VERTİGO HAYATINIZI ESİR ALMASIN!

Özel PARKHAYAT Hastanesi KBB Uzmanı DR.Selçuk Sevinç Vertigo’nun Nedenlerini ve Tedavisi hakkında bilgi verdi.

VERTİGO HAYATINIZI ESİR ALMASIN!

Özel PARKHAYAT Hastanesi KBB Uzmanı DR.Selçuk Sevinç Vertigo’nun Nedenlerini ve Tedavisi hakkında bilgi verdi.

04 Aralık 2017 Pazartesi 00:12
717 Okunma
VERTİGO HAYATINIZI ESİR ALMASIN!
banner155

Vertigo, hastanın kendisinin ya da çevrenin hareket illüzyonudur. Baş dönmesi ile aynı anlamda olan Vertigo bir hastalık değil, bir belirtidir. Baş dönmesi, denge bozukluğu gibi yakınmalar, hastaların hekime gitmesinin en sık üçüncü sebebidir. Hafif baş dönmesi ve dengesizlik hissinden, çok şiddetli, hastayı yataktan kalkamaz hale getirebilecek kadar çok geniş bir klinik görüntüsü olabilir. Hasta sarhoşluk hissi duyabilir, sabit duramama ve bayılacakmış hissine kapılabilir. Bu duygular hastada çaresizliğe, uzun vadede korku ve depresyona neden olur. Vertigo önem verilmesi gereken bir durumdur. Acil bir şekilde hekime başvurulması gerekir. Böyle bir durumda Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları veya Nöroloji uzmanına gidilmelidir.

NEDENLERİ

Vücudun dengesinin sağlanmasında aşağıdaki üç sistem rol oynar;

1.    İç kulaktaki denge sistemi

2.    Görmeyle sağlanan denge

3.    Kas-İskelet sistemiyle sağlanan denge

Şimdi bu üç sistemin ne olduğuna kısaca göz atalım:

1.    İç kulaktaki denge sistemi: İç kulakta bulunan üç adet yarım daire kanalları ve bunların uçlarında bulunan iki küçük torbadan oluşur. Yarım daire kanallarının içinde de bir sıvı bulunur. Başımızın en ufak bir hareketiyle bile bu yarım daire kanalları da hareket eder. Hızla giden ve hızla yön değiştiren bir aracın içindeki ters yöne savrulan yolcu misali bu kanalların içindeki sıvı da tam tersi yönde hareket eder. Buradaki duyu hücreleri bu hareketle değişen sıvı basıncını algılar ve sinirsel bir uyarı oluşturur. Bu uyarılar beyine ve beyinciğe gider. Buradaki bir takım işlevden sonra da denge sağlanır.

2.     Görmeyle sağlanan denge: Gözden başlayıp beyindeki görme merkezine kadar uzanan ve aralardaki bir dizi sinirsel yoldan oluşan, görme yoluyla dengenin sağlanmasına yardımcı olan sistemdir.

3.    Kas-iskelet sistemiyle sağlanan denge: Kas, eklem ve tendonlarda bulunan özelleşmiş reseptörler ve bu reseptörlerin oluşturduğu sinirsel uyarıyı beyine ileten sinir yollarından oluşur. Bu reseptörler vücudun uzaydaki konumunu algılar. Dengenin sağlanabilmesi için hangi kasın ne kadar kasılması ve hangi eklemin hangi hareketi yapması gerektiğini belirler.

Bu üç sistemden herhangi birinin bozulması sebebiyle vertigo görülebilir.

