banner178

OKULA İLK KEZ BAŞLAYACAK ÇOCUKLARIN UYUM SÜRECİ

Okula başlamadan önce çocukların zihinsel, sosyal ve gelişimsel olarak okula hazır olup olmadıklarının büyük önem arz ettiğini belirten PARKHAYAT Akşehir Hastanesi Psikoloğu Ayşenur İnal, okula ilk kez başlayacak çocukların uyum sürecini ve ebeveynlere düşen sorumlukların neler olduğunu açıkladı.

OKULA İLK KEZ BAŞLAYACAK ÇOCUKLARIN UYUM SÜRECİ

Okula başlamadan önce çocukların zihinsel, sosyal ve gelişimsel olarak okula hazır olup olmadıklarının büyük önem arz ettiğini belirten PARKHAYAT Akşehir Hastanesi Psikoloğu Ayşenur İnal, okula ilk kez başlayacak çocukların uyum sürecini ve ebeveynlere düşen sorumlukların neler olduğunu açıkladı.

10 Eylül 2018 Pazartesi 00:07
4246 Okunma
OKULA İLK KEZ BAŞLAYACAK ÇOCUKLARIN UYUM SÜRECİ
banner155

İnal yaptığı açıklamada; ‘’Yeni eğitim-öğretim dönemi başlıyor, taze zihinler okula hazırlanıyor. Heyecan ve sevinçle koşup okul yolunu tutanların yanı sıra ağlayan, annelerine sarılıp kopamayan, derse girse bile kaçıp gitmek isteyen, yerinde duramayan çocuklar da oldukça fazla yani çocuklar aynı duruma farklı tepkiler veriyor.’’diyerek ebeveynlere yapılması gerekenleri şöyle hatırlattı:   
‘’Çocuklar, kurallı ve öğretim odaklı bir sisteme geçiş yaparken ana sınıfları bu süreçte idealdir. Çocuk kendi akranlarıyla düzenli bir etkileşim halinde olur yardımlaşmayı, sosyalleşmeyi öğrenir. Çeşitli oyun ve etkinliklerle el beceresi ve kas gelişimi desteklenir. Bu sayede birinci sınıfta okuma-yazma öğrenmesi daha kolay olur. Ellerini yıkama, dişlerini fırçalama gibi öz bakım becerilerini kazanır. Kurallarla tanışır ve onlara uymayı, sorumluluk almayı, problemler karşısında akıl yürütmeyi ve kendini ifade etmeyi öğrenir.  Tüm bunların yanında yine de okul olgunluğunun oluşmasında en büyük pay ebeveynlere aittir. Her çocuk doğduktan sonra bakıma muhtaçtır. Zamanla yürüyecek, üzerini-ayakkabısını giyecek, yemeğini yiyecek yetileri gelişir. Bunları yapabilmeye başladığı ilk andan itibaren çocuğa izin verilmeli ve eylemleri desteklenmelidir. Çocuk bir şeyleri yavaş yaparken sabretmeli ya da yanlış yaptığında doğrusunu gösterip tekrar yapmasına fırsat verilmelidir. Ebeveynlerin çocuklarının iyiliğini düşünerek ‘’O daha küçük, yapamaz’’ düşüncesiyle hareket etmeleri maalesef çocuğun gelişimine ket vurur. Oturmaya başladığından itibaren çocuğun, yemek yerken aile bireyleriyle birlikte yemek saatinde aynı masada (mama sandalyesinde) bulunması gerekir ki bunun çocuk için anlamı ‘’ben bir bireyim’’ dir.   Çocuk yemeğin yarısını yerken yarısını döker, ayakkabılarını yanlış giyer, üzerini ters giyer,  ama en sonunda başarır. Bu sayede çocuk hata yapma lüksü olduğu ve hataların telafi edilebilir olduğu bilincine varır.  Eylemlerinin sorumluluğunun kendine ait olduğunu kavrar. Aksi takdirde aşırı koruyucu bir tutumla, ihtiyaçları anne babası tarafından karşılanmaya devam eden çocuk, her şeyi anne babasının bildiğini ve onlarsız bir şey yapamayacağını sanacaktır. Ebeveynler çocuklardan, okul başladığı güne kadar izin verilmeyen, öğretilmeyen her şeyi yapmalarını beklerler. Çocukların kaygılarına bir de onlarınki eklenir. Bu durumda ebeveynlerin sakin, rahatlatıcı, kabullenici bir tutum sergilemeleri çocuğa, bu süreci kolaylaştırıcı bir ortam sunacaktır. Çocuk anne babasının yüzündeki endişeyi gördüğünde, kendi olumsuz duygularının yersiz olmadığı kanısına varır, bu da çocuğun gelişiminde yaşantısını etkileyecek derin izler bırakabilir. ‘’Neden ağladığını anlatır mısın, niçin korktuğunu söyler misin?’’ gibi teşvik edici sorularla çocuğa kendini ve duygularını ifade etme fırsatı verilmelidir. Sözcüklerle ifade edilemeyen türlü düşünceler, ağlama krizleri, öfke nöbetleri gibi sağlıksız yollarla dışa vurulur.  Alınan cevaplara da yine gerçekçi bir dille yanıt verilmelidir. Toplumumuzda en yaygın davranışlardan biri olan; çocuk düştüğünde ‘’bir şey yok, kalk, acımadı ki’’ demek yerine sakin bir üslupla ‘’evet biliyorum şu an canın acıyor ama birazdan geçecek’’ yanıtını vermek doğru olandır. O yüzden ebeveynler okulla ilgili her türlü kaygıyı kabullenici bir tutum ve gerçekçi bir dille çocuğuyla konuşmalı, çocuğun alışma ve öğrenme sürecine dahil olduğunu O’na hissettirilmelidir. Anne babasının bu destekleyici tutumu çocuğun kendine olan inancını ve güvenini tazeler. Çocuğunuzun okula alışma süresi 1-2 haftadan uzun sürüyorsa, altında farklı problemler yatıyor olabilir. Bu durumda profesyonel destek almak, hem söz konusu problemi çözmeye hem de ileride yaşanabilecek olası problemi önlemeye yönelik atılacak sağlıklı bir adım olacaktır.’’

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner262

banner249

banner250

banner252

banner263

banner229

banner255

banner240

banner216

banner260

banner233

banner248

banner253

banner256

banner259

İpek Eşarp Burada