banner178
banner241

İHH'DAN RABİA GÜNÜ AÇIKLAMASI

14 Ağustos 2014 Dünya Rabia Günü nedeniyle İHH-Ayder Akşehir Temsilciliği bir basın toplantısı düzenledi

İHH'DAN RABİA GÜNÜ AÇIKLAMASI

14 Ağustos 2014 Dünya Rabia Günü nedeniyle İHH-Ayder Akşehir Temsilciliği bir basın toplantısı düzenledi

15 Ağustos 2014 Cuma 00:27
1397 Okunma
İHH'DAN RABİA GÜNÜ AÇIKLAMASI
banner155

 

14 Ağustos 2013 tarihinde Mısır'da Rabia Meydanında öldürülen ve duyarlı tüm dünya halklarınca simge haline gelen Esma Biltaci'nin ölüm yıldönümü nedeniyle İHH başta olmak üzere pek çok sivil toplum kuruluşları, günün anısına çeşitli etkinlikler düzenledi.

14 Ağustos'un Dünya Rabia Günü olarak kabul görmesinin ardından İHH-AYDER  Akşehir Temsilciliği de yaptığı basın açıklamasıyla Mısır'daki darbe yönetimini kınadı.

İHH-AYDER  Akşehir Temsilcisi Ahmet İbişdayı ve Temsilcilik Sözcüsü Yaşar Aksoy ortak bir açıklama yaparak dünya üzerinde yapılan zulümlere dikkat çekerek başta Filistin, Suriye, Mısır, Irak, Doğu Türkistan, Filistin ve Arakan olmak üzere yeryüzündeki tüm vahşetlerin, işkencelerin, katliamların, idamların son bulması için herkesin ayağa kalkması gerektiğini belirttiler.

Yapılan açıklamada şöyle denildi: 

Bildiğiniz gibi 3 Temmuz 2013’te Mısır’da seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi yönetimine karşı bir darbe gerçekleştirildi. Ordunun yönetime el koymasından sonra Mısır halkı, buna tepki olarak meydanlara çıktı. Ülke geneline yayılan ve bazen milyonları aşan insan kalabalığının katıldığı gösterilerin merkezi ise Rabiatu’l-Adeviyye Meydanı oldu.

Meydan, adeta insan hakkının, onurunun, sivil iradenin savunulduğu; darbelerin, vesayetçi rejimlerin, kirli medya düzeninin kınandığı, lanetlendiği sembol bir meydan haline geldi. Sadece Mısır halkı değil, başta İslam Dünyası olmak üzere uluslararası kamuoyu halkın bu haklı talebini gördü.

14 Ağustos 2013’te Mısır Ordusu bu barışçıl ve sivil gösterilere silahla müdahale etti. Başta Rabia Meydanı olmak üzere, Nahda ve Ramses gibi meydanlarda sivil halkın üzerine ateş açıldı. 3500’den fazla kişi öldürüldü, on binden fazla kişi yaraladı, binlerce kişi ise tutuklandı.

14 Ağustos 2013 günü, insanlık tarihinin en acımasız sivil katliamlarından biri olarak tarihe geçti. Bu katliamda yaşananlar tüm vicdan sahibi insanların yüreklerinde derin acılar bıraktı. Tüm dünyada bu sivil katliam yüzbinlerce insan tarafından lanetlendi, protesto edildi. Mısır halkının kadın ve çocuk demeden keskin nişancılar tarafından katledilmesi yüreklerimizde derin bir iz bırakmıştır. 

Rabiatul Adeviyye Meydanı'nda asker, insanların üzerine kurşunlar yağdırılırken, sahra hastanesi ateşe verilirken,  insanlar diri diri yakılırken, orada ölen sadece Mısırlılar değil, insanlığın vicdanıydı.
Rabia Katliamında kan içindeki parçalanmış bedenlerin acısından, elinde Kur’anla şehit olanların ruhlarından,  gelinlik yerine kefen giyen şehit Esma’nın umut dolu gözlerinden doğan 14 Ağustos Rabia Günü masum şehitleri anma, insanlığın ve vicdanların sesi olmak için birlik günüdür.

Rabiatu’l-Adeviyye Meydanı’ndaki protestolarda Mısırlıların elleriyle yaptıkları “Rabia İşareti” katliamın olduğu günün ertesinde tüm dünyaya yayıldı. İki gün içinde sosyal medya ve internet ortamında yüz milyondan fazla insan “R4BIA İşareti”nin logosunu kullanmaya başladı. Dünyada yaklaşık 20 ülkede Mısır katliamı bu işaretle protesto edildi. Yüzlerce internet sitesinde, bu işaretin anlamı ve felsefesi üzerine yazılar yayınlandı.

Mısır’daki sivil katliamdan sonra Suriye’de kimyasal silahla yüzlerce sivilin öldürülmesine yönelik protestolar yine bu işaret lanetlendi. R4bia işareti bir anda İslam dünyasının zulme karşı ortak bir ruhu ve kullanılan yeni bir sembolü oldu.

Bu sembol, Batıda ya da Doğuda, insan hayatını, inancını hiçe sayan, katliamlara, darbelere, zulümlere sessiz kalan her ülkeye, sisteme karşı sivil ve barışçıl yollarla itiraz eden herkesin ortak işareti oldu.

