Akşehir’in tapu kayıtları, vakıf defterleri ve diğer tarihi kaynakları araştırıldığında Akşehir Hammal Ali Medresesi’nin şöyle bir öyküsü ortaya çıkıyor:

            Hammal Ali,  Akşehir’de 1400’lü yılların başında dünyaya gelmişti. Fakir bir ailenin çocuğu idi. Ali ince, zayıf olmasına rağmen müthiş bir kuvvete sahip idi. Elleri, kolları tahta gibiydi. En ağır yükleri kaldırırken bana mısın demezdi. Bunun üzerine çalışması için Takyacıyan (Odun) Pazarı’nda bulunan bir oduncuya verilmişti.

            O devirde Akşehir’de Tahıl pazarı, Kağnı pazarı, At pazarı, Balık pazarı ve Odun pazarı gibi pazar yerleri vardı. Pazar yerlerinde karşılıklı dükkanlar bulunurdu. Bu pazarlardan biri olan Takyacıyan (Odun) Pazarı’nda genellikle üzüm kütüğü ve çalıları satılırdı.

            Akşehir üzümü tarihi öneme sahip idi. Her taraf üzüm bağlarıyla doluydu. Sultandağı etekleri, Kozağaç, Eğrigöz, Nadir, Yenice, Bürcek köyleri gibi pek çok yerlerde üzüm bağları vardı. Bağlarda belli zamanlarda budama ve kuruyanları temizleme işlemleri yapılırdı.

            Bağını budatmak ve kuruyanları köklemek için bağ sahipleri Takyacıyan pazarına gider, bir oduncu ile anlaşırlardı. Zamanı gelince oduncunun çalışanları bu bağa giderler, budama işlemini yapar. Kuruyanların toprağını kazarak kökünü sökerlerdi. Çıkan odun ve çalıları toplar, oduncu dükkânına götürüp satarlardı.

            Akşehirliler, güz mevsiminde kışlık hazırlıklarına başlarlardı. Evin yakınlarındaki dam denilen yerde asma çırpısı ve kütüğü ile yer ocakları ve fırınlar yakılırdı. Önce pideler ve börekler yapılır, yenirdi. Kışa hazırlık için ekmekler (şepitler) pişirilirdi. Sonra ateşte üzüm pekmezleri ve çeşitli reçeller kaynatılırdı. Tarhanalar, salçalar yapılıp kurumaya bırakılırdı.

            İşte bu damda yakılan asma çırpısı ve kütükleri ile diğer odunların toplanmasını ve satın alınanların sepetlerle müşterilere ulaştırılmasını hammallar sağlıyorlardı.  XV. Yüzyılda bu hamallardan biri de Ali idi. Hammal Ali çalışkanlığı ile dikkat çekiyordu. En zor işlere, en ağır yüklere çekinmeden girer idi. Çalışkanlığının yanı sıra tutumlu bir insandı. En büyük üzüntüsü yeterli eğitimi görememesi, okuyamaması idi.

            Çalıştığı yerin sahibi Hammal Ali’yi başkalarına kaptırmamak için dükkanın yarısını ona vererek ortak etmişti. Bağları çok olan müşterilerden birisi de ona her yıl bağlarını budama ve temizleme karşılığında iki sıra bağ vermişti.

            Kazandıklarını biriktiren Ali bunlarla Akşehir’den evler satın aldı. Bu evleri de yıllık olarak kiralamıştı.

            Okula gidemeyen Hammal Ali, Akşehir gençlerinin okuyabilmesi için bir medrese kurmaya karar verdi. Bunun için Akşehir İmaret Camisinin Kuzey Doğu’sunda, Kadı İzzeddin Medresesi yanında bir okul yaptırdı.  İki medrese arasında tonoz örtülü bir geçit vardı. Bu geçitten Nasreddin Hoca mezarlığının önündeki yola çıkılırdı.

            Hammal Ali,  Medresenin her türlü ihtiyacını karşılıyordu. Ancak öldüğü zaman medresesinin bakımsız kalmaması için bir vakıf kurdu.

1483 yılı Vakıf kayıtlarına göre:

            Eski Defterde Yazılanlar Uyarınca Akşehir Merkezinde Hammal Ali Mescidi Vakfı

            Bağ 2 Sıra Senelik 30,

            Bahçe Civarındaki Arazi 3 tane Senelik 12

            Ev Arazileri 6 tane senelik 14

            Takyacıyan (Odun) Pazarındaki Yarım Dükkân Senelik 20

            Bu kayıtta da görüldüğü gibi Hammal Ali elinde avucunda ne varsa Vakfına bağışlamıştır. Akşehir gençliğine eğitim veren bu medrese tarihi kayıtlara Hammalzade Medresesi olarak geçmiştir.

            Akşehir tarihini yazan  İ. Hakkı Konyalı, 1945 yılında medresenin yerini tespit etmiş ve o zaman binası tamamen yıkılmış, bahçe yapılmıştı. Daha sonra o bahçeye evler yapılmıştır.

             Böylece büyük bir kültüre sahip olan Akşehir’in yapısına Hammal Ali de katkısını koymuştur.