Akşehir’de yine okul yolları çocuk sesleriyle dolacak.
Sabahın erken saatlerinde servisler hareket edecek, veliler çocuklarını okula uğurlayacak, öğretmenler sınıflarının kapısını açacak.
Ve ders zili çalacak…
Fakat o zil yalnızca bir dersin başladığını haber vermeyecek.
Akşehir’in geleceği için yeni bir sayfanın açıldığını da ilan edecek.
Çünkü Akşehir’in geleceği sadece belediye meydanlarında, iş yerlerinde, fabrikalarda ya da çarşılarda kurulmaz.
Akşehir’in geleceği bugün sınıflarda kuruluyor.
Her öğrencinin bir hikâyesi var
Akşehir’in mahallelerinden, köylerinden, farklı okullarından gelen çocuklarımızın her birinin ayrı bir hikâyesi var.
Kiminin hedefi üniversite…
Kiminin hayali iyi bir meslek…
Kiminin ise henüz kendisinin bile farkında olmadığı büyük bir yetenek…
Biz eğitimcilerin görevi, o yeteneği ortaya çıkarmaktır.
Bir öğrencinin gözündeki ışığı fark etmek…
Bir çocuğun “Ben yapamam.” dediği yerde ona “Sen yapabilirsin.” diyebilmek…
İşte eğitim biraz da budur.
Çünkü bazen bir öğretmenin tek bir cümlesi, bir çocuğun bütün hayatını değiştirebilir.
Akşehir’in öğretmeni, Akşehir’in geleceğini taşıyor
Akşehir’de görev yapan öğretmenlerimiz büyük bir sorumluluk taşıyor.
Çünkü onlar sadece müfredatı yetiştirmiyor.
Çocuk yetiştiriyorlar.
Karakter inşa ediyorlar.
Hayal kurmayı öğretiyorlar.
Vatanını, milletini, bayrağını, Cumhuriyetini seven; düşünen, sorgulayan, üreten ve ahlaklı bireyler yetiştirmek için emek veriyorlar.
Bu nedenle öğretmenin emeği sadece bir maaş bordrosuyla ölçülemez.
Bir öğretmenin yetiştirdiği öğrencinin hayatındaki izi hiçbir istatistik gösteremez.
Başarı sadece sınav sonucundan ibaret değildir
Akşehir eğitimini konuşurken sadece LGS ve YKS başarılarını konuşmamalıyız.
Elbette akademik başarı önemlidir.
Ama bir çocuğun özgüveni de başarıdır.
Kitap okuması da başarıdır.
Spor yapması, sanatla ilgilenmesi, arkadaşına yardım etmesi, doğruyu söylemesi, sorumluluk alması da başarıdır.
Biz çocuklarımızı sadece sınavlara değil, hayata hazırlamak zorundayız.
Çünkü sınav kazanıp hayatı kaybetmenin hiçbir anlamı yoktur.
Kaybedecek çocuğumuz yok
Akşehir’in hiçbir çocuğu “nasıl olsa olmaz” denilerek kaderine terk edilmemeli.
Bir öğrencinin başarısızlığına bakıp onu etiketlemek kolaydır.
Zor olan, neden başarısız olduğunu anlamaktır.
Zor olan elinden tutmaktır.
Zor olan yeniden ayağa kaldırmaktır.
İşte eğitim sistemimizin en önemli sınavlarından biri de budur.
Kaybedecek zamanımız da yok.
Kaybedecek çocuğumuz da yok.
Akşehir eğitim için el ele vermeli
Bu yıl Akşehir’de eğitim adına daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyacımız var.
Öğretmen, veli, okul yöneticisi, yerel yönetim, sivil toplum kuruluşları ve bütün şehir…
Herkes aynı hedefte buluşmalı:
Akşehir’in çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakmak.
Çünkü eğitim sadece Milli Eğitim Müdürlüğünün, okul yöneticilerinin veya öğretmenlerin işi değildir.
Bir şehrin geleceği, o şehrin çocuklarına verdiği değer kadar güçlüdür.
Ve zil çalıyor…
Şimdi yeniden ders zili çalacak.
Sınıflar dolacak.
Defterler açılacak.
Kalemler yazacak.
Öğretmenler anlatacak.
Çocuklar soracak.
Belki bir öğrenci bugün ilk kez bir hedef koyacak kendisine…
Belki bir öğretmen, yıllar sonra gururla hatırlayacağı bir öğrencisinin hayatına dokunacak.
İşte bu yüzden yeni eğitim-öğretim yılına yalnızca “hayırlı olsun” diyerek bakamayız.
Bu yıl Akşehir’in çocukları için daha çok çalışmalı, daha çok üretmeli, daha çok sahip çıkmalıyız.
Çünkü bugün sınıfta oturan çocuklar, yarın Akşehir’in doktorları, öğretmenleri, mühendisleri, esnafları, yöneticileri, sanatçıları ve bilim insanları olacak.
Belki de yarının Akşehir’ini yönetecek isim şu anda bir okulun sıralarında oturuyor.
Son sözümüz açık:
Akşehir’in geleceği çocuklarımızdır.
Çocuklarımızın geleceği ise hepimizin sorumluluğudur.
Yeni eğitim-öğretim yılı Akşehir’imize, öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize hayırlı olsun.
Ders zili çaldı.
Şimdi sıra geleceği inşa etmekte.