EN SIK GÖRÜLEN VERTİGOYA SEBEP OLAN HASTALIKLAR

1.    Baş Pozisyonuna Bağlı Vertigo: Belli baş pozisyonlarında kendini gösteren ani baş dönmesi durumudur. Toplumda yüz binde on yedi oranında görülür. Baş dönmesi çok kısa sürer. Baş dönmesiyle birlikte anormal göz hareketleri görülür. Göz küreleri istemsiz bir şekilde hareket eder. Bu hareket ritmik bir harekettir. İşitme normaldir, çınlama ve ek şikâyet bulunmaz. Tedavisinde yüzde doksanlara varan başarı oranına sahip Epley manevrası yapılır. Bu manevra birer hafta arayla uygulanır ve her seans sonrasında hastaya başını 48 saat boyunca öne ve arkaya eğmesi kesinlikle yasaklanır. Atakların tekrarlaması halinde bu manevra tekrar uygulanır.   Epley manevrası şu şekilde yapılır: Hasta baş ve boynu boşlukta kalacak şekilde düz bir zemine yatırılır. Baş ve boyun uygulayıcı tarafından kontrol edilecek şekilde önce hastalıktan etkilenmiş tarafa 45 derece çevrilir. Bu pozisyonda 20 saniye beklenir. Gözdeki anormal hareketler gözlenir. Daha sonra başın 90 derece diğer tarafa yani sağlam olan tarafa döndürülmesiyle beraber vücudun da o tarafa dönmesi sağlanır. Hasta bu şekilde 20 saniye daha yatar ve en sonunda yavaş hareketlerle doğrulur ve oturur.

2.    İç Kulak Tansiyonu (Menier Hastalığı): Daha önce yukarıda belirttiğimiz yarım daire kanallarının içindeki sıvının artışına bağlı iç kulak tansiyonudur. Nedeni kesin olarak bilinememektedir. Ancak aşırı tuz tüketimi, stres, gebelik ve menopoz gibi çeşitli tetikleyici faktörler saptanmıştır. Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Ancak en sık 40-60 yaş arası kişilerde görülür. Hastalık genelde tek kulakta olur. Ancak dört hastadan birinde çift taraflı görülür. Sıklıkla kusmanın eşlik ettiği baş dönmeleri ve genellikle baş dönmesinden önce başlayan kulakta çınlama, kulakta dolgunluk hissi, işitme kaybı bu hastalığının en önemli belirti ve bulgularıdır. Tanısı hastanın şikâyetlerine, işitme testi ve denge testleriyle koyulur. Bu hastalığın kesin, tam iyileşme sağlayan tedavisi yoktur. Atakları sayısını azaltmak veya daha hafif seyretmesini sağlamak amaçlı tetikleyici faktörler ortadan kaldırılabilir. Buna ek olarak ilaç tedavisi ve iyileşmeyen olgularda cerrahi tedavi düşünülebilir.

3.    Kalp-Damar Hastalıkları (örn: yüksek tansiyon)

4.    Santral Sinir Sistemi Hastalıkları

5.    İç kulaktan Başın Pozisyonunu Beyne İleten Sinirin İltihabı

6.    Orta kulak ve iç kulak arasındaki anormal bağlantılar

7.    Orta kulak iltihabı

8.    İç kulaktan Başın Pozisyonunu Beyne İleten Sinirde Tümör: Genelde iyi huylu olurlar.

9.    Kulağa toksik ilaçlar

10.    Yaşlılığa Bağlı Vertigo

11.    Migrenle İlişkili Vertigo

12.    Boyun Kireçlenmeleri ve Boyun fıtığı

13.    Psikiyatrik Nedenler

TANISI

Hasta hekime başvurduğunda, hekim hastadan aldığı bilgiler doğrultusunda hastayı muayene eder ve bu bilgiler ışığında bazı testler yapar. Hekimin hangi testleri yapacağı hastanın yaşına, cinsiyetine, vertigonun zamanlamasına, süresine, tipine ve ek şikâyetlerin, hastalıkların bulunup bulunmamasına göre değişir. Hekim kulak muayenesi ve nörolojik muayene yaparak sorunun kulakta mı yoksa beyinde mi olduğu ile ilgili fikir edinmeye çalışır. (Buna ek olarak hastanın tansiyonu da ölçülür. Zira yukarıda belirttiğimiz gibi baş dönmesinin nedeni yüksek tansiyon da olabilir.) Hekim kulak ile ilgili bir sorun düşünüyorsa işitme testi ve iç kulakla ilgili denge testi yapar. Eğer nörolojik muayenede bir anormallik saptarsa ilgili bölüme yönlendirir.

