Fitneye Değil Hakka Tutunanlara Selam Olsun!

Kıymetli Pervasız Dostları!

Tarih boyunca toplumları yıkan en büyük tehlikelerden biri savaşlar değil, fitne olmuştur. Çünkü savaşta düşman bellidir; fitnede ise dost düşmana, doğru yanlışa, hakikat gürültüye karışır. İnsanların aklı karışır, vicdanı bulanır, kalabalıklar gerçeğin üstünü örter.

Fitne; sadece kavga çıkarmak değildir. İnsanları birbirine düşürmek, dedikoduyla güveni sarsmak, yalanla algı oluşturmak, haksızlığa sessiz kalmak da fitnenin bir parçasıdır. Bugün sosyal medyada dolaşan asılsız haberler, kutuplaştırıcı söylemler, insanların birbirine öfkeyle yaklaşması bunun en açık örnekleridir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav), ümmetini bu zor zamanlara karşı önceden uyarmış ve kurtuluşun yolunu göstermiştir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurur:

“İleride birtakım fitneler olacaktır. O zaman oturan, ayakta durandan; ayakta duran, yürüyenden; yürüyen de koşandan daha hayırlıdır.”

(Sahih Buhari)

Bu hadis, fitne dönemlerinde aceleyle taraf olmanın, öfkeyle hareket etmenin ve olayların içine düşünmeden dalmanın insanı yanlışa sürükleyebileceğini anlatır. Bazen geri durmak, beklemek ve sağduyuyla hareket etmek en doğru tavırdır.

Böyle dönemlerde yapılması gereken ilk şey, her duyduğuna inanmamaktır. Bilgi çağında yaşıyoruz ama doğru bilgiye ulaşmak her zamankinden daha zor. Bir sözün çok paylaşılması, onun doğru olduğu anlamına gelmez. Hakikati aramak emek ister; sabır, araştırma ve sağduyu gerektirir.

İkinci olarak, dile sahip olmak gerekir. Nice dostluklar bir sözle yıkılmış, nice toplumlar bir dedikoduyla bölünmüştür. Hz. Ali’nin şu sözü bugün de yol göstericidir: “Söyleyeceğin söz susmandan daha kıymetli değilse, sus.” Fitne zamanında bazen susmak, en cesur tavırdır.

Üçüncü olarak, adaletten ayrılmamak gerekir. Taraflar değişebilir, güç dengeleri bozulabilir; fakat doğru değişmez. Dostumuzun yanlışını alkışlamak da, sevmediğimiz birinin doğrusunu görmezden gelmek de adalete sığmaz. Hakikatin ölçüsü kişiler değil, ilkeler olmalıdır.

Dördüncü olarak, sabır ve metanetle hareket etmek gerekir. Fitne dönemlerinde öfke hızla yayılır. İnsanlar düşünmeden konuşur, dinlemeden yargılar. Oysa sakin kalanlar, fırtına geçince en sağlam yerde duranlardır.

Ve son olarak, iyi insanlarla beraber olmak gerekir. Karakter bulaşıcıdır. Sürekli olumsuzluk yayan insanların yanında kalmak insanı yorar; vicdan sahibi, dürüst ve sağduyulu insanlarla yürümek ise insanı ayakta tutar.

Unutulmamalıdır ki fitne zamanında asıl mesele kalabalığa karışmak değil, vicdanını kaybetmemektir. Herkesin konuştuğu yerde doğruyu söylemek; herkesin sustuğu yerde hakkın yanında durmak gerçek cesarettir.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, daha yüksek sesle konuşmak değil; daha sağlam bir duruş sergilemektir. Çünkü fitne dönemleri geçer, fakat o günlerde sergilenen karakter ömür boyu hatırlanır.

Fitne zamanında kurtuluş; gürültüye kapılmadan, hakikate sımsıkı sarılabilmektir.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }