Hatun gelir, yüzü kış
Sözleri sert, gönlü suskun
Hoca der ki: “Ben buradayım
Hani nerede Karakaçan’ım, dostum?”
***
Bizim Hoca, bizim Hoca
Gülerken düşündüren adam
Eşeğinden düşse bile
Dünyaya ders veren adam
***
Bizim Hoca, bizim Hoca
Sözleri bin yıl yaşar
Parayı veren düdüğü çalar
Akşehir’den dünyaya taşar
***
Karakaçan huysuz mu huysuz
Pazar yolu cami önü
“Eşek demeyin,” der Hoca
“Alınır sonra, incinir gönlü”
***
“Satmaya mı getirdin?” derler
Hoca güler, vurur sırtına
“Ümmet bilsin hâlimi
Ben neler çekerim bu huysuzdan ya…”
***
Bizim Hoca, bizim Hoca
Sözü ok gibi saplar
Eşek koşar, Hoca düşer
“Zaten inecektim,” der, kalkar
***
Bizim Hoca, bizim Hoca
Her düşüşte bir öğüt
Güler geçer dünya hâline
Yükü hafif, aklı büyük
***
Evde bir inat, bir bahse tutuş
Kim konuşursa yem verir eşeğe
Hoca susar, gece uzar
Hırsız alır evi, gider sessizce
***
Hatun döner, feryat figan
“Niye sustun?” diye sorar
Hoca der ki gülümseyip:
“Haydi aşağı, yem sırası var…”
***
Bizim Hoca, bizim Hoca
Kaybetse de kazanır
Eşyalar gider belki
Ama söz, bahsi kazanır
***
Bizim Hoca, bizim Hoca
Uykusu bile derin
Bir tebessüm yeter ona
Dünya ağır, Hoca serin
***
Çocuklar sarar yolunu
“Bize düdük al,” derler
Bir tanesi parasını verir
Hoca cebine koyar, geçer
***
Akşam olur, düdük çalar
Sadece parayı veren
Hoca der ki son sözüyle:
“Parayı veren çalar zaten…”
***
Papağan yirmi altın
Hindi bekler pazarda
“Biri konuşur,” der Hoca
“Biri düşünür, fark ne arada?”
***
Bizim Hoca, bizim Hoca
Akıl gülüşe bürünür
Bir söz söyler, asır geçer
Hâlâ içimizde yürür
***
Bizim Hoca, bizim Hoca
Türbesinde yağmur yağar
“Rahmetten kaçma,” der gibi
Güler… ve selam salar
***
Koşuyorum, çiğnememek için
Yeri ıslatan rahmeti
Bir ses gelir geçmişten
“Güle güle torunum,” diye…
[27.01.2026] Sami Başar