TEDAVİSİ

Tedavide asıl önemli olan nedenin bulunmasıdır. Neden bulunduktan sonra  tedavi bu nedene göre yapılır. Vertigoya neden olan hastalık Meniere hastalığı ise ilaç tedavisi , ilaç tedavisi yeterli olmadığı durumlarda özel ameliyatlar yapılabilir, vertigonun nedeni tümör ise ameliyat gereklidir. Baş pozisyonuna bağlı gelişen vertigolarda çeşitli manevralar kullanılır.Herhangi bir enfeksiyon sonucu veya psikojenik nedenlerden dolayı ortaya çıkan vertigolar istirahat ve basit ilaç tedavileri ile tamamen düzelir.

Kısaca belirtmemiz gerekirse vertigo;  vestibüler, görsel, ve derin duyu organlarından elde edilen verilerin yanlış gelmesi veya yanlış algılanması ile ortaya çıkan bir dönme veya denge bozukluğu hissidir. Çok çeşitli hastalıklarda ortaya çıkabilir ve o hastalığın tedavisi ile vertigo da tedavi edilebilir.

Periferik tipteki vertigolarda günler aylar içinde iyileşme görülmesine karşı santral orijinli vertigolardaki dengesizlik yıllarca devam eder. Tedavisi nöroloji ve  beyin cerrahisi bölümünü ilgilendiren santral vertigolarda kulak hekiminin yapacağı vertigoya eşlik eden semptomları iyi değerlendirip hastanın tedavisini ilgili branşlarla ortak yürütmektir. Psikojenik tipteki vertigolar gerçek anlamda vertigodan ziyade dengesizlik halidir. Psikojenik vertigo tanısı organik patolojilerin tamamen ekarte edilmesini gerektiren bir tanıdır. Fakat tüm organik patolojilerin ekarte edilmesi her zaman mümkün olmayabilir. Hatta organik patolojisi bulunan hastalarda bu organik patolojiye eşlik eden reaktif psikiyatrik sorunlar da bulunabilir. Bu nedenle psikojenik vertigo tanısını koymak her zaman kolay değildir.

Yapılan tüm araştırmalara rağmen uzun süren vertigoların nedeni belirlenemeyebilir. Kullandığı ilaçların içersinde denge sistemini baskı altına alan ilaç olup olamadığı araştırılması, varsa hayati önemi olmayan ilaçların bir süre kesilerek hastanın takip edilmesi gerekebilir. Altta yatan hastalığın aydınlatılabilmesi için hasta 5-6 ay sonra tekrar incelenmeli ve gerekirse tetkikler tekrarlanmalıdır. Tetikleyici faktörlerin ortadan kaldırılması ( Sigara, alkol, stres, aşırı tuz kullanımı ), tetikleyici pozisyonlardan kaçınılması rahatlatıcı olabilir. Bütün bu araştırmalara rağmen etiyolojisi belirlenemeyen ve ilerleme göstermeyen hastaların tedavisinde vestibüler rehabilitasyon uygulanabilir.

Vestibüler rehabilitasyon, hastanın bağımsız hareket edebilmesinin sağlanması, hareket halindeyken yürüme güvenliğinin sağlanarak düşmenin engellenmesi,  denge bozukluklarının azaltılması gayesi ile yapılmaktadır. Amaç santral dengeleme sağlamaktır. Vestibüler rehabilitasyon programına alınacak olan hasta,  hastalığıyla alakalı olarak yeterince bilgilendirilmeli ve bu tedavide kendisine de aktif bir rol düştüğünün bilincinde olmalıdır. Süratli bir düzelme beklentisi içersinde olmamalıdır. Rehabilitasyon, bu konuda bilgi sahibi olan uzman odyolog veya fizyoterapist tarafından yapılmalıdır. 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner168

banner229

banner216

banner215

banner159

banner233