Ordunun 3 Temmuz’da yönetime müdahalesi sonucu görevinden alınan Cuumhurbaşkanı Muhammed Mursi, görev süresince Batılı devletlerin beklentilerine cevap vermemiş, batılı devletlerin kendisine çizdiği kırmızı çizgileri dinlememiştir. Beyaz Saray’ı ziyaret etmemiş, halkının daha da rahat etmesi için tüm dünyayı gezmiş, ailelerin değil, kurumların güçlenmesi için çalışmalar yürütmüştür.

Mursi, Mısır’da yerleşik olan derin devletle mücadele etmiş, görevde olduğu süre içinde  hiç maaş almamış, bölgesel barış için komşu ülkelerle diyaloğa geçmiştir. Mısır'ın demokrasiyle tanışmasını sağlayan serbest seçimlerde halkın yüzde 52'sinin oyunu alan Muhammed Mursi  seçildiği günden 3 Temmuz darbesine kadar geçen süreçte dikta döneminin fiili ve hukuki kalıntılarıyla boğuşmak zorunda kalmıştır.

Mursi, İsrail’in Gazze’ye yönelik 2012 yılında düzenlediği saldırılara ilişkin eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a “Gazze, Mısır’dır” diyerek tepki göstermiş, “Muhammed Mursi daima Gazze’nin yanında yer alacaktır” demiştir.

 “Batı’yı ve onların işbirlikçilerini rahatsız eden Mursi yönetimini devirmek için tüm yolları denediler. Bir yıl gibi uzun bir süre ekonomiyi daraltmaya ve diğer tüm dolaylı baskılara rağmen yıkamadıkları hükümeti, darbe ile devirmeye karar verdiler.”

 “Siyonist projenin temel isteği, İsrailin güvenliğini sağlamak, enerji kaynaklarını ele geçirmek ve bölgede Siyonistlerle uyumlu hükümetleri iş başına getirmektir. ABD’nin Irak işgali işte bu amaçları gerçekleştirmek için yapıldı. Mısır’daki İhvan yönetiminin başarısı, ABD’nin ve Batılı ülkelerin bu projelerini tehdit ediyordu. ABD ve Batı, Mısır’da İhvan’a karşı gerçekleştirilen darbeyi destekleyerek, Ortadoğu’daki demokrasi anlayışının değer değil de araç olduğunu ortaya koydu. 

”Bu gerçeği son yıllarda Ortadoğu’da bir çok yerde gördük. Cezayir’de Müslümanlar iş başına geldiğinde de Batı destekli darbe yapıldı. Gazze’de Hamas yönetimi işbaşına geldiği zaman darbe yapılmak istendi. Bu gerçekleşmeyince yıllardır süren ambargo desteklendi. Son örneğini ise Mısır’da gördük. İhvan işbaşına geldiği zaman darbe yapıldı. Bu gerçekleri anladığımız zaman Mısır’da yaşanan darbeyi ve Batı’nın darbeye desteğini anlayabiliriz. Mursi, İsrail ve Batı’ya hayır demek pahasına halkının isteklerini yerine getirdiği için Batı destekli darbeye maruz kaldı.”Suriye'de Esed gitseydi, Mısır'da Mursi kalsaydı İsrail Gazze'de soykırım yapabilir miydi?

14 Ağustos Dünya Rabia Günü, bugün sadece Mısır’da değil Filistin Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Irak’ta Musul ve Kerkük’te, Suriye’de, Orta Afrika’da, Afganistan’da, Myanmar’da ve tüm dünyadaki mazlumların, ezilenlerin ve zulme uğrayanların günüdür.

"Emperyalizm ve işbirlikçileri olan diktatörlerin hak ve hukuk tanımayan saldırılarına, baskı ve zulümlerine karşı tavır almak için tüm vicdan sahiplerini seslerini yükseltmeye davet ediyoruz. 21. yüzyılın utanç vesikası olan başta Filistin, Suriye, Mısır, Irak, Doğu Türkistan, Filistin ve Arakan olmak üzere yeryüzündeki tüm vahşetlerin, işkencelerin, katliamların, idamların son bulması için herkesi ayağa kalkmaya davet ediyoruz. Mısır'da 'Darbeyi Ret ve Meşruiyete Destek' için cunta karşıtı gösteri yapanların idam cezası verilmesini de kınıyor, uluslararası arenayı yargısız infaza karşı ortak bir eylem planı belirlemeye davet ediyoruz."

 İHH-Ayder Akşehir Temsilciliği olarak biz de 14 Ağustos Dünya Rabia Gününde Rabia Platformunun “Tüm Mazlumlar İçin Sesini Yükselt" sloganı ile bu  etkinliklere katılarak dayanışma içerisinde  olduğumuzu gösteriyoruz.

 -"Ayağa kalk ey insanlık!, Ayağa kalk ey Ümmet!" diyoruz.

 

Son Güncelleme: 15.08.2014 00:31
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner262

banner249

banner250

banner252

banner263

banner229

banner266

banner255

banner240

banner216

banner260

banner233

banner248

banner253

banner256

banner259

İpek Eşarp Burada