Eğitimin ailede başladığı bilenen bir gerçektir. Bu yüzden çocuk yetiştirmede her anne- baba bir öğretmen rolünü üstlenir. Eski Türk toplumlarına baktığımızda aileler çocuklarını hayatı öğrenmesinde, bol bol uygulamalar yaptırmıştır. Sorumluluklar ve kültüre bağlı davranışlar teşvik edilmiştir. Bugün ise pek çok çocuk öz kültürel değerlerinden anne- babanın güya toleransıyla uzaklaştırılmıştır. Eğitim öğretim hayatında bazı aileler “Çocuğum ders çalışıyor” diye öğrencinin sosyal gelişiminden alıkoymaktadır.

Peki, bu davranış normal midir? İşte tartışılması gereken önemli bir sorun olarak yine aile döner. Ders çalışılması adı altında odalara kapatılan, ellerine son model telefon verilen, cephelerinde harçlığın miktarı arttırılan çocuklar belki de farkında olunmadan doyumsuzluk noktasına ulaştırılır. Elindekiyle tatmin olmayan ve her zaman daha fazlasını isteyen bu çocuklar, mutsuzluğun ağına düşürülür. Aslında ailelerin çocuklarının mutluluğunu isteyerek, verdiği toleranslar onlara mutsuzluk olarak dönmüştür. İşte bu toplumda “her şey benim olacak, benim istediğim olur, ben istersem her şey olur” düşüncesiyle dolaşan bireylere dönüşür.  Eğitimin ailede başladığı noktası da budur. Belli bir düşünce yapısı ve yaşam koşullarıyla okullara gönderilen öğrenciler, bir aşamaya kadar Milli eğitimin müfredatında bulunan öğretimden, eğitimin ilkelerinden faydalandırılmaya çalışır.  Fakat burada öğretmenlerin, çocuğa öğrettiği faydalı kazanımlar, aile davranışlarıyla maalesef değişikliğe uğramaktadır. Bu yüzden de aile ve okul mutlaka birbiriyle bağlantılı olmalı ve birbirini desteklemelidir. Kastedilen şey, öğrencinin ödevini yapan bir veli değil, öğrencinin ödev yapma farkındalığını kazandıran bir velidir.

            Bugün batı toplumlarının çocukları özgüven, başarı ve gelecek konusundaki duruşları, ailelerin davranışlarıyla bağlantılı görülmektedir. Bizim toplumumuzda ise son dönemde çocuklara hafifleştirilmiş sorumluluk verilmektedir. Bunun yerine ailelerin çocuğa gerekli sorumluluğu yüklemesi, ilerde onları güçlü, başarılı, özgüven sahibi bireyler yapacaktır. Mutlu bir gelecek için eğitimin dengeli ve kontrollü bir şekilde ailede başlaması gerekmektedir.

            Osmanlıda çocuk yetiştirirken ailelerin ilk önemsediği ahlaki değerler, günümüzde bırakın uygulamayı sözlü bile dile getirilmez oldu. Büyüğünün önünden yürümeyen çocuklarımız, bugün anne- babalarını huzurevlerine bıraktılar. İş yoğunluğundan dolayı okunamayan kitaplar çocukların önüne konarak her gün çalışmadıkları hatırlatıldı. Şimdi bu neslin eskiyle kıyaslanıp eğitimde ne kadar önde olduğu, ne imkânlara sahip olduğu söylenilip övünülüyor. Söz konusu güzel gelişmeler elbette toplumum adına mutluluk verici. Fakat kaybedilenlerin yeri hala boş…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner168

banner229

banner216

banner215

banner159

banner89