Bugün birkaç büyük başlık üst üste bindi:
· Yüksek enflasyon sonrası faiz artışları,
· Devletlerin devasa borç yükü,
· Gelir dağılımındaki uçurum,
· Savaşlar ve enerji krizleri,
· Yapay zekâ nedeniyle iş gücü dönüşümü,
· İklim kaynaklı üretim sorunları,
· Çin-ABD ekonomik rekabeti...
Bunların hepsi insanlarda “zemin kayıyor” hissi oluşturuyor. Bir bakıma eski ekonomik düzen yoruldu. Özellikle orta sınıf, dünyanın birçok yerinde güç kaybediyor. İnsanlar çok çalışıp daha az nefes alabildiğini hissediyor. Bu da yalnızca ekonomik değil, psikolojik bir yorgunluk da doğuruyor.
Ama tarih şunu da gösteriyor: Dünya ekonomisi bazen sert kırılır, sonra başka bir şekle dönüşür. Sanayi Devrimi, 1929 Buhranı, dünya savaşları, petrol krizleri… Her büyük sarsıntı yeni bir düzen doğurdu.
Şu anki fark nedir derseniz: İlk kez teknoloji, finans ve bilgi akışı aynı anda bu kadar hızlı değişiyor. Bu yüzden insanlar geleceği okuyamıyor. Dünyada pek çok insan “bir şeyler sürdürülemez hâle geldi” duygusunu taşıyor. Özellikle üretimden çok tüketimin kutsandığı bir düzende denge uzun süre korunamıyor.
Ama ekonomik yıkımlar bile her yerde aynı sonucu doğurmaz: Bazı insanlar çöker, bazıları yön değiştirir, bazıları ise sadeleşerek ayakta kalır. Belki de önümüzdeki dönemin en büyük değeri “azla yetinmeyi bilen insan” olacak.