bugün de boya sandığını alacak, şehri gezecek, müşteri bulabilirse ayakkabıları boyayacaktı. Bu güz mevsiminde, Hıdırlık’ın güzelliğinden İbre Çeşmesi’ne doğru sırtındaki boya sandığı ile Akşehir Evi’nin önünden kente doğru yönelecekti. Ayakkabı boyacılığından başka bir meslek edinmemişti. Zamanında da babası okutamamıştı ya... Bir dilim kuru ekmek için akşama kadar ayakkabıları boyayacak o gününün de nafakasını çıkartabilirse çıkartacaktı. Malı, mülkü, satacak bir şeyi de yoktu. Paçaları yırtık bir pantolonu, komşularının verdiği bir ceketi vardı ki perişan bir haldeydi.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Dağ yamacına yaslanmış, toprak damlı, tek kat evinden, sırtındaki boyacı sandığı ile birlikte, besmele çekerek yola koyuldu. Kuvvetli esen rüzgârda üşümüş ellerini ovuşturuyor, yavaş adımlarla ilerliyordu. Kendi kendisine: “Bugün Şeker Bayramı. Hayırsız oğlum Şefik bu bayram da aramadı…” diye düşünüyor, üzülüyordu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Yıllarca ayakkabı boyamış; yıllarca da  bir bayram olsun aramayan oğlunu adam etmek için uğraşmıştı ya….” Düşünceleri yerini kızgınlığa bırakmış, kendi kendisine “Olmaz olsun böyle evlat! Olmaz olsun! Pis serseri!” diyerek, söylenerek yürüyordu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Soğuktan üşüyen ellerini ağzına götürerek nefesiyle hohladı. Kendi kendisine: “Bu hayat ne kadar zor ve anlamsız. Sen yıllarca oğlum diyerek, okut, büyüt, adam et. O seni bir kere bile olsun arayıp sormasın…” diyordu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Elleri soğuktan titriyordu. Bayram da olsa çalışmalıydı. Dünyada, hayırsız bir oğlu vardı, o da arayıp sormadıktan sonra… Bayram da olsa çalışmalıydı; hiç yoksa birkaç çift ayakkabı boyamalıydı ki bu günlük nafakasını çıkartabilsin, evine bir şeyler götürebilsin. Gökyüzü kadar güzel, gökyüzü kadar temiz şehre baktı. Herkes kendi dünyasında herkes kendi âlemindeydi. Sırtındaki boya sandığı ile birlikte, İbre Çeşmesi’nden Akşehir Evi’ne doğru yavaş yavaş adımlarla yürüyordu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Neden sonra Akşehir Evi’nin kapısının yanına çöktü. Boya sandığını yanına koydu. Başını ellerinin arasına aldı. “Oğlum diyordu, oğlum Şefik bu bayram gelse de…” Zayıf ellerini tekrar başından bıraktı. Başını kaldırdı; arayan gözlerle yollara baktı. “Belki de iş yerinde nöbete bırakmışlardır, nöbete filan kalmıştır” diyor, gözleri yollara bakıyordu; fakat görünürde hiçbir şey yoktu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Anıt Alanı’nın önünden boya sandığı sırtında iniyordu. Alan bayramlık elbiselerini giymiş ellerinde balonlarla gezinen çocuklarlarla, balon satan baloncularla, oyuncak satan oyuncakçılarla doluydu. Şehirde bayramın verdiği neşeli bir coşkunluk, bir sevinç havası esiyor, her yerde gülen yüzler, neşeli gözler vardı. Bayramlaşmalara çıkılmış, toluca gezmelere başlanmıştı.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Yavaş yavaş Anıt Alanı’ndan 24 Ağustos Bulvarı’na doğru iniyordu ki kahvehanelerin birisinin önünde kapı önünde bekleyen bir genç:


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —Boyacı Ahmetttt! Diye seslendi. Gel hele! Gelll! Bugün bayram.. Diyerek elini tuttu. “Bayramın mübarek olsun!” diyerek elini de öptü.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Boyacı Ahmet boya sandığını kahvenin önüne indirerek:


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —Senin de, dedi, senin de…


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —Bayramın birinci günü de mi ayakkabı boyuyorsun?


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —Evet.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —Öyleyse benim şu ayakkabılarımı da bir parlatıver.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —Uzat evlat.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Ayakkabıları boyamaya koyuldu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Neden sonra kahvehane işletmecisi de geldi. Önce kolonya, sonra şeker ikram etti. Bu arada gencin ayakkabıları da boyanmıştı, kahvehaneye girdi. Kahveci de ayakkabılarını boyatmaya koyulmuştu


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —Ahmet Ağabey, dedi, hani senin bir oğlan vardı. Bu bayram gelmedi mi?


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Boyacı Ahmet:


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —İş yerinde nöbete kalmış, gelemeyecekmiş… Dedi, demesine ya, içinden de “her bayram bir bahane uydurur gelmez. Arayıp sorsa ya,  ne arar ne de sorar! Üç beş kuruş babasına gönderse ya o da yok” diye düşünüyor, bir yandan da boya sandığının üstüne uzatılan ayakkabıları boyamaya çalışıyor, üşüyen ellerini de arada bir ağzına götürerek, hohluyordu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Şehir bayram havasını, Hıdırlığı, İbre Çeşmesi, Anıt Alanı, 24 Ağustos Bulvarı, şenlik alanları, Engilli’si, Tekke’si, Savaş Köyü, tüm mahalleleri ile yaşıyor, güz mevsiminin rüzgarıyla, üşüyen elleriyle yetmiş yaşına merdiven dayamış Boyacı Ahmet ayakkabı boyamaya çalışıyordu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         O da ne? Boyacı Ahmet yetmiş yaşına merdiven dayamasına rağmen, birden bire gençleşmiş, bir aslan gibi yerinden doğrulmuş, ayakkabılarını boyatan müşteriyi unutmuştu. Kaç yıldır hasret kaldığı oğlunu uzaktan görmüş, birden aptallaşıvermişti. Gerçekten gelen hayırsız oğlu Şefik miydi? Gördüğü gerçeğin ta kendisiydi. Sevinçten koşarak oğlunun yanına gidiyor, oğlu Şefik de babasının yanına doğru geliyordu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Şefik:


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —Baba, diyerek ellerine sarıldı, ellerini öptü.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Yıllar sonra karşılaşan baba oğlun mutluluğu görülmeye değerdi.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Ayakkabı Boyacısı Ahmet boya sandığını, fırçalarını bir yana atmış, 24 Ağustos Bulvarı’ndan yeni bir yaşama, mutluluğa doğru oğlu Şefik ile birlikte yürüyor, caddelerdeki insanlar bayram havasının neşesinde bir başka gülümsüyor, baba oğul kent kalabalığında kayboluyorlardı.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Ayakkabı Boyacısı Ahmet ‘in dudaklarından ise hâlâ:


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         —Hayırsız, sözleri dökülüyor, hayırsız, hayırsız, diyerek oğlu Şefik’e söyleniyordu.


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         Oğlu Şefik:


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         -……………


mso-hansi-font-family:Calibri;mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:#444444;mso-fareast-language:TR">         BİTTİ


banner13
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner11
banner32
-5
parçalı bulutlu