banner8

banner9

banner28

banner10

banner35

banner46

AKŞEHİR'DE ALİM BİR AİLE: TACEDDİN AHMET VE OĞLULLARI

GÜNDEM 01.02.2014, 00:19 01.02.2014, 00:19
66
AKŞEHİR'DE ALİM BİR AİLE: TACEDDİN AHMET VE OĞLULLARI
banner12

Akşehir Kızılca Mahallesi, Topçu Sokakta türbesi bulunan Taceddin Ahmet ve oğulları Osmanlıyı ve Akşehir’i aydınlatan alimlerdi.


XV. yüzyılda Araplarla Türkler arasındaki savaş nedeniyle Azerbaycan’ın Barda şehrinden Akşehir’e göç eden Şeyh Ahmed Tâceddin Berdaî, Kızılca Mahallesi’ne yerleşti. Akşehir’de Taç Ahmet olarak tanındı. Türbesindeki kitabeye göre dedesinin adı Mesut babasının ki ise Misafir’dir. Bazı kaynaklara göre; peygamber soyundan yani “Seyit” olduğu,  “sicilli Osmani”de ise  “Şeyh” olduğu ve Abbasiler soyundan geldiği belirtilmektedir. Akşehir çevresinde ise “Molla” olarak tanınmıştı.


II. Beyazid zamanında yaşayan Taç Ahmet, kaynaklarda belirtildiğine göre bugünkü türbenin yanında Taç Halife ismi ile bilinen bir mescit ve zaviye kurmuştur.  Kurmuş olduğu tekkesinde diğer İslam alimleri gibi İslam ilmini tahsil imkanı sağlamış ve kurmuş olduğu zaviyesi marifetiyle fakirleri yedirip içirmiş, misafir ve yolcuları ağırlamış, göçebe Türklerin çocuklarının burada kalarak eğitimlerine olarak sağlamıştır. Yine bu tekkede oğullarını da eğittiğini yazılı kaynaklardan öğreniyoruz.


Ekim 1500’de Akşehir’de vefat eden Taceddin Ahmet, zaviyesinin hemen yanında yapılan ve günümüze kadar gelen türbesine defnedilmiştir. Taceddin Ahmet’în kendi gibi alim iki oğlu vardı. Bunlar:


1-Ubeydullah Efendizâde: Osmanlı’da adını duyurmuş alimlerden birisidir. “Sicilli Osmani”de ki kayıtlarda Akşehirli olduğu ve Abdullah Efendi  olarak tanındığı belirtilmektedir.


2- Sa'dî Çelebi: Zâhid yani şüpheli şeyleri bile terk ederek günahtan kaçan, Allah korkusuyla dünya nimetlerinden el çeken kimse idi ve yine dinin buyruklarına uygun harekette bulunan sâlih bir kişiydi. Kendini tamamen dine vermişti. Pek çok talebe yetiştirdi. Kendisi müderris yani profesördü. Bazı kaynaklarda şair olduğu belirtilmektedir. Babasının türbesinin iki kitabe satırlarının arasında oldukça eski zarif bir nesih ile yazılan şu şiir belki de onun kaleminden çıkmıştır.


“Aşıkani müstenid maviraneim.


Arifani şem’aned mapervaneim.


Zahida mesitim martumin


Derşikesti nefsi hud merdaneim.”


Günümüz Türkçesi ile;


“Aşkından dolayı virane gibiyim.


Erenlerin isteklerine pervane gibiyim.


Ey zahit küçük bir selim hortumunda


Derim ki gönlü kırık bir merdane gibiyim.”







banner13
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner11
banner32
21
açık