'ÇOCUKTUR ANLAMAZ' MI?

Biz büyükler olarak zaman zaman çocukların yanında onları olumsuz etkileyecek bazı söz ve davranışlarda bulunur sonra da nasılsa çocuk daha pek bir şey anlamaz diyerek bu durumu normalleştirmeye çalışırız. Bunu değerlendirecek olursak kelime anlamı itibariyle doğru bir kavram çünkü bebeklerde düşünce süreçleri doğduğunda henüz başlamamıştır. Düşünce süreçleri zaman içinde bebeğin kavram haritasını yavaş yavaş oluşturmaya başlamasıyla yani bir durumun kelime ile ifadesi nedir nasıl bir süreç gelir devamında gibi sorulara yanıt verebildiğinde, bununla ilgili bir fikri olduğunda başlar. bebeklerin düşünce süreçlerini daha etkin kullanabilmeye başlaması annenin veya bebeğe ilk yıllarında bakım veren kişinin onunla ne kadar daha uzun süre ve daha etkin vakit geçirmesiyle ilişkilidir. Bebeklerin anlamadığı düşüncesinin vermek istediği mesaja bakacak olursak bebeğin hiçbir şeyi fark etmeyeceği ve etkilenmeyeceği kastedilmektedir. Halbuki bebekler büyüklerden daha net bir şekilde duyguyu alabilir. Bebekle  özellikle anne arasında kimsenin belki annenin bile fark edemeyeceği yoğun bir etkileşim söz konusudur. Yani Neşet ERTAŞ'ın deyimiyle gönülden gönüle bir yol vardır görülmez. Bebekler annesi o an ne hissediyorsa aynen hisseder ve bunu hemen içselleştirir. Bir ortamda hangi duygu hakimse bebek bunu büyüklerden daha kolay ve yoğun bir şekilde alabilir. Bunun sebebi büyük insanlar kendi bazı yargılarını da beraberinde o ortama getirdiği için yalın bir şekilde hissetmesi veya anlaması zorlaşır ancak bebeklerde henüz duruma, ortama, kişiye ilişkin bir yargı yoktur. Bu yüzden olumlu olumsuz her duyguyu hisseder ve hemen kendine mal eder. Beyaz bir kağıdın üzerine sürülen her rengin kendini daha çok fark ettirmesi gibi her duygu bebekte daha çok yer edinir. Bebeklerin kendisiyle hiç alakası olmasa bile annenin duygusunu aynen alması ve içselleştirmesinin sebebi ise bebeğin kendisini anlamlandırma ihtiyacından kaynaklanır. Bir isminin olması, bir aileye ait olmak, bir iş sahibi olmak, bir okulun öğrencisi olmak, kendini tanımlayabilecek bazı sıfatları taşıyor olmak kendimizi anlamlandırmada bize yardımcı olur. Bebekler henüz bunların birçoğuna sahip değildir veya sahip olduklarının da farkında değildir. Bu ihtiyacı karşılayabilmek için annesinin göz bebeklerinden beslenir diyebiliriz. Kendisine coşkuyla, sevgiyle hayranlıkla bakan gözler varsa kıymetli olduğunu, sevilmeye değer bir varlık olduğunu hisseder. Aksine bıkkınlıkla, öfkeyle, yorgun, isteksiz bakan gözler varsa kendini bıkkınlık veren, sevilmeyi değer görmeyi hak etmeyen bir varlık olarak tanımlar ve ömrü boyunca kendine bu etiketi yapıştırır. Bunun yanında çocuğun ihtiyacı zamanında karşılanmıyorsa altını ıslatan bir bebeğin saatlerce bezi değiştirilmiyorsa, aç olup olmadığı fark edilmiyorsa veya bilinmesine rağmen erteleniyorsa, duygusal ihtiyaçları ihmal edilip sadece kişisel bakımı ile ilgileniyorsa bebek ben ancak bunu hak ediyorum algısıyla kendini değerlendirir. Bu açıdan düşündüğümüzde annelerin aslında bebeğini çok seviyor olmasına rağmen 'bıktım ya bugün kaçıncı bez oldu daha az önce değiştirdim' diye isyan etmesi anne için on dakikalık bir zahmet iken bebek için tüm hayatını şekillendirmesinde önemli bir etmendir. Burada söylenen sözlerin kelime anlamını  bilmese de çocuk sözlerin annede ve ortamda nasıl bir his oluşturduğunu çok kolay hisseder ve  o duyguyu kendine alır. Bu anlamda anne babalık özellikle annelik çok kutsal olduğu kadar üzerinde detaylı düşünmeyi ve hissetmeyi gerektiren bir olgudur. Kendi anne babalarımızdan dinlediğimiz kadarıyla bundan 50-60 yıl önce anne babaların aile büyüklerinin yanında çocuğunu sevmesinin ayıp olduğu düşünülürdü ve çocuklar büyük oranda ihmal edilerek yetiştirilirdi. Bu durumdan muzdarip olan sevgisiz büyüdüğünün acısını hisseden bir nesil var ki onlar çocuğuna değer vermenin, sevgisini göstermenin önemli olduğunun farkına vardılar ve bu düşünceden uzaklaştılar. sağlıklı yetişmiş nesiller için çocuğunun ihtiyacını görebilen ve bunu karşılayabilen annelere ve onlara yardım eden çocuğuyla ve onun getirdiği bir sürü sorumlulukla baş başa bırakmayan babalara ihtiyacımız var. Sevgiyle kalın...

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }