Coğrafi İşaret Nedir?
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre coğrafi işaret; belirli bir coğrafi alanla özdeşleşmiş, niteliği, ünü veya diğer özellikleri bu coğrafi kökene bağlı olan ürünleri tanımlayan işarettir. Buradaki temel unsur, ürün ile coğrafya arasındaki nedensellik bağının hukuken ispatlanabilir olmasıdır.
Hukukumuzda coğrafi işaretler iki ana kategoriye ayrılır:
Menşe Adı: Ürünün tüm üretim, işleme ve diğer aşamalarının belirli bir coğrafi alanda gerçekleşmesi gerekir. (Örneğin: Akşehir Kirazı)
Mahreç İşareti: Ürünün belirli bir niteliği veya ünü coğrafya ile bağlantılıdır; ancak üretim aşamalarının tamamı aynı yerde olmak zorunda değildir. (Örneğin: Akşehir Tandır Kebabı)
Bu ayrım, tescilin kapsamını ve denetim mekanizmasını doğrudan etkiler.
Tescilin Hukuki Sonuçları
Coğrafi işaret tescili, klasik anlamda bir “mülkiyet hakkı” değildir; devredilemez, rehnedilemez ve lisans konusu yapılamaz. Ancak buna rağmen güçlü bir kolektif koruma sağlar.
Tescil ile birlikte:
Coğrafi işaretin yetkisiz kullanımı engellenir.
Taklit ve yanıltıcı ibarelere karşı hukuki ve cezai yaptırımlar uygulanabilir.
Ürünün belirlenen üretim standardına uygunluğu denetlenir.
Tüketici nezdinde güven ve kalite algısı oluşturulur.
Bu yönüyle coğrafi işaretler, hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyan çift taraflı bir hukuki enstrümandır.
Kimler Başvurabilir?
Coğrafi işaret başvurusu bireysel bir hakka değil, kamusal yarara dayanır. Bu nedenle başvuru yapabilecek kişiler sınırlı tutulmuştur. Başvurular Belediyeler, Ticaret ve sanayi odaları, Esnaf ve sanatkâr odaları, Üretici birlikleri, Kamu kurumları tarafından yapılabilir. Bu durum, coğrafi işaretlerin “ortak değer” niteliğinin altını çizer.
Denetim ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
Tescil almak tek başına yeterli değildir. Asıl kritik aşama, tescil sonrası denetim sürecidir. Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:
Denetimlerin yetersiz veya düzensiz yapılması
Coğrafi işaretin ticari marka gibi algılanması
Standartlara aykırı üretimin göz ardı edilmesi
Yerel üreticinin süreçlere yeterince dahil edilmemesi
Bu noktada, tescil ettiren kurumların sorumluluğu büyüktür. Zira coğrafi işaretin değeri, kağıt üzerindeki tescilden değil, sahadaki doğru uygulamadan doğar.
Coğrafi İşaret mi, Marka mı?
Uygulamada sıklıkla karıştırılan bir diğer husus da coğrafi işaret ile marka arasındaki farktır. Marka bireysel bir ticari haktır; coğrafi işaret ise kolektif ve kamusal nitelik taşır. Bir ürün hem marka hem de coğrafi işaret taşıyabilir; ancak bu iki koruma rejimi farklı amaçlara hizmet eder ve birbirinin alternatifi değildir.
Coğrafi işaretler, yalnızca bir ürün adı değil; bir bölgenin hafızası, emeği ve itibarıdır. Hukuki koruma altına alınmadığında, bu değerler hızla aşınır. Etkin bir tescil ve denetim sistemi ise yerel kalkınmayı desteklerken, haksız rekabetin de önüne geçer.
Bugün coğrafi işaretlere yapılacak her yatırım, yarın kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilir ekonomik gelişim olarak geri dönecektir. Hukuk, bu noktada yalnızca düzenleyen değil; koruyan ve yaşatan bir rol üstlenmelidir. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere sağlıklı günler dilerim.